Toplumumuzda neredeyse artık normalleşen, kimseyi şaşırtmayan öyle olaylar yaşıyoruz ki… Belediye başkanlarından TFF yöneticilerine kadar birçok alanda yaşanan yozlaşmaya artık alışmamız isteniyor sanki.

Ama ilginç olan şu:

Buna alışmayan, sorgulayan ve itiraz eden kesim hâlâ var.

Ve nedense linç edilenler de çoğu zaman onlar oluyor.

Her türlü yanlışı normalleştiren bir sistemin içinde, gerçekten trajikomik bir film setinde yaşıyor gibiyiz.

Peki neden?

Bizim insanımız onurunu bir koltuğa nasıl değişir hale geldi?

“Ben bunu asla yapmam” diyenler, zaman içerisinde söylediklerini neden yutuyor?

Kendi ailelerinin, yakınlarının, sorumlu oldukları insanların düşünceleri onlar için gerçekten bu kadar mı değersiz?

Bunu anlamak için onursuz olmak mı gerekiyor?

Ülkemiz çok kısa bir zaman içerisinde peş peşe ciddi tartışmaların içinde kaldı.

Muhalefet partilerine yönelik baskı tartışmaları…

Fon meselesiyle ortaya çıkan büyük skandal…

Ve şimdi Türk futbolunu sarsan TFF-MHK soruşturması.

Biz bugün üçüncü maddeyi konuşacağız.

Çünkü TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, yaşananlarla ilgili açıklamasında Türk futbolunda yıllardır süren bir “kokuşmuşluktan” söz etti ve kendi yönetimlerinin yaklaşık iki yıllık görev süresiyle bunun tamamının ilişkilendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Peki…

Madem yıllardır böyle bir düzen vardı, neden şimdi ortaya çıkıyor?

Kimler biliyordu?

Kimler sustu?

Kimler görev yaptı?

Kimler görmezden geldi?

Ve daha önemlisi…

Bu düzenin devam etmesine kimler izin verdi?

Kimse hakkında mahkeme kararı çıkmadan suçlu ilan edilmemeli.

Ama artık şu da açık:

Türk futbolunun sadece bugününü değil, geçmişini de sorgulamak zorundayız.

MHK Başkanı tutuklandı, istifa etti.

Bir hakem tutuklandı.

Soruşturma devam ediyor.

O halde artık mesele sadece “kim suçlu?” meselesi değildir.

Mesele aynı zamanda “kim sorumluluk alacak?” meselesidir.

Çünkü koltuklar gelip geçer.

Ama onur, güven ve kurumların itibarı kolay geri gelmez.

Benim asıl merak ettiğim de bu:

İnsan neden koltuğunu onurundan daha değerli görür?

Ve neden bazı insanlar, sorgulanmaktan korkmak yerine sorumluluk almayı tercih etmez?

Belki de Türk futbolunun bugün en çok ihtiyacı olan şey yeni bir sistemden önce, yeniden güvenebileceğimiz bir anlayıştır.

Çünkü futbolun temizlenmesi sadece hakemlerle değil; hesap verebilen yöneticilerle başlar.

Ben UEFA’nın yerinde olsam Türk Futbolunun son 10 yılını sorgulardım, bunun sayesinde Türk toplumu da kendini sorgulamaya başlardı belki.