Koşun ey cümlemin cümleleri, dedikodu vereceğim. Her ne kadar dedikodu minvalinde yazsam da canım ülkem siyasetçilerinin Süper Mario ve Tetris minvalinde videolar ile muhalefet yaptığı bir ortamda kaliteli bir işin çıkma ihtimalinin yüzdesinden vuruldum.

Bu hafta ülkemin kısıtlı konularından hangisini yazsak, aman da suya sabuna dokunmadan derdimizi nasıl anlatsak, ite bulaşmadan çalıyı nasıl dolaşsak (kimseye hakaret içermez, Artvin köylerinde kullanılan bir deyimdir) diye ince eleyip sık dokusak da her attığımız ilmek bir köşe başından sonra kendi boynumuza dolanıveriyor efenim. Kör noktaya denk gelir, kimvurduya gideriz tedirginliğini ensemizde hissederek sürçülisan eylemeden aman da el pençe divan falan yol alacağız bir şekilde.

****

Malumunuzdur İzmir’in dağlarında çiçekler falan açmıyor efenim. Öyle İstanbul’lardan marşlar söyleyip durduk yere gaza falan getirmeyiniz bizleri. İzmir’in ara sokaklarını her türlü eylem ya da girişimleri için köstebek yuvasına çevirdiler. Dağlarımız ne durumda bilemeyiz lakin yollarımız delik deşik. Ama gel gör ki verdiğimiz oylar güle oynaya AKP ‘ye geçince içimizde sinsi de bir umut olmadı desek yalan olur. Anam, yollarımızı yaparlar, çöpler malum parti olmadan toplanamıyor bir türlü… Malum partiye geçtiğimize göre her bir pisliğimizden arınırız artık deyip, seçme hakkımızı önümüzdeki seçime havale ettik velhasıl.

***

Her ne kadar sincap yuvasına dönse de yollarımız, cumartesi günü ‘sansüre hayır’ mitingi için birçok gazeteci ve basın meslek birlikleri bir araya gelerek eylem gerçekleştirdi. Sizler bilmezsiniz belki de ama özellikle İzmir’de hiçbir basın mensubu bir diğer basın mensubuna yapılan haksızlığa asla sessiz kalmaz. Hepsi omuz omuza mücadele eder, kimse kimsenin arkasından konuşmaz. Sadece gazeteciler mi elbette değil, kurumlar da her zaman birine yapılan bir yanlış olunca hemen kenetlenir ve basın meslek birlikleriyle birlikte açıklamalar yapar, sokağa iner, dayanışma gösterir.

****

Hani, asla lafta falan değildir dayanışma kelimeleri. Biri işsiz kalınca birleşilir, bir kurum baskı görünce, sansür yiyince yapanları yaptıklarına pişman edecek muhteşem bir güç birliği sağlanır. Zaten malum siyasi durumlar yüzünden dar bir alana sıkışıp kaldığının farkında olan İzmir basını hiçbir zaman bir diğerini geride bırakmadı bugüne kadar. Yani dağlarımız çiçek açmasa da açmayan çiçekleri bizlere gösteren basın emekçileri vardı ve hep yan yanaydı zaten.

SLOGANDA EN ÖN SAFTA, KENDİNE GELİNCE SANSÜR RAFTA

İzmir İl Başkanı Çağatay Güç bir sürü destek ve seçime son üç gün kala adaylığını açıklayan Aziz Kocaoğlu’na rağmen çok düşük bir farkla tek aday olarak bugün seçime girdi ve kazandı. Ay kıyamazlar, nasılda zorlandı bu seçim yarışında. Rabbişkom sizi inandırsın kapı kapı, mahalle mahalle gezdi. İnsanlara nasıl iyi bir il başkanı olacağını anlatmak için çok emek harcadı. Kendisine bu yeni süreçte başarılar diler ve özgür basın yürüyüşüne katılan bir il başkanı olarak hiçbir basın emekçisini haber gruplarından çıkarmamalarını öneririz.

Son süreçte özellikle toplumsal konularda muhalefet yapmaktan eksi not alan Çağatay Güç cumartesi günü basın emekçilerinin gerçekleştirdiği eyleme katıldı. Gazetecilerden daha ön safta slogan atan Çağatay Bey’in aklına gelmiş midir bilemeyiz elbette ama biz hafızayı tazelemek adına buradan haberi hatırlatmış bulunalım.

Çağatay Güç’ün ekibinden İz Gazete emekçilerine sansür
Çağatay Güç’ün ekibinden İz Gazete emekçilerine sansür
İçeriği Görüntüle

Muhalefet partilerinin, simülasyon videoları, ilkokul 1. sınıf seviye eylemlerinden kurtulup; bizim sokaklarımızda yan yana geldiğimiz nice güzel haftalara.