TFF'nin kazandığı yerde amatör futbol neden kaybediyor?
“Amatör…”
Kelimenin kendisi bile bazen yanlış anlaşılıyor.
Amatör futbol,
“Gönüllülükle yapılır, kendi yağında kavrulsun, fazla da destek beklemesin.”
denilecek bir alanmış gibi görülüyor.
Oysa ben başka türlü bakıyorum.
Amatör futbol, Türk futbolunun başlangıç noktasıdır.
Çocuğun ilk lisansı burada çıkar.
İlk forması burada giyilir.
İlk antrenörü burada karşısına çıkar.
İlk mağlubiyetini burada yaşar.
İlk takım arkadaşlığını burada öğrenir.
Ve profesyonel futbolun yarınki oyuncusu, bugün çoğu zaman amatör sahalarda yetişir.
Dolayısıyla amatör futbol;
Türk futbolunun gider kalemi değil, geleceğe yapılan yatırımdır.
---
PEKİ NEDEN PARA İSTENİYOR, DESTEK NEREDE?
Türkiye Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonu'nun 10 Ağustos 2026 tarihli kamuoyu duyurusu bu konuda oldukça açık.
TASKK, dayanamadı ve , 2026-2027 sezonunda filiz ve vize işlemlerinde 500 TL ücret uygulanmasını, önceki sezonlarda Türkiye Şampiyonalarına katılan alt yaş takımlarına verilen bazı maddi desteklerin kaldırılmasını ve çeşitli katılım ve teminat bedellerindeki artışları eleştirdi.
TASKK ayrıca bu uygulamaların amatör kulüplerin ayakta kalmasını daha da zorlaştıracağı yönünde ciddi endişe bildirdi.
Burada durup düşünelim.
Eskiden amatör kulüpler zaten para kazanmak için kurulmuş yapılar değildi. Ancak şartlar değişti. Amatör futbol, birçok küçük ve büyük iş insanının, antrenörün ve girişimcinin dikkatini çeken büyük bir kaynağa dönüştü. Birçok yeni amatör kulüp kuruldu, spor okulları açıldı, mahalle aralarındaki halı sahalar büyük gelirler elde etmeye başladı. Elbette bu kaynağı yalnızca bu kişiler fark etmedi; TFF de bunun farkına vardı. Ardından da bu kaynağa yönelik yeni bir düzenleme ve ücretlendirme sistemi getirildi.
---
BİR DE SOSYAL MEDYADA DOLAŞAN LİSTE VAR
Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada bir paylaşım dolaştı.
Kim hazırladı, bilmiyorum.
Ama açık söyleyeyim:
Okuduğumda “Keşke gerçekten böyle bir sistem kurulsa” dedim.
Listede istenenler aslında çok temel şeyler:
Antrenör ödemelerine destek, daha fazla tesis, servis ve ulaşım desteği, lisans ve vize ücretlerinin cüzi seviyelere çekilmesi, Türkiye şampiyonalarına katılan takımlara maddi destek, spor psikoloğu desteği, doktor ve ambulans hizmeti.
Bunlar lüks mü?
Bir çocuğun deplasmana gidebilmesi…
Bir antrenörün emeğinin karşılığını alabilmesi…
Bir kulübün lisans işlemlerini karşılayabilmesi…
Bir gencin gerektiğinde psikolojik destek alabilmesi…
Sakatlanan bir oyuncuya anında müdahale edilmesi, hatta tedavi edilmesi…
Bunlar gerçekten fazla şeyler mi?
---
TFF'DEN SADAKA İSTEMİYORUZ
Burada çok önemli bir ayrım yapalım.
Biz TFF'den:
“Kulüplere para dağıtın.”
demiyoruz.
Biz diyoruz ki:
Amatör futbolun ürettiği değeri yine amatör futbolun geleceğine döndürecek sürdürülebilir bir sistem kurun.
Çünkü futbol böyle büyür.
Bugün 10 yaşındaki çocuk için yapılan yatırım, yarın 20 yaşında profesyonel futbolcu olarak geri dönebilir.
Bugün bir amatör kulübe verilen tesis desteği, yarın profesyonel bir futbolcunun yetişmesine katkı sağlayabilir.
Bugün bir antrenörün emeğine verilen destek, yarın Türk futboluna yeni bir teknik adam kazandırabilir.
