Christopher Nolan çok iyi bir film yapmış olmasa da bir bakıma amacına ulaştı. Filmi seyirci ve gişe rekorları kırıyor. Kültürel açıdan daha bile önemlisi, bütün dünya üç bin yıl önce yaşamış Homeros’u okuyor. Odesia destanının İngilizce’ye Emily Wilson tarafından yapılmış çevirisi New York Times gazetesinin 'Çok Satanlar' listesinde birinciliğe yükselmiş!

Ben de bir dostun gönderdiği o çeviriyi okumaya başladığımda kendi kendime sordum: Acaba hepimiz aynı şeyi mi okuyoruz? Yoksa bu destanı okumaya çalışırken her birimiz kendi Ithaka’mıza doğru benzersiz bir yolculuğa mı çıkıyoruz?

Sanırım öyle oluyor. Biliyorum ki, herkes mitoloji dediğimiz bu katmerli masal kitabından yalnızca almaya hazır olduğu kadarını alabiliyor.

Büyük Sufi şairi Mevlana fi tarihinde söylememiş miydi:

“Ne kadar anlatırsan anlat, anlattıkların karşındakilerin anladığı kadardır.”

Yani, büyük bir olasılıkla noksandır, sansürlüdür, çarpıktır. Her birey ayrı bir birimdir. Eşsizdir ama eşit değildir. İletişim eylemine herkes kendi öz sermayesini ve filtrelerini getirir.

Ve biz çoğu kez “Ah ne anlaştık ne anlaştık!” aldatmacası ya da avunusuyla yetiniriz.

Evet, bugün Odyssey’i okurken hepimiz aynı şeyi mi anlıyoruz?

Elbette hayır. Her birimiz onu yaşadıklarımız ve hazırlandıklarımız kadar anlıyoruz.

Örneğin, kimi Yunan komşularımız, eski Yunanca bilmediğimiz için bizim Homeros’u anlamamızın mümkün olmadığına inanırlar. Kısmen haklıdırlar. Çünkü, dil nötr olamayan bir araçtır. Anlamı etkiler.

Ya coğrafya?

Homeros’un coğrafyasında yaşayan bizler üstadın iki de bir “rüzgarlı İlium”dan söz etmesini, oralara hiç gelmemişlerden daha iyi anlamaz mıyız? Ben adadaki balkonumdan Ege’ye doğru baktığımda Troya’yı görebiliyorum. Homeros’un “koyu şarap rengi” denizine yelken açıyorum. Onun betimlemelerini anlıyorum, çünkü onların ortasında yaşıyorum.

Demek ki, Homeros o buralarda yaşayan bizlerin de özelidir. Bu iletişimsel üstünlük, o coğrafyanın emanetçisi olarak bizlere bazı görevler ve sorumluluklar yükler.

Bozcaada’da her yıl düzenlediğimiz Homeros okuması biraz da o duygudan filizlenmiştir.