Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun gündelik ev işlerinde çalışan kadınlarla buluşması kapsamında, Ankara Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Semra Dinçer, Ankara Kadın Kolları İl Başkanı Canan Şekerci, MYK Üyeleri Elmas Kübra Karaca ve CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever Sincan Fatih bölgesinde ziyaret gerçekleştirdi.

Bu ziyaret ile birlikte kadınların gündüz ev temizliğinde, akşam geçim mücadelesinde: Sincan’da derin yoksulluğun görünmeyen yüzünü CHP Kadın Kolları Genel Başkanı Ayten Gülsever şu şekilde ifade etti:
Sincan Fatih bölgesinde gündelik ev işlerine giderek geçimini sağlamaya çalışan kadınlar, artan yaşam maliyetleri ve düşük gelir nedeniyle derin yoksullukla mücadele ediyor. Yaşları ilerlemesine rağmen emeklilik güvencesinden yoksun olan kadınlar, gündüz ev temizliğinde çalışıyor, akşam saatlerinde ise bulaşık yıkamak ve merdiven temizlemek için yeniden iş arıyor.
Burada karşılaştığımız tablo, Türkiye’de kadın emeğinin ne kadar görünmez ve güvencesiz bırakıldığını bir kez daha ortaya koydu.
Gün boyunca başka insanların evlerini temizleyen kadınlar, akşam olduğunda kendi evlerine yorgun argın dönüyor. Ancak bazıları için mesai burada da bitmiyor. Geçinebilmek, kirasını ödeyebilmek ve temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için akşam saatlerinde yeniden dışarı çıkıp bulaşık yıkıyor, merdiven siliyor, gündelik iş arıyor.
Bir kadın bütün gün çalışıyor; eve döndüğünde ise ikinci mesaisi başlıyor.
Yaşları ilerleyen, düzenli bir geliri ve sosyal güvencesi bulunmayan kadınlar için emeklilik artık bir gelecek hayali haline gelmiş durumda. Artan kiralar, gıda ve temel ihtiyaç fiyatları karşısında elde edilen gündelik ücretler yetersiz kalıyor. Kadınlar yalnızca yoksullukla değil, aynı zamanda güvencesizlik, yaşlılık ve gelecek kaygısıyla da mücadele ediyor.
Bu tablo yalnızca bireysel bir ekonomik sorun değildir. Bu, sosyal devlet anlayışının gereğini yerine getirmeyen bir düzenin sonucudur.
Devletin görevi, vatandaşını yoksulluğa mahkûm etmek değil; insanca yaşayabileceği koşulları oluşturmak, sosyal güvenliği güçlendirmek ve emeğin karşılığını almasını sağlamaktır.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın özellikle ekonomik olarak kırılgan durumda bulunan kadınlara yönelik sosyal politikaları güçlendirmesi, yeterli bütçeyi ayırması ve güvencesiz çalışan kadınların sosyal güvenlik sistemine dahil edilmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Kadınların hayatı yalnızca “aile” üzerinden tanımlanamaz. Kadın aynı zamanda emekçidir, çalışandır, üretendir ve sosyal güvenlik hakkının sahibidir.
Bugün Sincan Fatih’te gördüğümüz kadınların hikâyesi, Türkiye’nin dört bir yanında yaşayan binlerce kadının ortak hikâyesidir.
Biz kadınların emeğinin görünmez olmadığı; hiçbir kadının yaşına bakılmaksızın çalışmak zorunda bırakılmadığı; emekliliğin, sosyal güvenliğin ve insanca yaşam hakkının herkes için güvence altına alındığı bir Türkiye istiyoruz.
Kadınların sırtındaki yükü artıran değil, o yükü paylaşan bir sosyal devlet mümkündür.
Çünkü sosyal adalet, yardım etmekten ibaret değildir.
Sosyal adalet; yurttaşın yoksulluğa mahkûm edilmediği, emeğinin karşılığını aldığı ve geleceğine güvenle bakabildiği bir düzen kurmaktır.