---
TFF'NİN DOĞRU YAPTIĞI İŞLERİ DE GÖRMEZDEN GELMEYELİM
TFF'nin Gelişim Liglerinde amatör kulüplerin sisteme daha fazla dahil edilmesine yönelik önemli adımları oldu.
TFF'nin kendi açıklamasına göre 2025-2026 sezonunda Gelişim Liglerine katılan kulüp sayısı 99'dan 247'ye, kategorilerdeki takım sayısı 393'ten 863'e, toplam maç sayısı ise 5.100'den 12.000'e yükseldi. Ayrıca kriterleri karşılayan 117 amatör kulüp sisteme dahil edildi.
Bu küçümsenecek bir gelişme değil.
Aksine, doğru yönde atılmış önemli bir adım.
---
AMATÖR KULÜBE GELİŞİM LİGİ KAPISI AÇILIYOR, AMA…
2026-2027 sezonunda Gelişim Liglerine katılımı onaylanan amatör kulüplerden 200 bin TL teminat ve 100 bin TL katılım bedeli isteniyor.
Yani toplamda 300 bin TL'lik bir mali yük söz konusu.
Elbette bunun karşılığında ciddi bir organizasyon kuruluyor.
Elbette tesis, sportif başarı, fiziksel yeterlilik, organizasyon ve fair-play gibi kriterler aranıyor.
Bunların tamamı tartışılabilir ve anlaşılabilir.
Ama şu soruyu sormak da bizim hakkımız:
“Çocuk yetiştiren amatör kulübün bu parayı bulabilmesi için sistem ona ne kadar destek veriyor?”
Çünkü her kulübün arkasında güçlü bir sponsor yok.
Her kulübün hazır tesisi yok.
Her kulübün servis aracı yok.
Her kulübün ekonomik gücü aynı değil.
---
EN BÜYÜK FATURA KİMİN CEBİNDEN ÇIKIYOR?
Bunu bir antrenör olarak yaşayarak biliyorum. Daha önce de yazmıştım.
3. Lig'de bir takımın altyapı sorumluluğunu yaptığım dönemde, Gelişim Ligi deplasmanları için aileleri topladım.
Kumanya işini organize ettik.
Servis ve şoför maliyetlerini veliler arasında paylaştırdık.
İlk bakışta hoş bir tablo değildi.
Ama gerçek şuydu:
Başka çaremiz yoktu.
Masrafları mümkün olduğunca aileler arasında ortaklaştırdık.
Fakat bu kez başka bir adaletsizlik ortaya çıktı.
İlk 11'de oynayan çocuğun ailesi de, sonradan oyuna giren çocuğun ailesi de, hiç oyuna girmeyen çocuğun ailesi de aynı masrafa ortak oluyordu.
Hiç oyuna girmeyen çocuğun ailesi haklı olarak:
“Ben neden aynı parayı ödüyorum?”
diye soruyordu.
İşte amatör futbolun gerçeği budur.
---
AMATÖR FUTBOLUN GÖRÜNMEYEN SPONSORU: AİLE
Bunu artık açıkça söyleyelim.
Birçok altyapı takımının görünmeyen sponsoru anne ve babadır.
Forma, krampon, ulaşım, turnuva, deplasman, kumanya, bazen lisans, kulüp aidatı, bazen de ekstra antrenman…
Liste uzayıp gidiyor.
Aile bir yandan evini geçindirmeye çalışıyor.
Bir yandan çocuğunun diğer çocuklardan eksik kalmaması için elinden geleni yapıyor.
Ve bütün bunlar yapılırken biz hâlâ “amatör futbol” diyoruz.
Amatör olabilir.
Ama ailenin ödediği bedel hiç de amatör değil.
---
TFF'NİN GÖREVİ SADECE ÜCRET BELİRLEMEK Mİ?
Bence hayır.
TFF'nin görevi yalnızca:
“Ücret şu kadar.”
demek olmamalı.
Aynı zamanda:
“Bu çocuk nasıl futbol oynayacak?”
sorusunun da cevabını üretmeli.
Kulübün antrenörünü nasıl destekleyeceğiz?
Çocuğu deplasmana nasıl götüreceğiz?
Tesis problemini nasıl çözeceğiz?
Ailenin yükünü nasıl azaltacağız?
Çocuğun psikolojik gelişimini nasıl takip edeceğiz?
Ekonomik imkânı sınırlı ama yetenekli çocuğu nasıl koruyacağız?
