Evet, başlık Fenerbahçe'nin son yıllarda yaşadığı ve yaşattığı başarısızlığı özetliyor.

Burada un; gücü, süt; muhteşem tesisleri, şeker; büyük lobisini, ateş ise büyük taraftar desteğini işaret ediyor.

Fenerbahçe'nin sorunu malzeme değil, mutfaktaki düzen! Her şey var ama tercih edilen aşçı helvayı meydana getiremiyor. Bunun tek bir sebebi olamaz; ancak en önemli sebeplerden biri doğru seçilemeyen teknik sorumludur.

Fenerbahçe'yi düşünün…

Büyük taraftar, güçlü ekonomik imkânlar, tesisler, transferler, yönetim desteği ve yıllardır süren şampiyonluk özlemi…

Peki, neden?

Öncelikle istikrar!

Her sezon değişen teknik adamlar, değişen oyun anlayışları ve yeniden kurulan kadrolar… Futbolcuların bile yarın hangi sistemde oynayacağını kestiremediği bir ortamda başarı beklemek ne kadar gerçekçi?

Fenerbahçe'nin ihtiyacı yalnızca kariyerli bir teknik direktör değil; liyakatiyle, futbol bilgisiyle, karakteriyle ve istikrarıyla saygı uyandıran bir futbol aklıdır. Teknik adam çok olabilir ama önemli olan doğru ismi bulmak ve arkasında durabilmektir.

Bunun için ne yapmalı? Öncelikle titizlikle hareket edilmeli ve kurulacak profesyonel bir ekip aracılığıyla özellikle Avrupa'da başarılı, idealist ve kariyerli teknik adamlar takip edilmelidir. Neden Avrupa? Sorunun cevabı çok basit: Yabancı oyuncu sayısının fazla olması, farklı futbol kültürlerine hâkimiyet ve oyuncuları yönetebilecek bir mentaliteye sahip olmak… Üstelik birçok oyuncuyla aynı dili konuşabilmek de yeterince güçlü sebeplerdir.

Bir diğer mesele altyapı!

Bu kadar büyük bir kulüp, yıllardır harcadığı paranın yanında kendi yetiştirdiği kaç oyuncuyu kalıcı biçimde A takımına kazandırabildi? Fenerbahçe altyapısından yetişip A takım seviyesine çıkan ve millî formayı giyen oyunculara baktığımızda, kulübün bu alandaki potansiyelinin hâlâ tam anlamıyla değerlendirilemediği görülüyor.

Son dönemde Arda Güler, bu potansiyelin en güçlü örneklerinden biri oldu. 2005 doğumlu Arda, Fenerbahçe altyapısından yetişti; A takımda gösterdiği performansın ardından A Millî Takım'a yükseldi ve bugün kariyerini İspanya'nın Real Madrid kulübünde sürdürüyor. Arda'nın ardından, 2005 ve daha genç doğumlu olup Fenerbahçe altyapısından yetişen ve millî takımlarda forma giyen oyuncuların gelişimi de yakından takip edilmeli:

- İsak Vural (2006): Fenerbahçe altyapısında yetişti. Alt yaş kategorilerinde millî takım formasını giydi. Kariyerini İsviçre'nin FC Basel kulübünde sürdürüyor.

- Yusuf Akçiçek (2006): Fenerbahçe altyapısından yetişti. Türkiye'nin alt yaş millî takımlarında forma giydi ve A takım seviyesine yükseldi. Fenerbahçe kadrosunda yer alıyor.

- Emir Ortakaya (2004): Fenerbahçe altyapısından yetişti. Alt yaş millî takımlarda forma giydi. Kariyerini Belçika'nın Westerlo kulübünde sürdürüyor.

- Bartuğ Elmaz (2003): Fenerbahçe altyapısından yetişen oyunculardan biri. Alt yaş millî takımlarda forma giydi an itibariyle bu sezon 16 maçta görev aldı.

Altyapı yalnızca gençleri eğitmek değil, bu oyuncu sayılarını özenle artirmaktir,kulübün geleceğini inşa etmektir. Bir oyuncunun altyapıdan çıkması kadar, doğru zamanda A takıma kazandırılması, sabırla desteklenmesi ve gelişiminin sürdürülebilmesi de önemlidir. Fenerbahçe, Arda Güler örneğini bir istisna olmaktan çıkarıp sürdürülebilir bir modele dönüştürmelidir.

Elbette sorunlar bunlarla sınırlı değil. Transfer politikasında plansızlık, kısa vadeli başarı baskısı, yönetimsel tercihler ve yanlış kadro mühendisliği de bu tablonun parçaları olabilir.

Fenerbahçe'nin büyüklüğü tartışılmaz. Ancak büyüklük, yalnızca taraftar sayısıyla, bütçeyle ve transferlerle ölçülmez. Büyüklük, bütün bu gücü sürdürülebilir başarıya dönüştürebilmektir.

Son sözümüz mutfağa!

Malzeme tamam, aşçı aranıyor demek de yetmez. Önce nasıl bir helva yapılacağına karar vermek, doğru ustayı seçmek ve pişene kadar sabretmek gerekir.

Yoksa her sezon aynı tencere, aynı malzemeler, değişen aşçılar…

Akıllarda yine aynı soru cevabını arıyor,

Un var, şeker var, süt var, ateş var… Peki, bu helva neden bir türlü tutmuyor?