05.04.2021, 09:38

EYYY! İşte üzerine alınanlar!

Aziz Nesin’in Nutuk Makinesi kitabında şöyle bir cümle geçer: ‘Yine ünlü müteşaşirlerden İbni Hafazan el Kalpazan Ebu Lafazan vel-abazan da şöyle demiştir: Halk, hükümetlerin her dediğini anlar, ama hiçbir dediğini hükümetlere anlatamaz!’

Bu tanımın doğruluğunu kabul etmekle birlikte zaman içinde genişlediğine de tanık oluyorum, halk hem hükümetlerin hem de hükümete muhalafet iddiası taşıyan siyasetçilerin her dediğini anlıyor ama hiçbir dediğini hem hükümetlere hem de hükümete muhalafet iddiası taşıyan siyasetçilere anlatamıyor.

Muhalefet iddası taşıyan siyasetçinin eylem ve söylem tipleri, bir süredir aynı bimarhanede aynı aksin yankısından ibaret, aynı tımarhanede veliler aynı sesin yankısını duymaktan muzdarip, (veli burada kendini muhalif olarak tanımlayan halk oluyor, bir çeşit derviş yani), yankı bir çeşit işkenceye dönüşmüş durumda, velinin deliliğe geçişindeki en önemli itkiyi oluşturuyor. Delilikle bir zorumuz yok, sadece aynı geminin delisi olmak istemiyoruz.

Örnekleyerek anlatmakta fayda var belki, şöyle ki; ÖLÜYORUZ; bir kısmımız gerçekten beden halini terkediyor, terk-i diyar eyliyor, ölüyor, ölüm işte nasıl anlatılırsa ve o kadar yalın biçimde ölüyoruz. Tedavi olacak yatak bulamadıkları için ölenler var, geçinemedikleri için ölenler var, yaşayamadıkları için ölenler var, var da var…

Bir de bu çılgınlığın içinde nefes alamadıkları için ölenler var, ruhları, yaşamları, anlamları yok olanlar var, pudra şekerine bandırıp yiyecek bir yaşam özlemleri hiç olmayanlar var, onlar da başka şekilde ölüyor.

Örnek şurada başlıyor, hani biz ölüyoruz ya, ölümümüzün ardından muhalefet iddiasında olan bir siyasetçinin kınama sözleri anlam ifade etmiyor.

Bedenen veya ruhen ölülerin evlerine yaptığınız ziyaretler bir anlam ifade etmiyor; ziyaret eden misafirdir, misafirin bir süre sonra gitmesi gerekir.

Nazım Hikmet’i vatan haini ilan eden yandaş gazetenin puntoları bile sizlerin 140 karakterinizden büyük, yazdıklarınız bir anlam ifade etmiyor.

İçinde hiçbir şey yapılamayan bir çatının altında, arkanızdaki sarı yaldızlar önünde hezeyana kapılmış konuşmalarınız bir şey ifade etmiyor, orada hala ne yaptığınızı anlamakta zorlanıyoruz.

Öğrencinin boynuna devlet eli dolandığında nerede olduğunuzu merak ediyoruz, resimleri biz de görüyoruz, altına yazdıklarınız bir anlam ifade etmiyor, resimleri ruhen veya bedenen ölenler çekiyor, bilginiz olsun diyorum ya zaten biliyorsunuz.

Muhalefet etmiyorsunuz/edemiyorsunuz ya, bizim dediklerimizin de bir anlamı kalmıyor.

Bu yüzden herhalde halk söylediklerini anlatamıyor.

***

Birçok düşünürün ikinci dünya savaşı sonrasında faşizm tahlili yaptığı bilinir, bunlardan biri de Umberto Eco’nun 1995 yılında yaptığı 14 maddelik tanımlamadır. Eco, faşizmin anlaşmazlığı ihanet olarak yorumladığını söyler, barışçılığı ise düşmanla ticaret olarak değerlendirdiğinden dem vurur, sosyal hüsranı kullandığından, orta sınıf hayallerini yıktığından bahseder. Eco’nun tespitlerinden yola çıkarsak, emperyalizm ve kapitalizmin, 1940 faşizminden çok şey öğrendiği ve ancak bunu geliştirmede ve uygulamada ustalaştığını da inkar etmemek gerekir. Ne var ki, faşizm veya totaliter yönetimler karşısındaki muhalefetin de öğrendiği birçok gerçeklik ve elde ettiği birçok başarı vardır.

