Şimdi değilse ne zaman?

"Abasızlar hep birden abandıklarında açılacak cümle kapısı özgürlüğün" Can Yücel

İZ DERGİ 23.01.2017, 18:10 23.01.2017, 18:10
Şimdi değilse ne zaman?

Orçun Masatçı - Büyük bir uçurumun kenarından, içimizin derin boşluğuna düşenleri izliyoruz. Uzun yıllardır tiyatro camiası bir arada durmak için çeşitli yollar deneyimliyor. Kurultaylar, sempozyumlar, hukuk-sanat buluşmaları, sendika girişimleri ve birlikler. Tüm bu yolları denemesinin temeli öngörü elbette. AKP iktidarından önceyi temize çekmeyeceğiz elbette ama bu partinin iktidarı döneminde; yüzlerce yasaklama, hak ihlali ve mesleki sorunlar ortaya çıkmıştır. Bir intikam örgütü gibi hareket eden devletin ilgili kurumları, fişledikleri tiyatrolara yıllardır verilen devlet yardımlarını keserek ilk adımı atmış, sonraki adımlar ödenekli kurumlardaki yönetmelik değişikliği, yönetici değişikliği, kurumdan açığa alınma hatta ihraç gibi süreçlerle büyütülmüştür. Özel ve amatör tiyatroların gayri yasal bir düzenlemeyle turnelerde ve kimi anadolu kentlerinde emniyet eliyle izin kıskacına alınması, kimi belediye başkanlarının izlemediği oyunları şikayet etmesi gibi trajikomik bir sürece evrilmiştir. Özel ve amatör tiyatroların oyuncularına açılan davalar en çok bu dönemde artmış ve değersizleştirme çabası iktidar ağzıyla en çok bu dönemde söylenmiştir.

2014 yılının başında gerçekleştirilen Hukuk-Sanat buluşmasında Tiyatro Platformu, Sanatçılar Birliği, Tobav ve Türkiye Barolar Birliği tarafından imzalanan metinde, Sanatçıların hukuk sorunlarına karşı birlikte mücadele etme maddesi eklenmiştir. Geçen zamanda özellikle keyfi yasaklara meydan veren konulardan biri de, oyunların İlgili ilçe emniyetinden izin alması dayatması oldu. Bu dayatmanın yasalarda yerinin olmadığı defalarca vurgulanmasına rağmen özellikle yeni kurulan amatör ekiplerde ve turnelere yeni başlayan kimi özel tiyatrolarda bu dayatmanın bir karşılığı olduğu görülmüştür. Kimi emniyet müdürlükleri oyuncuların kimlik bilgilerini istemiş ve araştırma sonucunda kimlik bilgilerini inceleyen müdürlüklerin TMŞ, güvenlik ve ahlak masası olduğu saptanmıştır. Bazı yerlerde oyunlar yasal olarak engellenmese de, oyuna emniyet kamerasının sokulması ile baskı altına alınmaya çalışılmış, salonda telsizler açık bırakılarak seyircinin etkilenmesi sağlanmıştır.

Haziran ayaklanmasından bu yana, hak ihlallerine karşı sokağa çıkan tiyatro üreticileri hakkında davalar açılmış, birçoğunun yargılanma süreci halen devam ettirilmektedir.

İktidar tüm araçlarıyla, sanatın dilini bağlamak için tam bir cephe savaşı yürütmüştür. Eğitimin çürütülmesi, bireyin dış dünyayla bağlantısının kesilmesi, faşizmin yürüyüşe geçme döneminin de şifrelerindendir. Susturulmuş medya ile bu süreç taçlandırılmakta, itiraz edenlerin sesi kısılmakta ve benzersiz bir yok oluş süreci başlamaktadır.

2016'nın son günlerinde barış isteyen akademisyenlere destek veren sanatçılar da soruşturmaya başlanmış, haklarında dava yolu açılmıştır.

Tam da burada, karanlığın eşiğinde, üstümüze düşen acil bir sorumluluk var. Yazan, konuşan herkesin fark ettiği ve dillendirdiği birlik olma hali. fakat bunun için pratikte ne yapmalı. Latin Amerika özgürlük hareketi içinde mücadele eden sanatçıların önümüze koyduğu bir kaç örnek var. Duvarlara olan biteni resmetme ve her görüşten insanın olduğu alanlarda görünmez tiyatrolar.

