Bugün bir sosyal medya platformunda bir WhatsApp yazışmasının ekran görüntüsünü gördüm: ‘Selamın Aleyküm Mehmet abi. Bugün borcunun 5. yıldönümü... Onu kutlamak için yazdım. Nice senelere abim…’

Sosyal medya platformu muhtemelen mizah amaçlı paylaşmış; yazışmayı yapan kişi de içeriğe emojiler eklemiş. Evet, sayfasının paylaşımı birkaç saniyeliğine tebessüme sebep oluyor. Ama sadece birkaç saniyeliğine…

Sonra memleketin hali tokat gibi vuruyor insanın yüzüne…

‘Memleketin hali’ derken, soyut bir bütünden bahsetmiyorum.

Kendimden, ailemden, en yakın arkadaşlarımdan, bakkal Mehmet amcadan, belediye çalışanından, fabrika işçisinden, açlık grevi yapan madenciden, öğretmenden, öğrenciden…

Esnaftan hatta iş insanından…

Hele ki havuzdaki işçiden, sokaktaki işsizden…

Rakamlarla konuşunca çok soğuk olduğunun farkındayım ama ülkemizde bireysel kredi veya kredi kartı borcu bulunan kişi sayısı 42,4 milyon… Bu sayı, yetişkin nüfusun 4’te 3’ü oranında…

Şöyle düşünün, 40 kişinin yaşadığı apartmanınızdaki 30 kişinin bankalara borcu var. Otobüste, metroda gördüğünüz 40 kişiden 30’u sabah borcunu düşünerek kalkıyor, akşam borcunu düşünerek yatıyor.

2025’te bireysel kredi kullanan kişi sayısı 43,6 milyon.

Sadece kredi kartı borcunu ödeyemediği için yasal takibe düşen kişi sayısı: 2025 başında yaklaşık 1,62 milyon, 2026 başında ise yaklaşık 1,81 milyon…

Güncel takipteki toplam tekil kişi sayısı ise yaklaşık 4,25 milyon…

Bakın bunlar rakam değil, birer birer kişi…

UYAP verilerine göre icra ve iflas dosyası sayısı 25 milyon dolaylarında… Günlük ortalama 25-30 bin kişiye icra ya da iflas dosyası açılıyor.

Borçlular bir süre sonra sadece borçlarının faizini ödemek için çalışıyor.

Türkiye’de aktif kredi/kredi kartı borcu bulunan bir bireyin bankalara ödediği toplam yıllık faiz yükü ortalama yaklaşık 60 bin – 120 bin TL bandına denk geliyor. Yani düşük oranda borçlu biri dahi aylık ortalama 5 ile 10 bin lira arasında bankalara faiz ödüyor.

Cumhurbaşkanımız, Türkiye ekonomisinin OECD ülkeleri içinde üst sıralarda büyüdüğünü ve ‘istikrarlı seyrini koruduğunu’ söylüyor; Maliye Bakanımız, Türkiye’nin bölgesel finans merkezi olacağını iddia ediyor.

Öte yandan; sosyal bilimciler ve psikiyatri uzmanları, ekonomik kriz, ağır borç yükü ve yoksullaşmanın Türkiye’deki intihar eğilimleri üzerinde önemli etkileri olduğunu tartışıyor.

Yani sevgili okur; boşuna mı Ankara’da aylardır biriken maaş alacakları için açlık grevi yapan madenciler konusunda, farklı siyasi görüşten milyonlarca insan empati yaparak destek oluyor.

Milyonlar borçlu, milyonlar aç…

İktidarı muhalefetiyle ‘ana akım’ siyasi partiler kendi dertlerine düşedursun; milyonlarca insan intihar ve umut arasında gidip geliyor.

Batıyoruz, koskoca bir memleket hep beraber batıyor.