Mansur Yavaş, Türkiye siyasetinde adımlarını son derece dikkatli ve rasyonel bir çizgide atıyor.

Siyasette hırsın kaçınılmaz bir unsur olduğunu kabul etmekle birlikte, o, hırslarını arka planda tutmayı ve aklı ön plana çıkarmayı çok iyi başarıyor.

Son dönemde Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) ayrılarak bağımsız bir kulvara geçmesi, sıradan bir kopuş değil, uzun vadeli ve stratejik bir siyasi hamledir. Bu doğrultuda, nihai hedefinin cumhurbaşkanlığı makamı olduğunu söylemek kesinlikle yanlış olmayacaktır.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde %50 + 1 oranına ulaşmanın yolu, yalnızca tek bir partinin kurumsal markası veya dar bir ittifak kalıbıyla mücadele etmekten geçmiyor.

Mansur Yavaş; CHP seçmeninin yanı sıra İYİ Parti tabanını, merkez sağ siyaseti ve merkezde yer alan, mevcut durumda kararsız veya yön arayan geniş kitlelerin desteğini doğrudan hedefliyor.

Geçmişte kendisine destek veren İYİ Parti seçmeninin milliyetçi-merkezci hassasiyetleri ile diğer muhalif grupların beklentilerini aynı potada eritmek, onun cumhurbaşkanlığı stratejisinin temelini oluşturmaktadır. Ancak geçmişteki "Altılı Masa" benzeri hantal ittifak süreçleri için bugünkü siyasi şartlar artık uygun değildir.

Bu dinamikler göz önüne alındığında, sözü edilen heterojen seçmen kitlesine ulaşabilmenin tek rasyonel yolu "tarafsız ve birleştirici" bir pozisyona yerleşmektir.

Yeni bir siyasi parti kurmak veya kurulan diğer partilere eklemlenmek, Yavaş'ın inşa etmeye çalıştığı bu geniş tabanlı, partiler üstü siyasi tavırla uyuşmazlık yaratabilir. Dolayısıyla, resmi bir parti tüzel kişiliği yerine, tarafsız tutumunu koruyarak kapsayıcı bir toplumsal platform oluşturma yoluna gitmesi çok daha güçlü bir olasılıktır.

Türkiye siyasetindeki mevcut kutuplaşmadan ve aktörlerden yorulan seçmen nezdinde kabul görecek, rakip siyasetçileri tasfiye edebilecek o uzun soluklu süreç muhtemelen şimdiden başlamıştır.

İki turlu cumhurbaşkanlığı seçimi sisteminde Yavaş, özellikle mevcut Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısında ikinci tura kalmayı başarabilirse seçimi kazanma şansının oldukça yüksek olacağını hesap ediyor olabilir. Esasında bu senaryo hiç de uzak veya imkansız bir ihtimal değildir.

Her siyasi stratejide olduğu gibi, bu planın da nasıl olgunlaşacağını ve dengeleri nasıl değiştireceğini kuşkusuz zaman gösterecektir.

Ancak Mansur Yavaş için zamanın çok geniş olduğunu söylemek de pek mümkün değil; önümüzdeki aylar, onun siyasi yaklaşımını, ittifak modelini ve tutumunu tamamen netleştirecektir.