İzmir bu anlamda ülkemizdeki en rahat kentlerden biri, önerim burada çıkartılacak örneklerin tüm ülkeye yayılması. Gemide, İzbanda, otobüste görünmez tiyatrolar ve forumlar hayata geçirilebilir. Bizi ısrarla evin dışına atmaya çalışan iktidara yeni bir kapı açtığımızı göstermemiz gerekir. A. Boal yöntemleri bu anlamda incelenmeli, İzmir'li bir çok tiyatro tarafından kentin geneline yayılan örneklerle bir pratik eleştiri oluşturulmalıdır.

Elbette bir öneriler toplamı yaşananlardan yola çıkılarak derlenecektir. Artık konuştuklarımızı hayata geçirme zamanı değil mi sizce de?

Ülke gittikçe soğuyor. Abalarımız çalınmış evlerimizden, ellerimiz kan revan, ruhumuz Filistin askısında bir gariban kaybettiklerimizin acısından. Şimdi değilse ne zaman? Biz değilsek kim? Abanalım işte birlikte gerçeğe, ancak o zaman ısınırız, ancak o zaman huzur bulur ruhumuz.

Bir dip not olarak dursun bu da aklınızda son 2 ayda Yönetmen Mehmet esatoğlu tarafından tespit edilen hak ihlalleri.

Türkiye’nin önemli çağdaş sanat fuarı Contemporary İstanbul, sergilenen bir heykelin kaldırılmasını isteyen bir grubun baskınına uğradı. Tekbir getiren saldırganların etrafa zarar vermemesi için yetkililer eseri geçici olarak kaldırdı. Bu fuara, Türkiye’de yaşanan “darbe girişimi ve terör olayları” sebebiyle katılmak istemeyen birçok yabancı galeri güçlükle ikna edilerek katılmaları sağlanmıştı. Contemporary İstanbul Fuarı, ilk gün kapanış saatine doğru kendilerini milliyetçi muhafazakâr olarak nitelendiren ve ‘Milli Görüş Vakfı’ adlı bir yerden geldiklerini söyleyen 20 kişilik grup, Isabel Croxatto galerisinde sergilenen Ali Elmacı’ya ait heykele müdahale etti. Tekbir getiren grup, Sultan Abdülhamit desenli mayo giydirilmiş heykelin kaldırılmasını istedi. Sanatçı Ali Elmacı ve galeri temsilcileri eylemcilere sebebini sorduklarında “Mayoda dedemizin, atamızın resmi var ve bundan rencide oluyoruz” yanıtını aldılar. Eser kaldırılmadan galeriyi terk etmeyen grup gidene kadar depoya kaldırılan eser, grup gittikten sonra tekrar yerine konuldu.

Yenikapı Tiyatrosu'nun çalışmalarını yürüttüğü Metin Altıok kültür Evinde polislerce sabah kimsenin olmadığı saatlerde arama yapıldı. Kültür Evi çalışanları, bir oyun maketinin, bir başka oyun maketi üstündeki oyuncak askerlerin ve "sanatta işlenebilecek uç yoktur" isimli kitaplarından bir kaçının aramadan sonra kaybolduğunu belirtti.

