Özgürlüğünüz kutlu olsun Roshanak…
Hamid…
Ali Reza…
Adlarınızı yazarken bile içimde bir üniversite kantini uğultusu başlıyor. Çay bardakları, sigara dumanı, yarım kalan devrim tartışmaları, “Türkiye’de her şey serbest ya!” diye şaşıran gözleriniz… Benim gençliğim biraz da sizin aksanınızla konuşurdu.
***
Siz, İran’daki molla rejiminden kaçıp Türkiye’ye sığınan, okumaya gelen, nefes almaya gelen arkadaşlarımdınız.
Bizim için “yurt dışından gelen öğrenci”, kendiniz için “kaçabilmiş olanlardınız”.
Sonra hayat…
Vize bitti, para bitti, aile hastalandı, pasaport tükendi, umut yıprandı.
Ve siz, o kabus ülkeye “geçici” diye diye geri döndünüz.
Geçici dediğimiz şeylerin kalıcı olma huyu vardır; diktatörlükler gibi.
***
Yıllarca haberlerin alt yazısında gördüm ülkenizi.
“Protestolar bastırıldı.”
“İnfazlar arttı.”
“Kadınlara yeni yasaklar.”
Her haberde aklımdan aynı cümle geçti:
Benim arkadaşlarım orada.
Ve şimdi…
Şimdi “özgürsünüz” diyorum.
Bu kelimeyi İran için kurmak hâlâ insanın dilini acıtıyor ama bugün yakışıyor işte: özgürsünüz.
***
Sosyal medyada gördüm sevincinizi.
Gülüşleriniz değişmemiş ama yüzleriniz büyümüş.
Gençliğimizin kahkahaları artık direnişten çıkmış gibi.
Size bakınca sadece İran’ı düşünmüyorum.
Kendi ülkemin de aynaya bakması gerektiğini hissediyorum.
Çünkü baskı, coğrafya tanımaz.
Sadece uygun fırsatı kollar.
***
Bugün size “özgürlük” diyoruz, yarın başkasına diyeceğiz.
Özgürlük, bayrak gibi el değiştiriyor bu coğrafyada.
Kimdeyse ona alkış, kimde yoksa ona ağıt.
Ama bugün sizin gününüz.
Bugün benim gençliğim de biraz serbest bırakıldı sanki.
Yarım kalmış kahkahalar, ertelenmiş hayaller, yarım kalmış vedalar…
***
Roshanak…
Hamid…
Ali Reza…
Sizin kadar coşkuluyum.
Sizin kadar temkinliyim de.
Çünkü özgürlük, bu topraklarda hep “şimdilik”tir.
Yine de bugün bağıralım:
Yaşasın özgürlük.
Geç gelmiş olsun, eksik gelmiş olsun, korkarak gelmiş olsun…
Ama gelmiş olsun.
Ve bir gün, hiçbir genç “kaçmak” fiilini gelecek planı olarak kullanmak zorunda kalmasın.
Ne İran’da, ne Türkiye’de, ne başka bir karanlıkta.
O güne kadar…
Özgürlüğünüz kutlu olsun, arkadaşlarım.
Benim gençliğim…
Benim hatıram…
Benim umut borcum.