01.03.2021, 13:47

Kısa kısa toplumsal muhalefet-2

İnsanlarımız, bu kötü yaşantıyı dile getirmenin, 'muhalefet yapmak' olduğunu sanıyorlar. Yapanlar bile, 'muhalefet yaptıklarını' sanıyor bir bakıma. Aslında bir yanlış anlama olduğu halde, anlaşıp gidiyorlar.[1]

Muhalefetin neden toplumsal olmadığı hatta bazen muhalefetin neden muhalafet bile olmadığını anlamak gerekli; aksi halde sadece zor zamanlarda değil, kolay zamanlarda da iyi bir muhalafet sergileme şansımız olmayacak. Muhalafet her zaman gerekli, bir toplum birilerinin karşı çıkışındaki farklılık isteğini, değişim veya belki de en temel güdülerden kaynaklanan itiraz isteğini önce kabullenmeyi öğrenmeli; çoğunluğun veya gücün ‘evet’ dediklerine ‘hayır’ diyebilenlerin varlığı, evetlerin dayatma olmaktan çıkıp tartışılması gereken olgulara dönüşmesini sağlayabilecek tek yol; zaten sonuçta çoğunluğun dediği olacak şeklindeki ön kabulün totaliterliğe, baskıya, tiranlığa dönüşmeden önceki son çıkış muhalafet.

Perdeler açılsın; oyunun adı ‘Muhalefet Edemeyen Bir Muhalifin Portresi’

Muhalefet etmeyi, muhalefet olmaktan çıkaran ilk olgu, muhalefet edenlerin, muhalefet etme iddiasıyla kurdukları iktidarla oluşturdukları bağ. Muhalafetin kendi iktidarı ile kurduğu bağ, muhalafetin asıl içeriğini ortadan kaldırıyor ve muhalefeti yeni, ikincil veya gölge bir iktidar olarak asıl iktidara hazırlayan bir yapıya bürünmeye başlıyor. Siyasetin dehlizlerinde oluşturulan makamların arkasında insan gölgeleri saklanıyor. Muhalefet etme, karşı çıkma, itiraz etme hissi yerini kimisinde yavaş yavaş, kimisinde çok hızlı güç, yönetme ve kontrol etme isteğine bırakıyor. 18 yaşın baharında politik düzlemdeki yasal ortamlardan birinde karşı çıkma duygusunu ifade etmeye çalışan ilk heves, ilçe başkanları ile gençlik kolu başkanları ile tanışıyor; hükmetmenin dayanılmaz hiyerarşiliği.

İktidar olgusu ile erken kurulan bu bağın, itiraz etme argümanlarını değiştirdiği ise diğer bir gerçeklik, çünkü hükmetmek genel kabul görme kaygısı yaratıyor ve popüler söyleme diğer bir deyişle beylik laf üretme evresine geçiliyor. Genel geçer doğrular, muhalefetin yapısı içindeki bir güç odağına bağlılık ve ait olma ve kabul edilme duygusu, düşünce üretiminin önündeki en ciddi engeli oluşturuyor. Muhalafetin iktidarın karşısındaki en güçlü tarafı olabilecek iktidardan bağımsız bir yaşamın mümkün olacağına ilişkin inanç ve alternatif model üretebilme yetisi yok oluyor.

Biraz kulis, biraz dedikodu, biraz da temel siyasi ayak oyunları öğrenildiğinde; ilk önceleri şaşkınlıkla ve kabul edilemez olarak algılanan tüm bu durumlar normale dönüşmeye başlıyor, zamanla siyasetin bir gereği olarak algılanıyor ve geri dönülmez bir yaşam tarzı oluyor. Hep bahsedilen halkla olan bağ burada kopuyor; zaman ve emek içeride yürütülen bir iktidar mücadelesinin içinde heba olup gidiyor.