Emek Sahnesi’nin kurucusu, rolünden oldu. Emek Sineması'nı yıkıp AVM yapan şirket “Emek” sözcüğünü de gasp etmeye çalışıyor. Emek Sineması konusunda nasıl bir yanılsama yaratılmak istenirse istensin gözle görüldüğü üzere artık yok! Koskoca bir direniş not düşerek bu tarihe üzerine Grand Pera adıyla yeni bir yapı inşa edildi. Hukuksuz, haksız hatta sinema yapan ve seyredenlerin itirazlarını yok sayarak. “Emek”i tekeline almak isteyenler şimdi sahnenin tabelasından sözcüğü çekiştiriyor. Anadolu yakasının çiçek gibi tiyatro sahnelerinden Emek Sahnesine, kapatılan Hayatın Sesi televizyonu için röportaja gittiğimizde daha inşaattan yeni çıkmışlardı. Pınar Yıldırım, Emek Sahnesinin adıyla ilgili olan biteni ve gelinen aşamayı da bize anlatıyor: “Emek Sinemasını yıkıp satın alan inşaat firması aynı zamanda 5 yıldır ürettiğimiz, markasını tırnaklarımızla yarattığımız ‘Emek Sahnesi’ unvanının da patentini almıştır. 2012 Şubat ayından beri tiyatro yaptığımız sahnemizin geçmişi alenen ortadadır. Kendileri patent başvurusunu 2016 Nisan ayında yapmış ve Ekim 2016’da almıştır. Şimdi ise Emek Sahnesi isminin kendilerine ait olduğunu, bu ünden haksız kazanç elde ettiğimizi öne sürüyorlar. Durum ortada 2012-2016 ama işte hukuki açıdan patent onlarda olduğu için beş yıllık emeğimizi yine yıkıp atmak istiyorlar. Vicdanda biz, hukukta onlar haklı olmuş oluyor mu denilir artık bilemedim. Şu an son durum isim değişikliğine gitme zorunluluğumuz. Aksi takdirde sonuçları sahnemizin kapanmasına kadar gider görünüyor. Ama biz umutluyuz yine de. Ya da inanmak istiyoruz “emek” adını kurtaracağımıza. Bu çark bir yerde kırılmalı artık. “Boşuna çekilmedi bunca acılar”.  Pınar Yıldırım, Nedim Saban’ın Fosforlu Müzikali’yle orada sahneye çıkma ısrarına oyundan ayrılarak cevap verdi. Oyundan ayrılma sebebini Yıldırım anlatıyor: “Bir sezon boyunca oynadığım ve ikinci sezonuna başladığım Fosforlu’dan, Grand Pera’da oynamak istemediğimden ayrıldım. Daha doğrusu bu sebepten ayrılmak zorunda bırakıldım”. Yıldırım, kendisi ile beraber aynı sebeple oyuncular Mirza Metin ve Hande Ağaoğlu’nun da ayrılmak zorunda bırakıldığını ifade ediyor.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Altıok, TBMM Plan Bütçe Komisyonu’nda Kültür ve Sanat alanında uygulanan baskı ve sansür üzerine konuşma yaptı, Altıok'un açıklamaları şöyle:

“Herkesin bilim ve sanatı öğrenme, öğretme, açıklama, yayma hakkı olduğu gerçeğinden yola çıkarak şüphesiz sanat için de rengi, ırkı, dili, dini yoktur cümlelerini koşulsuz sarf edebiliyor olmalıyız. Acının rengi, dili, dini olduğunu ne yazık ki on dört yıllık AKP iktidarının daha ilk günlerinde biz yaşadık. Dünyaca ünlü sanatçımız Fazıl Say’ın Sivas katliamını unutturmamak için şair Metin Altıok anısına bestelediği oratoryonun bizzat dönemin Kültür Bakanı tarafından sansürlenmesini kişisel olarak da deneyimlemiş bir kişiyim.

Zeynep Altıok Kültür Bakanı Nabi Avcı’ya, “yine konuşmanızda yazarlarımızın eserlerimizin uluslararası düzeyde tanıtımına verdiğiniz önemden bahsettiniz. Ne yazık ki eserleri 20’nin üzerinde ülkede 14’ten fazla dile çevrilmiş olan Aslı Erdoğan tutuklu. Uluslararası PEN Yazarlar Derneği başta olmak üzere sayısız dernek tarafından sorgulandığımız süreçte ülkemiz bu utanca yanıt vermek durumunda kalıyor. Keza bir diğer örnek Necmiye Alpay bir dil bilimci, bir yazar. Bu insanların tutuksuz yargılanması için Kültür Bakanlığı olarak devrede olmanızı dilerim. Siyasi iktidarlar sanatı ve sanatçıyı kendi dünyasına göre biçimlendirmek yerine ticari amaç gütmeden, kâr-zarar hesabı yapmadan, tam bağımsız özerk kurumlar ve kuruluşlar aracılığıyla teşvik etmekle yükümlüdür. Toplumun tüm katmanlarını eğitmek, geliştirmek, çağdaşlaştırmak ve bir arada tutmak ödevini üstlenmelidir”

Altıok’un plan bütçe komisyonunda yönelttiği soruların bazıları ise şöyle:

1- Avrupa Komisyonuna sunulması beklenen Türkiye Kültür Politikaları Ulusal Raporu’nun sunulduğunu basından takip ettiklerini ancak içeriğine erişemediklerini belirten Altıok, konuyla ilgili Ağustos 2016’dan beri yanıt bekleyen bir yazılı soru önergesi olduğunu hatırlatarak: Bu çalışmayı kim ya da kimler hazırladı? Bu çalışma süresince sivil toplum örgütlerinden, akademisyenlerden görüş alındı mı, alındıysa bunlar neler ve hangi kurumlardan alındı?