İşte gerçek futbol politikası budur.
---
ASKF'LER NEDEN DİYARBAKIR'DA TOPLANDI?
19 Eylül 2026'da TASKK 18. Bölge ASKF Başkanları Toplantısı Diyarbakır'da gerçekleştirildi.
Toplantıya TASKK yönetiminin yanı sıra Diyarbakır, Trabzon, Adıyaman, Batman, Elazığ, Erzincan, Gaziantep, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Tunceli, Malatya, Van, Ağrı ve Bitlis ASKF başkanları katıldı.
Resmî açıklamaya göre toplantıda;
amatör sporun mevcut durumu, kulüplerin sorunları, yerel liglerin işleyişi, yeni sezon uygulamaları ve amatör sporun geleceğine yönelik çalışmalar ele alındı.
Amatör futbolun sorunları bu kadar geniş bir coğrafyada ortaklaşmışken, bu toplantılardan TFF'ye hangi somut talepler gidecek?
Çünkü artık sorunlar tek tek kulüplerin şikâyeti olmaktan çıkmış durumda.
---
ASKF'LER ETKİSİZ ELEMAN OLMAK ZORUNDA DEĞİL
Ben ASKF'leri suçlamak istemiyorum.
Tam tersine.
ASKF'lerin daha güçlü olmasını istiyorum.
Çünkü kulübün sesini TFF'ye taşıyacak en önemli yapılardan biri onlar.
Kulüplerin sorunlarını toplasınlar.
Antrenörlerin sorunlarını toplasınlar.
Ailelerin sorunlarını toplasınlar.
Rakamları çıkarsınlar.
Dosyayı hazırlasınlar.
TFF'nin önüne koysunlar.
Ve sonra da takip etsinler.
Çünkü sadece toplantı yapmak yetmez.
Toplantıdan sonuç çıkarmak gerekir.
---
PROFESYONEL FUTBOL GÜÇLÜYSE, AMATÖR NEDEN GÜÇSÜZ KALSIN?
İşte benim asıl sorum burada.
Profesyonel futbolun ekonomik hacmi ortada.
Yayın gelirleri, sponsorluklar, reklamlar, biletler, lisanslı ürünler, transfer ekonomisi ve daha birçok gelir kalemi…
Peki neden profesyonel futbolun ekonomik gücü, Türk futbolunun en altındaki çocukların daha iyi şartlarda yetişmesi için daha güçlü bir kaynağa dönüşmesin?
Neden?
Ben bunun tam tersinin olması gerektiğine inanıyorum.
Profesyonel futbol güçlendikçe…
amatör futbol da güçlenmeli.
Profesyonel futbol büyüdükçe…
altyapıya ayrılan kaynak da büyümeli.
Çünkü amatör futbol yoksa, profesyonel futbolun özkaynağı da zayıflar.
---
AMATÖR FUTBOL = ÖZKAYNAK
Bu cümleyi özellikle büyük harflerle yazmak istiyorum:
AMATÖR FUTBOL ÖZKAYNAKTIR.
AMATÖR FUTBOL GELECEKTİR.
AMATÖR FUTBOL SÜRDÜRÜLEBİLİR KAYNAKTIR.
Bugün mahalle sahasında oynayan çocuk yarın Süper Lig'de olabilir.
Milli takımda olabilir.
Avrupa'da olabilir.
Ve belki de Türk futboluna milyonlarca avro kazandırabilir.
Ama o çocuk bugün sahaya çıkamıyorsa, servis parasını karşılayamıyorsa, lisans parasını ödeyemiyorsa, tesis bulamıyorsa ve antrenörünün emeği karşılıksız kalıyorsa…
Yarın kimi yetiştireceğiz?
---
BİR ÖNERİM VAR
TFF, profesyonel futbol gelirlerinden amatör futbolun gelişimine aktarılacak kalıcı ve şeffaf bir “Amatör Futbol Gelişim Fonu” oluşturabilir.
Bu fon kişilere değil, ölçülebilir kriterlere göre kulüplere aktarılabilir.
Örneğin:
- Kaç altyapı takımı var?
- Kaç lisanslı çocuk var?
- Kaç antrenör çalışıyor?
- Kaç resmî müsabakaya katılıyor?
- Kaç oyuncu üst yaş kategorisine taşınıyor?
- Kaç oyuncu profesyonel kulüplere kazandırılıyor?
