Ekonominin mevcut göstergeleri, halkın ana gündeminin ‘’yoksulluk’’ olduğunu anlatıyor.

17 milyon yurttaşımız devletten ‘’sosyal yardım’’ almadan yaşayamıyor.

Enflasyon, hayat pahalılığı, yoksulluk, işsizlik; en ciddi ekonomik ve sosyal problemimiz.

Bu arada; ekonomi büyüyor, ancak iş gücünün milli gelirden aldığı pay azalıyor ve emekçi kesim her geçen gün biraz daha fakirleşiyor.

Ekonomistler, tarihimizin en hızlı ‘’yoksullaşma süreci’’ içinde olduğumuzu söylüyorlar.

Son 10 yılda, yalnızca ‘’en zenginlerin’ ’geliri arttı, geri kalanlar ise yoksulluğa devam ettiler ve ‘’orta sınıf’’ çöktü.

Bu bağlamda; ‘’hak temelli’’ bir kalkınma hikayesi yazmadan ve hep birlikte zenginleşmeden ‘’nitelikli’’ demokrasiyi inşa edemeyiz.

Türkiye’de siyaset yapanların ve hızla zenginleşen kesimlerin ‘’EMPATİ’’ duymalarına ihtiyaç var.

TOLSOY’un dediği gibi; ‘’BİR İNSAN ACI DUYUYORSA CANLIDIR, BAŞKASININ ACISINI DUYUYORSA İNSANDIR’’ 

Ekonominin dengesi öylesine bozulmuş, yoksulluk öylesine derinleşmiş ki; 24 milyon icra dosyası var, 36 milyon insanımız bankalara borçlu ve ailelerin yüzde 40’ ı kirada oturuyor.

Borcun gırtlağa dayanması, yoksulluğun, beslenme ve barınma krizinin derinleşmesi, orta sınıfın kaybolması; bireysel ve toplumsal psikolojiyi bozarak ‘’antidepresan’’ kullanımını tetikledi.

TOPLUM 100 MİLYON ANTİDEPRESSAN KULLANDI

Bu tablo; ülkeyi yönetenler için de ciddi bir ‘’ uyarı’’dır.

Uluslararası şeffaflık örgütü, ‘’ 2023 yolsuzluk algı Endeksi’’nde, bağımsız yargı ve demokrasi vurgusu yaparak, Türkiye’nin ‘’yolsuzlukta’’ en kötü puanı aldığını kayda geçiriyor.

Uluslararası şeffaflık örgütü, ‘’Türkiye’ nin 2023’ te geçen yıla göre 2 puan düşüşle 34 puana gerilediğini ve 180 ülke arasında 115’ inci sırada yer aldığını’’ vurguluyor.

Öte yandan; raporun ‘’Türkiye ne yapmalı?’’ bölümünde yargı bağımsızlığı vurgusu yapılarak ‘’Denge- Denetleme mekanizmaları güçlendirilmeli, demokrasiyi aşındıran uygulamalara son verilmeli’’ tesbitine yer verildi.

Ayrıca; ‘’yolsuzluğun sistematik olarak arttığı, otoriterleşmenin hızlandığı,’’ vurgulandı.

Unutmayalım ki; bu koşullarda ülkeye’ de yabancı yatırımcı gelmez, nitekim de gelmiyor.

Bu arada; vatandaşın borcu gırtlağa dayanıyor, enflasyon tırmanıyor, devletin iç ve dış borçları artıyor, sanayi üretimi de daralıyor.

Ayrıca; kiralar fahiş oranda yükseldi, apartman ve site aidatları yüzde 97 arttı. Aidatlar, 3-4 yıl öncesinin ev kiraları seviyesini aştı.

En yüksek site aidatları ise İzmir, İstanbul ve Ankara’ da oldu.

SONUÇ OLARAK: 

Halkın artan yoksulluğu, orta sınıfın kaybolması, sistematik yolsuzluk görünümünün genişlemesi ve demokraside ki eksiklik algısı; Türkiye’nin iç ve dış ilişkilerini zehirliyor.