Biliyorduk… Her şey ortadaydı ancak bazıları görmemeyi hatta bakmamayı tercih etti.

2024 yerel seçimlerinde hepimiz oy kullandık. Seçim sürecindeki aday belirleme süreçleri çok ayrı bir konu, sonuçta bir aday belirlendi. Herkes iyi hizmet edebileceğini düşündüğü adaya oy verdi. Ben de dahil çevremdekilerin çoğu Cumhuriyet Halk Partisi’nden aday gösterilen Cemil Tugay’a oy verdi. Kendisine bayıldığımızdan değil AKP’nin adayı kazanmasın diye. Neyse, sürecin bu kısımları çok da önemli değil.

Cemil Bey göreve gelmesinin birinci ayında belediye emekçilerini işten çıkarmaya başladı. Sonrasında bu gelişme daha geniş çaplı işten çıkarmalar ve bütün İzmir’in artık hâkim olduğu “havuz sistemi” uygulaması ile devam etti.

Bunların beraberinde haklarını aramak için greve çıkan belediye işçilerine hayatlarını zindan ettiği yetmezmişçesine grevlerini baltaladı, çöp toplarken verdiği pozlar ile kendi PR’ını yaparak, İzmir yurttaşı ile İzmir Büyükşehir Belediyesi çalışanını birbirine kırdırdı.

Aslında o zamandan belli olmuştu Cemil Tugay’ın İzmir için doğru bir belediye başkanı olmadığı. Çünkü bu gözler 2022’nin Nisan ayında Çiğli’de, “Tavrımızı işçiden yana koyduk” diyerek grev sonlandıran Tunç Soyer’i de gördü.

Bir yanda grev kırıcı bir başkan diğer yanda işçiden yana durduğunu açıkça söyleyebilen işçi dostu bir başkan. Bütün bunlar yaşanırken hikâyenin sonunu tahmin etmek çok da zor değildi.

Ancak bazıları da tahmin edemedi, ya da görmek istemedi. Geçtiğimiz haftalarda Tugay’ın CHP’den ayrılmasını “ilk kurşun” olarak yorumlayıp gururla Cemil Tugay – Hasan Tahsin benzetmesini yapanlar bu süreçleri tahmin edemedi mesela.

Tam da o günlerde bu benzetmeye karşı yazdığım, “Hasan Tahsin ile gazeteciye “şey” diyen yan yana gelir mi?” başlıklı köşe yazımda şu cümleyi kurmuştum; Hasan Tahsin’i hepimiz biliriz de siz Cemil Tugay’ı yeterince bilmiyorsunuz.

Gerçekten de bilmiyorlarmış… O kadar bilmiyorlar ki Tugay ve Erdoğan görüşmesinin ardından neredeyse her şey belliyken AKP söylentilerine karşı, “30 Ağustos dediler, olmadı! 9 Eylül dediler, olmadı! Ne var sırada? 29 Ekim mi?” cümlelerini kurarak Tugay’ı AKP’ye geçeceğini bilecek kadar tanıyanlara, “hayali senaryo avcıları” diyenler oldu.

İzmir’i ilk defa AKP’li bir belediyenin yöneteceği gerçeğinden sonra neler olacağı tabii ki merak konusu. Ancak benim asıl merak ettiğim Cemil Tugay’ı babasının oğluymuşçasına savunan ve güvenen bu düşüncedeki kişiler şimdi ne diyecekler. “Yanıldık, kandırıldık, inandık” diyebilecekler mi yoksa Tugay gibi 180 derece dönerek, “aslında mantıklı bir karar, adam İzmir için en iyisini yaptı” gibi orta yolcu cümleler mi kuracaklar.

Bence ikinci ihtimal daha gerçekçi. AKP’lilere İzmir Marşı söylettiren ülkemiz siyaseti bu insanlara da her şeyi söyletir. İzleyelim görelim.