- Tesis ve eğitim şartları ne durumda?
Bunların tamamı ölçülebilir.
Böylece:
“Para dağıtın.”
demiyoruz.
“Çocuk yetiştirene kaynak aktarın.”
diyoruz.
Bu çok farklı bir şey.
---
BÖYLE BİR SİSTEM KİME KAZANDIRIR?
Kulübe, antrenöre, aileye, çocuğa ve TFF'ye…
Ve en sonunda:
Türk futboluna.
Çünkü bugün amatör futbolu ayakta tutmak için harcadığımız kaynak, yarın transfer piyasasında harcamak zorunda kalacağımız milyonların önüne geçebilir.
---
TFF'YE ÇAĞRIMIZ
TFF'den sadaka istemiyoruz.
Sistem istiyoruz.
Lisans ve vize ücretleri makul olsun.
Altyapı antrenörlerine destek verilsin.
Tesis kullanımı kolaylaştırılsın.
Deplasman ve servis giderleri için destek mekanizmaları oluşturulsun.
Türkiye şampiyonalarına giden kulüpler yalnız bırakılmasın.
Çocukların psikolojik ve sportif gelişimi desteklensin.
Ekonomik imkânı sınırlı çocukların futbolu bırakmak zorunda kalmasını engelleyecek mekanizmalar kurulsun.
Doktor ve sağlık hizmetleri görünür ve aktif olsun.
Ve en önemlisi:
Amatör futbolun ürettiği değerin bir bölümü yine amatör futbolun gelişimine dönsün.
---
ASKF'LERDEN DE BEKLENTİMİZ VAR
TFF karar verir.
ASKF sahadaki sonucu görür, kontrol eder, belirleyici olur; kayırma yapmaz ve adil olur.
O zaman bu zincirin bütün halkaları aynı masada olmalı.
ASKF'ler kulüplerin gerçek sorunlarını TFF'ye taşımalı.
Sadece şikâyet değil, çözüm dosyası götürmeli.
Ve alınan kararların sahadaki sonuçlarını takip etmeli.
Çünkü çocukların geleceği için kimse:
“Ben görevimi yaptım.”
deyip kenara çekilmemeli.
---
SON SÖZ
Ben TFF'ye düşman değilim.
ASKF'lere de karşı değilim.
Kulüp başkanlarına da karşı değilim.
Ben çocuğun karşısına dikilen ekonomik duvara karşıyım.
Çünkü o duvarı aşamayan çocuk futbolu bırakıyor.
Futbolu bırakan çocuk, Türk futbolunun geleceğinden eksiliyor.
Ve biz sonra milyonlarca lira verip başka ülkelerden futbolcu arıyoruz.
Ne büyük çelişki!
Kendi çocuğumuzu yetiştiremiyoruz.
Sonra yetişmiş futbolcu arıyoruz.
Kendi altyapımızı finanse etmekte zorlanıyoruz.
Sonra transfer piyasasında milyonlar harcıyoruz.
Amatör kulübü yaşatamıyoruz.
Sonra Türk futbolunun neden sürdürülebilir olmadığını konuşuyoruz.
Amatör futbol yatırım istiyor.
Antrenör emeğinin karşılığını istiyor.
Çocukların eşit şartlarda futbol oynamasını istiyor.
Ailenin sırtındaki yükün azalmasını istiyor.
Kulübün ayakta kalmasını istiyor.
Ve belki de en önemlisi:
Türk futbolunun kendi özkaynağının korunmasını istiyor.
Bugün amatör futbola yapılan her yatırımın karşılığını yarın sahada alabiliriz.
Çünkü amatör futbol sadece bugünün maçı değildir.
Amatör futbol gelecektir.
Amatör futbol özkaynaktır.
Amatör futbol sürdürülebilirliktir.
Ve bunu bugün görmeyenler, yarın futbolcu yetiştirecek kaynak ararken çok daha büyük bedeller ödeyebilir.
Benim TFF'den beklentim çok net:
Amatör futbolu gelir kapısı olarak değil, Türk futbolunun geleceğini üreten ana kaynak olarak görün.
Bunu başaracak yöneticiler belki bugün alkışlanmayabilir.
Ama yıllar sonra Türk futbol tarihine baktığımızda isimleri başka türlü anılır.
Çünkü bazı kararlar bir sezonu değil,
bir nesli değiştirir.
Gürhan Dizlek