Türkiye’de seçime gitmede Devlet Bahçeli’nin rolü büyüktür.
Örneğin, Kemal Derviş’in ekonomik programı ile Türkiye büyük bir ekonomik krizden çıkmaya çalışırken Bahçeli ülkeyi seçime götürdü. Şöyle ki; 11 Ocak 1999’da kurulan koalisyon hükümetinin adı ANASOL-M idi. Başbakan DSP (Demokratik Sol Parti) Genel Başkanı Bülent Ecevit, başbakan yardımcısı MHP (Milliyetçi Hareket Partisi) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, üçüncü ortak da ANAP (Anavatan Partisi) Genel Başkanı Mesut Yılmaz’dı. Devlet Bahçeli koalisyonu bozacak erken seçim çağrısı yaptı. TBMM’de 3 Kasım 2002’de erken seçim yapılması kararlaştırıldı.
Seçim sonucunda AK Parti yüzde 38,28, CHP yüzde 19,38 oy oranı ile barajı geçerek meclise girdiler. Toplamda yüzde 45,33 oy alan 8 (sekiz) parti baraj altında kalarak meclise giremedi. Bu partiler DYP (Doğru Yol Partisi), MHP (Milliyetçi Hareket Partisi), GP (Genç Parti), DEHAP (Demokratik Halk Partisi), ANAP (Anavatan Partisi), DSP (Demokratik Sol Parti), Saadet Partisi (SP) ve BBP (Büyük Birlik Partisi) oldu.
AKP yüzde 38,28 oy aldı ama meclise 363 milletvekili soktu, Mecliste milletvekili çoğunluğu yüzde 66’ya ulaştı ve tek başına iktidar oldu. CHP’nin milletvekili sayısı 178’de kaldı. AKP iktidara rahatça yerleşti ve alışmaya başladı.
1999 seçimlerinde baraj altında kalan CHP 2002 seçiminde barajı aştı. MHP bu seçimde baraj altında kaldı ama 2007 seçiminde barajı geçti. İki parti de o günden beri mecliste ve grup kurmuş durumdalar.
AKP ülkeyi yönetmekte zorlandı, sonuçta Haziran 2015 genel seçiminde tek başına hükümeti kuramadı. Kasım 2015’te erken seçim yapıldı. Bu arada Türkiye’de yaşanan terör olaylarının etkisiyle AKP seçimden birinci parti çıktı, yine tek başına iktidar oldu. Seçim sonrasında MHP içinde hareketlilik başladı. Partinin başına geçmek isteyen Meral Akşener başarısız kılındı. 2016’da 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında AKP yasal kuvvetini güçlendirdi.
Meral Akşener 25 Ekim 2017’de İYİ Partiyi kurdu. İYİ Parti MHP’yi de kısmen yıprattığı için Devlet Bahçeli AKP’ye yanaştı. 20 Şubat 2018’de Cumhur İttifakı kurdu. Bu partileri yanaştıran ve “Altılı Masadaki” rolüyle Kılıçdaroğlu’na seçimi kaybettiren senaryonun “baş oyuncusu” siyaseti bırakmış göründü. Bir süre sonra sarıya boyadığı saçıyla Erdoğan’ı ziyaret etti. Millet şaşırdı ama biz şaşırmadık.
MHP ise Erdoğan’a sadece seçim desteği vermedi, Erdoğan’a doğrudan yapılacak bazı eleştirilere de siper oldu. AKP kritik önerileri Devlet Bahçeli’ye yaptırdı. Öneriler toplumsal kabul gördüğünde veya unutulduğunda Erdoğan Bahçeli’ye teşekkür ederek önerilerin ortağı ya da sahibi oldu. Örneğin; Anayasa Mahkemesinin kararlarının tanınmaması, Öcalan’a umut hakkı tanınması, il yapılacak ilçelerin listesini açıklaması, PKK’nın silah bırakması ve PKK’nın feshedilmesi, terörsüz Türkiye için Mecliste komisyon kurularak TBMM kararıyla Öcalan’ın önünün açılması gibi önerilerin sahibi Bahçeli oldu.
Bu yöntem Erdoğan’a yurt içinde ve dışında rahatça çalışmasına yardımcı oldu. Meral Akşener’e yüklenen görev ise Erdoğan’a çok yönlü kazanç sağladı. Şimdi benzer bir senaryo ile gelecek seçim için acaba görev kime verilirdi? Daha doğrusu değişik senaryolarda rol almak için hangi partilerde veya örgütlerde kimler bekletiliyor. Öcalan zaten yıllardır İmralı’da sınırlı bir imkanla yatıyordu, şimdi bahçeli villaya taşındı, aynı anda 15 televizyon izleyebiliyor. Devamında birçok akademisyen, partili filanla da görüşecek.
Uzun dönem senaryoların örnek olarak IŞİD üyesi Ebu Muhammed el-Culan’den Ahmed Hüseyin el-Şara olarak Suriye devlet başkanlığına evrilen kişiyi unutmayın. Yardımcısı da Öcalan Suriye’de iken onunla denize giren Mazlum Abdi. Mazlum Abdi PKK’nın Suriye yapısı olan SDG – Suriye Demokratik Güçleri genel komutanıyken “Cumhurbaşkanlığı Danışmanı” yapıldı. Bu kişiler 30-40 yıl içinde sabırla yüksek görevlere getirildiler. Teröristbaşı için senaryo uygulaması devam ediyor, villadan sonra sırada komite başkanlığı ve statü deniyor.
Ey halkım! Açık ve şeffaf hareket etmeyenleri dikkatle takip edelim.