İdare-i maslahatçıların, statükocuların, konum korumacıların, oyalayacıların, bırakınız kendileri zaten düşercilerin, kendi sesini muhalefet iddiası taşıyan siyasetçilerine ulaştıramayan ve ruhen ve bedene ölen halk yığınlarına ilaç olması hiç mümkün olmamıştır, 1940 öncesinde de mümkün olmamıştır. Uzun uzun kristal geceleri, sosyal demokrat partinin faşizm karşısında aldığı tutumları anlatmaya gerek yok, ezberleriniz halkın yaşamını değiştirmeye yetmediğinde ya halkın bağrına dönersiniz ya da halkın bağrından gelen çocuklarla hükmedenler arasında çöpten bir bariyer olursunuz.  

Veya Hasan Hüseyin’in dili ile;

kaldır artık başını

«kalsın benim dâvam dîvana kalsın» demiş ozan

o dîvan sensin artık

bıçak kemikte.

Yorumlar (0)
Günün Karikatürü Tümü
banner96
banner178
açık
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Beşiktaş 31 67
2. Fenerbahçe 32 63
3. Galatasaray 32 62
4. Trabzonspor 33 58
5. Gaziantep FK 31 50
6. Alanyaspor 32 49
7. Hatayspor 32 49
8. Karagümrük 33 49
9. Göztepe 33 46
10. Sivasspor 31 44
11. Konyaspor 31 40
12. Antalyaspor 32 39
13. Rizespor 32 36
14. Kasımpaşa 32 35
15. Malatyaspor 31 33
16. Ankaragücü 31 33
17. Başakşehir 32 33
18. Kayserispor 31 33
19. Gençlerbirliği 31 31
20. Erzurumspor 32 28
21. Denizlispor 31 26
Takımlar O P
1. Giresunspor 29 60
2. Samsunspor 29 57
3. Adana Demirspor 29 55
4. Altay 29 53
5. Altınordu 29 52
6. İstanbulspor 29 51
7. Ankara Keçiörengücü 29 49
8. Tuzlaspor 29 41
9. Bursaspor 28 40
10. Bandırmaspor 29 39
11. Ümraniye 28 38
12. Boluspor 29 35
13. Balıkesirspor 29 32
14. Adanaspor 28 31
15. Menemenspor 29 30
16. Akhisar Bld.Spor 29 25
17. Ankaraspor 28 19
18. Eskişehirspor 29 8
Takımlar O P
1. Man City 32 74
2. M. United 30 60
3. Leicester City 30 56
4. Chelsea 31 54
5. Liverpool 31 52
6. West Ham 30 52
7. Tottenham 30 49
8. Everton 29 47
9. Leeds United 31 45
10. Aston Villa 30 44
11. Arsenal 30 42
12. Wolverhampton 31 38
13. Crystal Palace 31 38
14. Southampton 30 36
15. Burnley 30 33
16. Brighton 30 32
17. Newcastle 30 29
18. Fulham 32 26
19. West Bromwich 30 21
20. Sheffield United 30 14
Takımlar O P
1. Real Madrid 30 66
2. Atletico Madrid 29 66
3. Barcelona 30 65
4. Sevilla 29 58
5. Real Sociedad 29 46
6. Real Betis 29 46
7. Villarreal 29 46
8. Levante 30 38
9. Celta de Vigo 29 37
10. Athletic Bilbao 30 37
11. Granada 29 36
12. Cádiz 30 35
13. Valencia 29 33
14. Osasuna 29 31
15. Getafe 30 30
16. Huesca 30 27
17. Real Valladolid 29 27
18. Elche 30 26
19. Deportivo Alaves 30 24
20. Eibar 30 23
Anket Tümü
Sizce Türkiye'nin en önemli ana gündemi ne olmalı?