Halk TV’ye kayyum atandı, yayın durduruldu. Buna sevinen de var, üzülen de. Evet üzülenlerin arasındayız ancak eleştiri yapanlardan da biriyiz.
Nedeni şu; Halk TV çoğunlukla izlediğimiz bir televizyon kanalıydı. Haberleri, Serkan Asker ve diğer canlı programları halkın ve ülkenin durumunu yansıtıyordu. Derken Halk TV birdenbire bir partinin içindeki “fraksiyonun” yanlısı oldu, eski genel başkanı hain, “butlancı” ilan edenleri parlattı, bu kesimi neredeyse partinin ve ülkenin gelecek dönem Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmış gibi gösterdi. Tabii ki bir grup için bu süper bir destek ama partinin yıllarca genel başkanlığını yapan, altılı masaya 6 siyasi partiyi toplayıp, ayrıca birkaç partiyi de destekçi olarak eklemeyi başaran birisini karalamak ne içindi? Bu konuya döneceğim,
HALK TV için çok üzüldüm zira basın özgür olmalı. Nerdeyse 50 yıldan fazla her yönden gazeteleri tarar, her konuda doğrusunu yani gerçeği bulmaya çalışırdım. Yazı yazarken araştırma yapma gerekliliği okuyucuya duyulan saygıdandır, okuyup boşuna yanıltıcı bilgiye inanmasınlar diye. Gel gelelim son zamanlarda siyaset için, belediyelerden maddi destek almak için medya belediye başkanlarına prim veriyor veya eleştiriyor. Tanık olduğum bazı olayları veya arşivde olan bazı bilgileri halkımızın “balık hafızalı” olduğunu varsayarak, bazı bilgilere ulaşmasının mümkün olamayacağını bilerek haberleri yanlı vermeye başlamaları maalesef beni üzdü. Kamuoyunda izlenme oranlarına nasıl etki etti bilemiyorum.
Gazeteci doğruyu yazar, eğriye eğri doğruya doğru der, demeli. Bir siyasi veya mali grupla ilişkili olarak tek yanlı haber yapmasıyla kitlelerde bir gruba olumsuz yaklaşımı artırmaya çalışması kısa dönemde başarılı olabilir. Ancak halk bu yanlılığı gördüğü zaman tüm haberlerde bir neden, farklı bir bakış arar.
İki olayı irdeleyeyim: Birincisi mutlak butlan kararından sonra “eski yönetimin” CHP genel merkezine polisle girilmesi. Olay hoş mu, değil. Girenler partili mi, hayır. Kapıyı kırıp, arkasındaki barikatı kaldırıp içeridekileri dışarıya çıkaran polis. Şu soru soruldu mu; CHP genel merkezini işgal ederek tüm kapıların ve pencerelerin arkasına mobilyaları yaslayan, birçok genel başkanın resmini giriş galerisinden sökenler, duvarlara yazı yazanlar kimler? CHP Parti meclisi üyeleri ve milletvekillerini içeriye sokmayanlar kimler? Yani içeridekiler parti yetkililerine duvar oluyorsa, bunlar CHP tüzük ve programını bilen, inanan insanlar değil. Devamı var, şimdilik burada kalsın.
İkinci durum; mutlak butlan kararı. Kurultayda para ve mevki kullanarak seçimi kazananlar nedeniyle kurultay seçimleri yok sayıldı, yani iptal edildi. Eski yönetim göreve geri çağrıldı. Butlan yok sayılmaksa, butlan olan Özgür Özel. Kemal Kılıçdaroğlu önceki dönemde seçilmiş genel başkandır. Kurultayda seçilen kişi, seçimi yasa ve tüzük dışı yollarla kazanmıştır bu nedenle de seçimi iptal edilmiştir.
Bu iki olayda da sunulan görüşlerin yanında olan da karşısında olan da var. Bunların oranının zaman içinde değişmekte olduğunu görüyoruz.
Öyle analizler var ki, gittikçe CHP’den ayrılanların sinirlerini geriyor. Kurduğu partinin genel başkanı sıkıştıkça hedef olarak AKP’yi değil CHP’yi almaya devam ediyor. Bu kişi konuşmalarında etkili, inandırıcı, biraz kendisini acındırıcı, genelde kendisini övücü. Bir de genel başkanlık konumunda kendisine alternatif bulunamayacak bir lider havasında konuşuyor. Kendisine başarılar dilemekte bir sakınca yok ama konuşulmayan sözleri konuşulmuş gibi, söylediklerini de söylememiş gibi davranması, konuşması hoş değil.
Bir gözlemimi ve öngörümü aktarayım: büyük vaatler ve “kendi yandaşı” TV kanalları ile yüzbinleri CHP’den ayırdılar. Şimdi kongre dönemleri başladı.. İlçe kongreleri yapılırken görev vereceklerini söylediklerini sayısı yönetim kurulu sayısından fazla çıkınca yeni kurulan partide iç kavga başladı. Bu durum il başkanlığı seçiminde de devam edecek. Vaatleri yerine getirilmeyenler dönüş hazırlığında. Benzer durumu milletvekili aday listesinde ve belediye başkan ve meclis adaylarının listelenmesinde de yaşayacağız. Konu derin, bilgi çok.
Halk TV’ye geçmiş olsun. Sahibi de lütfen “parti fraksiyonculuğu” yapmasın!