Türkiye’de futbol altyapılarında en büyük sorun çoğu zaman “imkânsızlık” olarak anlatılır. Oysa gerçek çok daha net: Sorun, kaynak eksikliğinden çok, mevcut kaynakların nasıl kullanıldığında yatıyor.
Bugün birçok kulüp için altyapı, bir yatırım alanı değil, azaltılması gereken bir gider kalemi olarak görülüyor. Bu bakış açısı, daha en baştan kaybettiğimizin göstergesi.
ALTYAPIYA BAKIŞ: DEĞER Mİ, YÜK MÜ?
Kulüp yönetimlerinin önemli bir kısmı altyapıyı bir zorunluluk olarak görüyor.
Bu yüzden:
Antrenör maaşları gecikiyor ya da ödenmiyor.
Emek, karşılığını bulmuyor.
Süreklilik sağlanamıyor.
Bununla birlikte sahada konuşulmayan ama herkesin bildiği başka bir gerçek daha var:
Bazı yapılarda, kulübe maddi destek sağlayan kişilerin çocuklarının daha fazla ön plana çıkarılması, sporun doğasına ve adalet duygusuna ciddi zarar veriyor.
Bu durum:
Gerçek yeteneğin geri planda kalmasına, takım içi dengenin bozulmasına ve antrenör otoritesinin zedelenmesine neden oluyor
Oysa çok basit bir gerçek var:
Değer verilmeyen ve adil yönetilmeyen hiçbir yapı gelişmez.
MALİYETİ DÜŞÜRMEK ADINA YAPILAN YANLIŞLAR
Tasarruf adı altında yapılan hatalar, aslında kulüplere çok daha büyük bedeller ödetiyor.
Nitelikli antrenör yerine daha düşük maliyetli tercihler yapılması, uzun vadeli planlama yerine günü kurtaran kararlar, gelişim yerine sonuç odaklı bakış açısı…
Kaleci antrenörü ve atletik performans antrenörü gibi kritik uzmanlık alanlarının görmezden gelinmesi…
Özellikle bu son madde, altyapı gelişimini doğrudan etkileyen en büyük eksikliklerden biridir.
Kaleci antrenörünün olmadığı bir yapıda kalecilerin gelişimi şansa bırakılır.
Atletik performans antrenörü olmayan bir sistemde ise oyuncuların fiziksel gelişimi plansız ve eksik kalır.
Bu durum sadece bireysel gelişimi değil, takımın genel seviyesini de aşağı çeker.
Çünkü modern futbolda artık her detay bir uzmanlık alanıdır.
Ve şunu unutmamak gerekir:
Ucuz olan her zaman ekonomik değildir. Bazen en pahalı sonuçları doğurur.
YETERSİZ ŞARTLARDA BÜYÜK BEKLENTİLER
Altyapıdan yetişen oyunculardan profesyonel performans bekleniyor.
Ama sunulan şartlar çoğu zaman bunun çok uzağında:
Aynı sahayı paylaşan birden fazla takım.
Kısıtlı ve verimsiz antrenman süreleri.
Eksik ya da yetersiz malzeme.
Böyle bir ortamda gelişimden söz etmek ne kadar gerçekçi?
Açık konuşmak gerekirse; Oyuncudan profesyonellik bekleyip amatör şartlar sunuyoruz.
SORUNUN DİĞER YÜZÜ
Tüm bu yapının içinde bir başka kritik konu daha var:
Yönetim anlayışı ve yöneticilerin niteliği.
Futbolun sahadaki kısmı kadar, saha dışındaki aklı da oyunun kaderini belirliyor.
Ve bu konu, başlı başına ayrı bir tartışmayı hak ediyor.
SON SÖZ
Altyapılar, tasarruf edilecek yerler değildir.
Tam aksine, en doğru yatırımın yapılması gereken alanlardır.
Çünkü bugün kısılan her imkân, yarın kaybolan bir yetenek demektir.