Sonra ne mi oluyor; sosyal medyadan atılan bir twit, eyleme hiçbir zaman dönüşmeyi hedeflemeyen tonu yüksek bir söylev, belki itirazlarından zarara görmüş gençleri, işçileri, kadınları davet, iktidarın bir eylemine ve sözüne karşı bir iade seromonisi…

Burada bir parantez açmam gerekiyor: Sosyal medya çağının, iletişim bu yoğun halinin toplumla bir bağ kurduğuna inanmak ise dönemsel bir yanlışa işaret ediyor gibi geliyor. Sosyal medyanın sözle veya görselle bir muhalafet aracı olamayacağının ancak sosyal medyanın fiili veya eylemi anlatmanın bir aracı olabileceği gerçeğinin yadsındığını düşünenlerdenim. Demokrasi fikri ile hiçbir zaman devletten bağımsız şekilde tanışamamış toplumlarda, muhalefetin söz öbekleri ile bir şeyler değiştirebileceğine ilişkin hatalı kanısının, merkezi iktidar anlayışlarının daha da güçlendirdiği dünyadaki birçok örnekte mevcut. Toplumsal muhalafet olaylarının, sosyal medya yankısı ve yaygınlığını sağlaması eylemin ardından gelen mizah veya eylemin içindeki cesarette gizli olduğunu düşünmek gerekebiliyor.

Kötü ve iyi örnekleri yazmaya çalışacağım yazının sonraki bölümlerinden önce, bu yazıyı Oğuz Atay’la bitirmekte fayda var:

Avam kamarasında mıyız ki en şiddetli tartışmalardan bile iktidar ve muhalefet olarak meclisten kol kola çıkalım ?[2]

 

[1] Günlük, Oğuz Atay, İletişim Yayınları

[2] Tutunamayanlar, Oğuz Atay, İletişim Yayınları

Yorumlar (0)
Günün Karikatürü Tümü
banner96
banner177
16°
parçalı bulutlu
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 33 71
2. Fenerbahçe 34 69
3. Galatasaray 33 65
4. Trabzonspor 34 59
5. Alanyaspor 34 52
6. Gaziantep FK 33 51
7. Hatayspor 33 50
8. Sivasspor 33 50
9. Karagümrük 33 49
10. Göztepe 34 46
11. Antalyaspor 34 42
12. Konyaspor 33 41
13. Rizespor 33 39
14. Malatyaspor 33 37
15. Ankaragücü 33 37
16. Kasımpaşa 34 37
17. Kayserispor 33 34
18. Başakşehir 33 33
19. Erzurumspor 34 31
20. Gençlerbirliği 33 31
21. Denizlispor 33 26
Takımlar O P
1. Giresunspor 31 63
2. Adana Demirspor 31 61
3. Samsunspor 30 58
4. İstanbulspor 31 57
5. Altay 30 54
6. Altınordu 31 53
7. Ankara Keçiörengücü 31 49
8. Tuzlaspor 31 47
9. Ümraniye 30 44
10. Bursaspor 30 43
11. Bandırmaspor 30 39
12. Boluspor 30 35
13. Balıkesirspor 31 35
14. Adanaspor 30 34
15. Menemenspor 31 31
16. Akhisar Bld.Spor 31 26
17. Ankaraspor 30 23
18. Eskişehirspor 31 8
Takımlar O P
1. Man City 32 74
2. M. United 32 66
3. Leicester City 31 56
4. West Ham 32 55
5. Chelsea 31 54
6. Liverpool 31 52
7. Tottenham 32 50
8. Everton 31 49
9. Arsenal 32 46
10. Leeds United 31 45
11. Aston Villa 30 44
12. Wolverhampton 32 41
13. Crystal Palace 31 38
14. Southampton 31 36
15. Newcastle 32 35
16. Brighton 31 33
17. Burnley 32 33
18. Fulham 33 27
19. West Bromwich 31 24
20. Sheffield United 32 14
Takımlar O P
1. Atletico Madrid 31 70
2. Real Madrid 31 67
3. Barcelona 30 65
4. Sevilla 31 64
5. Villarreal 31 49
6. Real Betis 31 48
7. Real Sociedad 31 47
8. Granada 30 39
9. Levante 31 38
10. Celta de Vigo 31 38
11. Athletic Bilbao 30 37
12. Osasuna 31 37
13. Cádiz 31 36
14. Valencia 31 35
15. Getafe 31 31
16. Deportivo Alaves 31 27
17. Huesca 31 27
18. Real Valladolid 30 27
19. Elche 31 26
20. Eibar 31 23
Anket Tümü
Sizce Türkiye'nin en önemli ana gündemi ne olmalı?