Bir “rejim değişikliği” lafıdır gidiyor. İnsan merak ediyor: Nereden çıktı bu laf, neyin nesidir bu? Öyle anlaşılıyor ki; kastedilen, bir ülkeyi yönetenlerin zorla değiştirilip yerine başkalarının konmasıdır.
Başka ülkelerdeki rejimleri değiştirme konusundaki sabıka listesi çok kabarık olan ABD’nin şimdiki Başkanı Trump bu kez “kelle kopartma” (decapitation) yöntemini yeğ tuttu: İsrail’le el ele, daha doğrusu bomba bombaya vererek, İran’daki rejimin en tepedeki lideri dahil en önemli isimlerinin kellesini aldılar. Tepede baş kalmayınca vücudun onlara teslim olacağını sandılar. Ama öyle olmadı. Vücut hareket etmeye devam etti. Şaşırıp kaldılar!
Başsız vücutla nasıl başa çıkacaklarını hala bilmiyorlar!
“REJİM” NASIL OLUŞUR?
Bir an durup şu netameli “rejim” kelimesine bakalım. Bir ülkenin yönetimi ne zaman “rejim”e dönüşür?
Siyasal gözlemcilere göre “rejimleşmek” bir çeşit bozulmadır, zalimleşmedir: Ne zaman ki, demokratik yollarla iktidara gelmiş bir yönetim yasaları çiğneyip otoriterleşir, tarafsız olması gereken kurumları, örneğin yargıyı, kendi silahıymış gibi kullanır, özgürlük alanlarını daraltır, o zaman bir “rejim” haline dönüşmüş demektir.
Böyle bir rejimin meşruiyeti ülke içinde tartışmalı hale gelir ve onu düzeltme çabası rejim değişikliği mücadelesi olarak görülmeye ve gösterilmeye başlanır.
Bu türden bir zaaf, kuşkusuz, ülkeyi zayıflatır, onu kendi çıkarları için değiştirmek isteyen dış çevrelerin de ağzını sulandırır.
KİTAPLARI YAZILDI
ABD’nin bu türden zaafları nasıl kendi amaçları için kullandığını merak edenlere gazeteci dostum Stephen Kinzer’in Türkçeye de çevrilmiş kitaplarını tavsiye ederim. (“Darbe: Hawai’den Irak’a Amerikan Rejim Değişiklikleri”; “Şah’ın Bütün Adamları; Bir Amerikan Darbesi ve Ortadoğu’da Terör’ün Kökenleri”
ABD’ye soracak olursanız, o hep demokratik yönetimleri korumuş, yalnızca “rejim”leri devirmiştir.
Bu kitaplar farklı şeyler söylüyor.
Kinzer’ın ortaya koyduğu gerçekler, özellikle İsrail’deki Siyonist rejimin AKP-MHP iktidarının “rejimleşme” eğilimlerinden yararlanmak için harekete geçtiği bu günlerde özel bir önem taşıyor.
Trump rejimin gizli servisinde bulunmuş birileri iddia ediyor:
“Sıra Türkiye’de!”
Bu demektir ki, Türkiye’yi yönetenlerin iktidar hırsıyla hata üstüne hata yaparak, “rejimleşmesi” bekleniyor.
Hapse atılan her gazeteci, kapatılan her TV kanalı, baskın yapılan her belediye, ikna edici olmayan nedenlerle iptal edilen her diploma, teşhir amaçlı her aşırı müdahale, Türkiye’yi işleyen bir demokratik yönetim değil, otoriter bir “rejim” olarak görmek isteyenleri sevindirecektir.
Bu coğrafyada ve şu zamanda atılan her anti-demokratik adım, Türkiye’ye göz dikmiş olanlara verilmiş bir armağandır.
İç güçler ne düşünürse düşünsün, dış güçler için demokratik yönetimler güçlü, “rejim”ler ise zayıftır!
Türkiye’nin güvencede olabilmesi için iyi işleyen bir demokratik yönetime sahip olması şarttır!