2- İstanbul gibi bir metropolde tüm toplum katmanlarının ulaşabileceği bir merkezde bulunan farklı sanat dallarını topluma eriştiren Atatürk Kültür Merkezi ile ilgili bakanlığın planları detaylı şekilde sunulmalıdır, ne zaman sunulacak?

3- Devlet opera ve balesince bugüne kadar 22 defa yapılmış Aspendos Festivali’nin neden yapılmadı, Antalya ile özdeş konuma gelen Fazıl Say Piyano Festivali’nin neden yok edildi?

4- Devlet Opera ve Balesinde Selman Ada Genel Müdür olduktan sonra kademeli olarak yerli bestecilerin eserleri sonlandırılmış ve bütün operalarda yalnızca kendi eserlerinin sahnelendiği etik olmayan bir durum söz konusu olmuştur. Selman Ada buradan etik olmayan ne kadar kazanç sağlamıştır? Ayrıca, niçin genel müdürün eserinden başka Türk eseri oynanmadığı hâlde Türk eserlerinde yaşlı ve öğrenci indirimleri kaldırılmıştır? Devlet opera ve balesi acaba toplumu geliştirmek için başka bestecilere şans verip destek olabilecek midir? İçinde bulunduğumuz bu ağır günlerde halkın moralini düzeltmek için opera, bale ve tiyatronun önemini de bir kez vurgulayarak böyle bir girişim olacak mıdır? Genel Müdür Selman Ada’yla ilgili liyakat aramaksızın bölge müdürlüklerine atamalar yaptığı basında yer almıştır, Bunun gerçekliği araştırılacak mı?

Çok sayıda akrep tipi araç ve TOMA ile Okmeydanı’na gelen polisler, hiçbir gerekçe sunmadan İdil Kültür Merkezini bastı, aralarında Grup Yorum sanatçıları İnan Altın, Sema Altın, Ali Aracı’nın da olduğu 10 kişiyi işkence yaparak gözaltına aldı. Birkaç gün önceki polis baskınında kırılıp dökülen İdil Kültür Merkezinin tadilatını yapmakta olan işçiler de gözaltına alındı. Kültür Merkezinin darmadağın eden polisler, bu keyfi uygulamaya karşı çıkan mahalle halkını da gaza boğdu. İdil Kültür Merkezi ve Grup Yorum’a yapılanlara tepki gösteren Sanat Meclisi durumu protesto eden bir bildiri yayınladı.

TÜYAP sanat fuarında, BirGün yazarı Rahmi Öğdül‘ün küratörlüğünü yapmış olduğu “Sizi Çok Formsuz Gördüm” sergisinde gösterilmekte olan bir resme polis müdahalesi sonucunda sansür uygulandı. Sansüre tepki gösteren sanatçı, kaldırılan tablosunun üzerine tüm eserlerini sergiden çekti. Eserin yaratıcısı Özgür Korkmazgil, "Eserimin bağlamından koparılarak sansürlenmesinden ötürü bağlantılı diğer işlerimi de sergiden çekmiş bulunuyorum" dedi. Rahmi Öğdül ise, "savcılığa tablonun müstehcen olduğuyla ilgili şikâyetler yapılmış. Bunun üzerine de sabah saatlerinde sergi alanına polisler gelmiş ve tablonun kaldırılmasını ya da +18 salonunda sergilenmesini söylediler. Sanatçımız da buna tepki göstererek, eserlerini kapalı bir alanda sergilemeyi reddedip, bütün eserlerini sergiden çekti. Ben de yapılan bu müdahaleyi protesto etmek için tablonun kaldırıldığı yere siyah bir bez astım. Korkmazgil’in arkasındayım."

