Ortalama dört saattir bilgisayar başındayım ve konuya nasıl girsem kendimi ve gazetenin yarınını tehlikeye atmam diye düşünüyorum.
İçinde bulunduğumuz karanlığın başka tarifi yok. Yazacağımız kelimelerin bile kaldıramayacağımız bir ağırlığı olabilir gelinen son süreçte…
O kadar ağır yükler altına girmeyi hiç de gözüm kesmediği için tüm kadın arkadaşların kulağına usuldan eğilip, ‘erkekler kapatılsın’ deyip mor bayrağı göndere çektim.

Bir çoğunuz mutlaka denk gelmiştir. Kızılay Kayseri Şube Başkanı birkaç gün önce bir animasyon video paylaştı. Hani güler misin ağlar mısın tadında bir video. Paylaşıma iki dakika kadar tahammül edip izleyebilsem de tamamını, benimle aynı duyguları paylaşan bir kadın arkadaşın konuyla ilgili çektiği içerik sayesinde izledim.
Abem hiç işi gücü yok sanırım, üşenmemiş kendisine yapay zekâ ile bir video üretmiş. Şarkı desem şarkı değil, ilahi desem kafalar karışık. İçine nasıl dert olduysak canım bizler ’Evde kalsın kızlar, ne olur reis’ diye çok yaratıcı bir şey icat etmiş. Neredeyse çeyrek asır önce benimde destek için katıldığım başörtüsüne özgürlük, başörtülü öğrencilerin okuma haklarının ellerinden alınmasına karşı yapılan yürüyüşlerden nasıl bu noktaya geldik akıl ile izah edilebilecek gibi değil. Toplumsal hafızamız ne kadar zayıf olsa da o dönemler bir trajedi olarak hepimizin beyninin bir köşesine mutlaka kazınmıştır. Okumak isteyen kadın öğrencilerin başörtüleri yüzünden okula ve devlet kurumlarına alınmadığı, okumada ısrarcı olanların bir kısmının peruk takarak bir kısmının sokaklarda hak arayışında ömür harcadığı ucube bir süreç.
İyisiyle, kötüsüyle o dönemleri sokakların her bir köşesinde mücadele ederek kazandık. Her ne kadar şimdiki iktidar bu kazanımı sadece kendi hanesine yazsa da bugün sosyalist, anarşist, komünist, terörist diye dört duvar arasında yaşam mücadelesi veren kim varsa o gün gençlerin hak özgürlükleri için sokaklarda onlar vardı. Bugünün iktidarında yazdığımız her cümleyi binbir türlü elekten geçirip bin birinciyi kestiremeyip soluğu demir parmaklarında ardında alan bizler o dönemlerde de farklı bir siyasi gücün biber gazına, müdahalesine, gözaltına aldırmadan doğru bildiğimiz ve doğru olduğuna inandığımız kadınların okuma özgürlüğü için sokaklardaydık.
Dönem dönem herkes gibi umutsuzluğa kapıldığım anlar olsa da Kayseri Kızılay Şube Başkanı Cafer Beydilli Bey’in yaptığı paylaşım yerlerde sürünen umudumuzun silkelenip tekrar ayağa kalkmasını sağladı. İnsan ister istemez gelinen noktada ‘acaba baş örtüsü konusuna destek olarak yanlış mı yaptım’ diye kendisini sorgulayıp, farklı bir siyasi oyunun istemeden figüranı olduğunu düşünüp içten içe kızıyor kendine. ‘Evde kalsın kızlar ne olur reis’ paylaşımı sonrası bir sürü kapalı arkadaşın videosuna denk geldim. Hani Bilal’e anlatır gibi anlatmışlar bizi sadece videolarda buzlayabileceklerini, Bilal’e anlatır gibi anlatmışlar ekonomik özgürlüğümüzü elimizden alamayacaklarını, Bilal’e anlatır gibi anlatmışlar kadınları asla istedikleri gibi el pençe divan haline getiremeyeceklerini, Bilal’e anlatır gibi anlatmışlar kadın cinayetlerini, çocuk istismarlarını, ekonomik sıkıntıları.
Ardı ardına izlediğim videolarla daha bi güvenle kaldırdım başımı. Daha bi umutlu oldum yarınlara dair. Bizim dün başörtüsüyle okula gidebilsin diye sokaklarda mücadele ettiğimiz çocuklar büyümüş, öğretmen olmuş, psikolog olmuş, doktor olmuş.
Ez cümle …
Dün mağduriyetimizi toplumsal dayanışmayla çözdüğümüze hala ikna olmayan kan emici ve her türlü zaafı kullanmayı kendine görev bilmiş kişiler, iki kelimeyi bir araya getiremedikleri halleriyle bugün yine toplumun sinir uçlarıyla oynamaya devam ediyor. Siyaset denen para musluğunun bir tarafını tutan herkes, daha fazla ne kazanç elde edebilirim diye her sıkıştığında kadınların okumasından, giyinmesine, sevişmesinden, doğurmasına kadar hakkı olmayan tüm konularda hayasızca fikir beyan etmekten asla çekinmiyor.
Geldiğimiz süreçte sağ partisi, sol partisi fark etmeden kadınları aşağılayıcı bir dille kurdukları her cümleyi heybemize attık, bekleriz elbet…
Kusura bakmayın beyler, videolarda blurladığınız, kuluçka makinesi gibi doğum başına paralar vadettiğiniz kızlar evde kalmadı, ağzınızın suyu akarak kurduğunuz hayallerden sizi uyandırmak için ellerinde su dolu kovalarla sokaklarda meydanlarda bekliyor.
Hayalini kurduğunuz sistemin gerçekleşmemesi için biz barikatı kurarız, evde çamaşır bulaşık yıkanmak için ellerinizden öper.