Aslında bu hafta AKP'li Hamza Dağ'ın İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “Süt Kuzusu” projesine dair yaptığı gökkuşağı yorumu hakkında bir şeyler kaleme alacaktım. Ancak memleketin gündemi ne yazık ki buna pek müsaade etmiyor ne yazık ki... Muğla’da yaşayan ve bir süredir kayıp olan Pınar Gültekin’in ölümü ile sarsıldık.

Sosyal medyanın toplumsal duyarlılıklar ve toplumsal hafızaya ilişkin rolünü olumlu buluyorum. Örneğin bir kullanıcı şöyle bir paylaşımda bulunmuş:

"Münevver Karabulut yaşadığımız son katliam olabilirdi"

Yasalar doğru düzenlense, yönetenler bu konuda daha duyarlı davransa, katilleri değil, kadınların yaşam hakkını savunsa birçok şey daha farklı olabilirdi.

Önceki gün Alsancak’ta yaşananlardan söz etmek istiyorum. Pınar Gültekin’in katledilmesini protesto etmeye çalışan kadınlara polis müdahale etti. O kadar sert bir müdahale gerçekleştirildi ki örneğin, gözaltına alınan kadınların araçtaki çığlıkları dışarıdakilerin kulağına geliyordu... Darp izleri sosyal medya sayesinde herkes tarafından biliniyor artık. Başlıkta yanıtını verdim ama kafalara şu soru takılıyor:  "Koskaca devlet üç-beş kadının attığı slogandan mı çekiniyor?" Yanıt gayet basit: “Aynen öyle. Koskaca devlet beş tane kadının slogan atmasından korkuyor” O sırada Alsancak’ta bulunanlar da polise tepkiliydi: “Aferin” diyorlardı: “Vatanı kurtadınız, teröristleri gözaltına aldınız(!)”

***

Bu yazıyı kaleme almadan önce AKP’nin siyasi argüman üretemediğine dile getirecektim. Bu artık ayyuka çıkan ve herkes tarafından bilinen bir olgu. Örneğin, AKP’li Hamza Dağ'ın LGBTİQ+'lar üzerinden İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne karşı polemik üretmesi de "ilginç bir zamanlama" ile de açıklanacak bir şey değil. Recep Tayyip Erdoğan'ın önceki gün yaptığı açıklamasında Pınar Gültekin hakkında sembolik de olsa iki cümle kurmamasının ya da iktidarın küçük ortağının İstanbul Sözleşmesi’ni karşısına almasının net bir anlamı var. Aynı bilinç, kadınların katledilmesini protesto eden kadınları darp etmeyi meşru görüyor. Mesele tam olarak bu. Yönetenler; şiddete uğrayan kadından yana değil, itiraz edenleri sevmiyor, buna itiraz eden kadınsa katlanamıyor. Hakikati dile getirenlerden ise çok korkuyor. Bunun bir kişi, örgüt, meslek odası  ya da beş kadın olmasının hiçbir ayrımı olmuyor.