Ekonominin fotoğrafına baktığımızda gördüğümüz manzara; işsizlik, pahalılık, yoksulluk ve gelir paylaşımındaki adaletsizlik.

Vatandaşın gıdaya erişimi her geçen gün biraz daha zorlaşıyor, zam üstüne zam geliyor, mutfakta tencere daha pahalıya kaynıyor.

Bu görüntü; ekonominin “sefalet” tablosunu oluşturuyor.

Aile Bakanlığı’nın raporuna göre; 2021’de 11 milyon yurttaş karnını “gıda yardımı”yla doyuruyor.

5 milyon 903 bin 515 hane sosyal yardım alıyor.

2 milyon 476 bin 457 hane düzenli sosyal yardım alıyor.

9 milyon 482 bin 970 kişinin genel sağlık sigortası borcunu devlet ödüyor.

Ailesinin bakımını sağlayamadığı 141 bin çocuk devlet desteğiyle yaşıyor.

30 bin 363 hane bakımsız ve sağlıksız.

Bu manzara; 2022 Türkiye’sinin görüntüsünü bozan “iç karartıcı” bir manzaradır.

Oysa; Türkiye havasıyla suyuyla, verimli toprağıyla, yetişmiş insan gücüyle her noktasından “bereket” fışkıran bir ülkedir.

O halde, 11 milyon yurttaşımız karnını neden “gıda yardımı”yla doyurabiliyor?

Bunu sorgulamalıyız.

İŞSİZLİK HER TÜRLÜ “KÖTÜLÜĞÜN” ANASIDIR

TUİK; Ocak ayı işsizlik oranını yüzde 11.4, dar anlamda işsiz sayısını 3.8 milyon olarak açıkladı. Gerçek işsiz sayısı ise 8.5 milyon oldu.

Bu arada; TUİK tarafından zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı olarak açıklanan gerçek işsizlik ise Ocak ayında bir önceki aya göre 0.1 puan artarak yüzde 22.9 oldu. Bu arada; TUİK, 2021’de gerçekleşen işsizlik oranını da yüzde 12 olarak açıkladı.

TUİK’in verileri Ocak 2020’de yüzde 13.1 olan işsizlik, Ocak 2022’de 11.4’e geriledi. Ancak; geniş tanımlı işsizlik yüzde 21.6’dan yüzde 22.9’a yükseldi.

Böylece; gerçek işsizlik yüzde 23’e ulaşmış oldu.

TUİK; Ocak 2022’de kadınlarda işsizlik oranını yüzde 13.6, işsiz sayısını da 1.6 milyon olarak açıkladı.

Öte yandan; erkeklerde işsizlik oranı yüzde 10.3, gençlerde işsizlik 21.6, atıl işgücü ise 22.9.

İŞKUR’un verilerine göre de, Ocak 2022’de 165 bin 170 kişi işsizlik ödeneği için başvurdu.

Kadının istihdamdaki payının yüzde 30 ve her evde bir gencin işsiz olduğu bir toplum; her türlü “olumsuzluğa” açık bir toplumdur.

Unutmayalım ki; işsizlik her türlü “kötülüğün” de anasıdır.

Huzuru, dayanışmayı, mutluluğu, sosyal barışı sağlamanın yolu; işsizliği, pahalılığı, yoksulluğu, umutsuzluğu gündemden düşürmekten geçer.

ENFLASYON KONTROLDEN ÇIKTI

Gıdada yapılan KDV indirimi de çare olmadı, enflasyon, adeta kontrolden çıktı.

Fiyat artışları, ücretle çalışan kesimlerin gelirlerini eritmeye devam ediyor.

Mutfaktaki tencere her geçen gün biraz daha pahalıya kaynıyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) nun açıkladığı verilere göre, Şubat ayındaki yıllık tüketici fiyatlarındaki artış yüzde 54.44, önceki aya göre artış da yüzde 4.81 oldu.

KDV indirimine karşın gıdada yıllık enflasyon yüzde 64.47’ye yükseldi.

Üretici fiyatlarındaki artış ise yüzde 105.01’e tırmandı.

Öte yandan; bilim insanlarının oluşturduğu ENAG ise Şubat ayı artışını yüzde 5.44, 12 aylık artışı da yüzde 123.8 olarak belirledi.

Bu arada; üretici enflasyonuyla tüketici enflasyonu arasındaki fark, yüzde 50.57’ye çıktı.

Bunun anlamı; tüketici enflasyonunun önümüzdeki aylarda artış eğilimini sürdüreceğidir.

Sonuç olarak: İşsizlik, yoksulluk ve pahalılık; her türlü kötülüğün anasıdır.