Eserin 1 yağlı boya tuval ve 3 fotoğraftan oluştuğunu söyleyen Öğdül, tuvalde bir pirzola parçasının olduğunu diğer 3 fotoğrafta ise kadın bedeninin çeşitli yerlerinin yer aldığını söyledi. Kadın bedeninin et gibi parçalanmasına eleştirel bir bakış açısı getirten tablonun kaldırılmasının doğru olmadığını belirten Öğdül, "sanat sınır aşma erimidir, sınırları ihlal eder, sanatı müstehcen olarak atfetmek onu kapalı bir yere sıkıştırmak demektir ve böyle bir şey mümkün değildir" diye devam etti.

Samsun da bir ses yükseldi “Sahnemi Kapatma!” diye:

Kulak verin bu sese, el verin bu emeğe... Bir sahne zarar ediyor gerekçesi ile kapatılıyor. Göz göre göre Samsun da sanatçılar sokağa atılıyor. Sahnelere ambargo konuluyor, bizden olmayan değil yaşamak nefes bile almasın deniliyor. Gezi’den bu yana kindarlık, sindirme ve yıldırma politikasını aralıksız uyguluyor. Belediyeler babanızın malı değil, orası Samsun halkınındır ve o sahnede Samsun’lu ve diğer misafir tiyatrolar perde açıyor.


OCAK SAYISINDA KAPAKTA KEMAL KILIÇDAROĞLU VAR

OCAK SAYISI SUNU YAZISI İÇİN TIKLAYIN

İZMİR'DEN YA DA ŞEHİR DIŞINDAN NASIL ABONE OLUNUR? TIKLAYIN

İZ GAZETE 1. YIL BULUŞMASI YAPILDI: 'YALNIZ DEĞİLİZ' 

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!
banner238
Günün Karikatürü Tümü
banner96
banner237
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Fenerbahçe 13 29
2. Galatasaray 13 27
3. Adana Demirspor 13 24
4. Konyaspor 14 24
5. Başakşehir 13 24
6. Kayserispor 14 23
7. Trabzonspor 13 23
8. Beşiktaş 13 22
9. Alanyaspor 14 17
10. Gaziantep FK 13 16
11. Antalyaspor 12 16
12. Giresunspor 13 15
13. Kasımpaşa 13 15
14. Hatayspor 13 14
15. Karagümrük 13 13
16. Ankaragücü 13 13
17. Sivasspor 14 11
18. İstanbulspor 13 8
19. Ümraniye 13 7
Takımlar O P
1. Eyüpspor 15 34
2. Rizespor 14 25
3. Pendikspor 14 25
4. Keçiörengücü 14 25
5. Boluspor 14 25
6. Samsunspor 14 24
7. Bodrumspor 14 22
8. Bandırmaspor 14 21
9. Manisa FK 13 20
10. Sakaryaspor 15 19
11. Altay 14 18
12. Adanaspor 14 17
13. Göztepe 13 17
14. Tuzlaspor 14 16
15. Erzurumspor 14 14
16. Altınordu 13 12
17. Ö.K Yeni Malatya 15 11
18. Gençlerbirliği 14 7
19. Denizlispor 14 6
Takımlar O P
1. Arsenal 14 37
2. M.City 14 32
3. Newcastle 15 30
4. Tottenham 15 29
5. M. United 14 26
6. Liverpool 14 22
7. Brighton 14 21
8. Chelsea 14 21
9. Fulham 15 19
10. Brentford 15 19
11. Crystal Palace 14 19
12. Aston Villa 15 18
13. Leicester City 15 17
14. Bournemouth 15 16
15. Leeds United 14 15
16. West Ham United 15 14
17. Everton 15 14
18. Nottingham Forest 15 13
19. Southampton 15 12
20. Wolves 15 10
Takımlar O P
1. Barcelona 14 37
2. Real Madrid 14 35
3. Real Sociedad 14 26
4. Athletic Bilbao 14 24
5. Atletico Madrid 14 24
6. Real Betis 14 24
7. Osasuna 14 23
8. Rayo Vallecano 14 22
9. Villarreal 14 21
10. Valencia 14 19
11. Mallorca 14 19
12. Real Valladolid 14 17
13. Girona 14 16
14. Almeria 14 16
15. Getafe 14 14
16. Espanyol 14 12
17. Celta Vigo 14 12
18. Sevilla 14 11
19. Cadiz 14 11
20. Elche 14 4
Anket Tümü
Olası bir erken seçimde veya 2023'te Millet İttifakı'nın Cumhurbaşkanı adayı kim olmalı?