12 Temmuz 2024 tarihinde yalnızca İzmir’de yaşayanlar için değil, aynı zamanda ülke çapında ciddi bir travmaya yol açan elim bir hadise yaşandı. Özge Ceren Deniz (23), yaz günü İzmir’in en merkezi bölgelerinden biri olan Alsancak’ta işlek bir caddede yürürken sağanak yağış etkisini artırdı.
Bilekleri aşan su birikintileri oluşurken tıp fakültesi 5. sınıf öğrencisi Deniz, ayak bastığı yerin altındaki elektrik kaçağı nedeniyle akıma kapıldı. Onu müzisyen İnanç Öktemay (44) duymuş, tanımadığı ve akıma kapılarak düştüğü gerçeği aklına gelebilecek en son şeylerden biri olduğu için yardım etmek için elini uzatmıştı. Öktemay da suya dokunduğu yerde akıma kapıldı. Biri hekim adayı diğeri müzisyen olan iki vatandaş, bu elim hadisede hayatlarını kaybetmişlerdi. Olayın hukuki boyutu pek çok kişiye temas etti; İZSU, GDZ Elektrik ve altyapı çalışmalarında görev alan taşeron firmaların çalışan ve yöneticilerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda sanık yargılandı; dava süreci istinaf aşamasında devam ediyor. Ancak yargılamaların varlığı, benzer bir ihmal zincirinin yeniden oluşmasını engelleyecek idari ve teknik tedbirlerin yerine geçmez.
Bu trajik vakanın üzerinden iki yıl geçti. Geçtiğimiz kış – tam da ciddi bir su krizi yaşanırken – bol yağışlı geçmiş ve İzmir’in su sorununu orta vadede de olsa bir süre daha ötelemişti. Projeksiyonlara göre bu kışın da bol yağışlı geçmesi öngörülmekte. Yukarıda bahsi geçen ve hafızalardan silinmeyen trajik olayın çeşitli sebepleri vardı. İlki sağanak yağışın akabinde ayak bileklerini aşacak şekilde yükselen ve – hiçbir şey olmasa bile – pis suyun vücuda temas etmesine neden olan su birikintileri. Mazgalların eksikliği ve var olan mazgalların tıkanıklığı, sağanak yağışın tahliyesini engelleyen unsurların başında gelir. Betonlaşan şehirlerde normal hâle gelen, yağan yağmuru toprağın emememe sorunu, mazgal eksikliği ve tıkanıklığıyla birleşir ve kanalizasyon sularının yağmur sularına karışıp yeryüzündeki ayaklara çıkacak bir hâl alır. Dolayısıyla anormal birikintilerle yükselen yağmur suyu, başlı başına ciddi bir belediyecilik ve altyapı sorunudur. Üstelik burada mesele yalnızca yeni mazgallar açmak değil, mevcut altyapının düzenli biçimde denetlenmesi ve yağış öncesinde işlevsel tutulmasıdır. Çünkü sağanak başladıktan sonra yapılan müdahale, önceden yapılması gereken bakımın yerini tutmaz. Ne var ki Alsancak’taki trajedinin teknik nedenleri yalnızca elektrik kablolarının standart dışı biçimde, yeryüzüne yakın gömülmesiyle sınırlı değildi. Son bilirkişi raporuna göre yer altındaki elektrik hattında yeterli derinlik ve mekanik koruma koşullarının sağlanmaması, geçmiş müdahalelerde riskin kalıcı olarak giderilmemesi, yüzey suyunun yeterince tahliye edilememesi ve elektrik koruma sistemindeki yetersizlikler birlikte faciaya zemin hazırladı (bkz. https://www.dha.com.tr/gundem/akima-kapilan-2-kisinin-olumune-iliskin-davada-yeni-rapor-olay-tek-bir-ani-hatayla-meydana-gelmedi-2937790). Kaldı ki yer altında kalan ve gündelik yaşamda gözle görülmeyen bir riskin, ancak yağmur suyu yükseldiğinde fark edilmesi kabul edilebilir bir denetim yöntemi değildir. Bu nedenle elektrik hatları ile yağmur suyu altyapısının ayrı ayrı değil, aynı kamusal güvenlik zincirinin parçaları olarak ele alınması gerekir.
Geçtiğimiz sene yaşanan su krizinin akabinde bol yağışlı bir kış sezonu istenmekte, böylece gündelik yaşamı sekteye uğratacak kadar düşük baraj seviyelerinden kaçınmak hedeflenmektedir. Yağmur, barajları doldurması beklendiği ölçüde şehir altyapısının zayıf noktalarını da sınayan bir doğa olayıdır. Bu nedenle yağışlı bir sezonu beklemek bir yandan da ona hazırlık yapmayı rafa kaldırmamalıdır. Hazırlık yalnızca kriz anında ekip sayısını artırmak değil, riskli noktaları önceden tespit edip sorumluluğu kurumlar arasında açık biçimde paylaşmaktır. İzmir’in yağmura ihtiyacı ile yağmurdan korunma zorunluluğu birbirine zıt iki talep değildir; iyi yönetilen bir kentte bu ikisinin aynı anda mümkün olması gerekir. Kış gelmeden önce yapılacak her denetim, yağmur başladıktan sonra kurulacak kriz masasından daha değerlidir. Bir yaz yağmurunun belediye kurumları, elektrik dağıtım firması ve personelleri arasındaki ihmal ve koordinesizliği gözler önüne serdiği İzmir’in, çok istediği ve eksikliğinden geçtiğimiz dönemlerde çok mustarip olduğu yağmur nedeniyle can kaybı yaşamak gibi bir lüksü olmamalıdır.