21.10.2019, 09:55

Renklere tahammülsüzlük her yerde

Geçtiğimiz hafta İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis’inin Ekim ayı üçüncü toplantısını izlerken ‘trajikomik’ bir ana denk geldim. Yapılan oylamalar, alınan kararlar sonrası ‘dilek ve öneriler’ bölümüne geçildi.

Meslis’teki AKP grubundan 2 kişi ‘Toplumsal cinsiyet eşitliği komisyonu’ ile ilgili söz aldı.

AKP’li Meclis Üyesi Dilek Yıldız BüyükdağToplumsal cinsiyet eşitliği komisyonu’nun logosunun farklı grupları çağrıştırdığını ifade ederek eleştirdi.

Bir diğer AKP’li Meclis Üyesi Hüsnü Boztepe ise, "Toplumsal Cinsiyet Eşitliği logosuyla ile ilgili ben o zaman da söylemiştim; siz direkt LGBTİ artı olan renkleri koyacaksınız demiştim, burada da bu rengi görüyorum. Bu, İzmirlilere saygısızlıktır" ifadelerini kullanarak şaşırttı.

Eleştiriler üzerine söz alan komisyon üyesi CHP’li Gamze Gül Çamur ise “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği isim değişikliği ve sonrasında logomuzla ilgili yapılan eleştiriler benim canımı sıkmaya başladı. Siyasette muhalefet yapmak için havadan nem kapılmamalı. Logomuz çok güzel, özellikle İzmir’de cinsiyet ayrımcılığının ortadan kalkması için çalışmalar yapıyoruz.” diye karşılık verdi.

Yeni logoyu daha önce görmemiştim. Merak ettim ve baktım.

Logoda, gökkuşağı renkleri üzerinde bir kadın ve bir erkek figürü var. Aralarında ise ‘eşittir’i simgeleyen iki paralel çizgi var. Muhtemelen tepkilerin hedefi kadın ve erkek figüründen ziyade gökkuşağı renklerineydi.

Benzer bir tartışmaİstanbul Büyükşehir Belediyesi Televizyonu’nun logo değişikliğinde yaşanmıştı. İBB TV’nin logosu renklerinden kaynaklı LGBT ile ilişkilendirilip aynı grup ve siyasi görüş tarafından eleştirilmişti. Hatta yeni logodaki desen hiç akla, hayale gelmeyecek şeylere benzetilmişti.

Renklere, farklılıklara tahammülsüzlüğü bu kadar aleni ifade eden başka bir siyasi gruba daha önce rastlamadım.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu, bu logoyu seçerek İzmirlilere nasıl bir ‘saygısızlık’ yapmışaçıkçası onu da anlayamadım.

TAŞIMA SU İLE ÇEVRİLEN ‘DÜMEN’

İzmir’in yaklaşık 20 yıldır yapılmasını beklediği bir baraj var, Çamlı Barajı. Yapılması planlanan Çamlı Barajı’nın Menderes’in yanı sıra Güzelbahçe, Çeşme, Urla veSeferihisar gibi çevre ilçelere de hem içme suyu olarak hem de sulama suyu olarak fayda sağlayacağı bilinmekte.

Bu durumDevlet Su İşleri tarafından da kabul görmekteydi,  ta ki 2007 yılına kadar.

Baraj projesi için 2002 yılında ‘ivedilikle yerine getirilmeli’ diyen DSİ ne oldu da 2007 yılında ihtiyaç olmadığını savunur hale geldi?

Aradaki 5 yılda Efemçukuru’nda, Kanadalı Eldorado Gold Mandecilik firmasının Türkiye’deki şirketi Tüprag tarafından altın arama süreci başlamış ve 2009 yılında arama ve sondaj çalışmaları son bulmuş.2011 yılında ise maden faaliyete,doğa ise tahrip edilmeye başlamış.

İZSU Çamlı Barajı’nı yapmak istiyor, DSİ yan çiziyor.

Peki ne olacak Çamlı Barajı yapılmazsa? Manisa Gördesli Barajı’ndan o bölgeye su takviyesi yapılacak. Olan ise İzmirliye olacak. Taşıma su ile değirmen dönmez ama çevrilen bir ‘dümen’ var, o kesin. Bu taşıma suyun faturası da İzmirlilere yansıtılacak.

Yorumlar (1)
Zülal İpekpula 3 hafta önce
Her zamanki gibi harika bir yorum,harika bir anlatış...Sizi kutluyorum genç gazeteci arkadaşım...
banner96
banner177
12°
kapalı
Günün Karikatürü Tümü
Anket Tümü
İstanbul hezimetinin ardından AKP iktidarı erken seçime gider mi?