Son araştırmalar, hızla artan demans ve Alzheimer vakalarına karşı, yaşam boyu maruz kalınan "entelektüel uyaranların" önemi kanıtladı. Cumhuriyet’in haberine göre, Chicago’daki Rush Üniversitesi Tıp Merkezi'nden araştırmacı Andrea Zammit ve ekibi, yaş ortalaması 80 olan 1.939 kişiyi sekiz yıl boyunca takip ederek son derece çarpıcı sonuçlara ulaştı. Neurology dergisinde yayımlanan çalışmada katılımcıların hayatları üç ayrı dönemde mercek altına alındı.
YAŞAMIN ÜÇ AYRI DÖNEMİ MERCEK ALTINDA
• 18 Yaş Öncesi: Evde gazete ve atlas gibi kaynaklara erişim, kitap okuma sıklığı ve yabancı dil eğitimi.
• Orta Yaş: Kütüphane kartı sahipliği, düzenli yayın abonelikleri ve kültürel etkinliklere (müze vb.) katılım.
• İleri Yaş: Okuma-yazma alışkanlıkları ve zihinsel oyunların (bulmaca, satranç vb.) sıklığı.
RİSK YÜZDE 38 ORANINDA AZALIYOR
Araştırma, entelektüel faaliyetler ve zihni meşgul eden alışkanlıklara sahip kesimin, daha az aktif gruba göre Alzheimer’a yakalanma riskinin yüzde 38 daha az olduğunu ortaya koydu. Bilim insanları hastalığın görülme zamanı ile ilgili de çarpıcı sonuçlara ulaştı. Yaşam boyu zihinsel etkinlik oranı en yüksek olan grupta Alzheimer ortalama 94 yaşında görülürken, en düşük grupta bu yaş 88 olarak kaydedildi. Bu fark, hastalığın başlangıcında 5 yıldan fazla bir gecikme anlamına geliyor. Hafif bilişsel bozukluklarda ise bu süre 7 yıla kadar çıkıyor.
YAŞLILIKTA DEMANS KAÇINILMAZ DEĞİL!
Araştırmacılar, entelektüel etkinliklerin Alzheimer’ı tamamen engellediğine yönelik bir kanıt olmamasına rağmen, bilişsel sağlık ile zihinsel etkinlikler arasında doğrudan bir bağ olduğunu vurguladı. Demansın yaşlanmanın beraberinde gelen kaçınılmaz bir sonuç olmadığını ortaya koyan bilim insanları, kütüphaneler, müzeler ve eğitim programları gibi zenginleştirici ortamlara erişimin, toplum sağlığı için stratejik bir önem taşıdığını ifade ediyor.





