Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü İnisiyatifi’nin “İkinci Yüzyılda Cumhuriyet’in ve Toplumun Demokratikleşmesi” başlıklı konferansında konuşan Ege Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aslıhan Aykaç, 19 Mart’ta Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla başlayan sürece değindi.

Aykaç, Türkiye’de seçimlere katılımın yüksek olduğunu ve 2024 yerel seçimlerinde CHP’nin yüzde 37 oyla birinci parti çıktığını, AKP’nin ise yüzde 35 ile ikinci sırada kaldığını hatırlattı. Uzun yıllar iktidarda kalan siyasi yapıların seçimler öncesinde ve seçim sırasında çeşitli müdahale araçlarına sahip olduğunu savunan Aykaç, 19 Mart sürecinin ise bu açıdan farklı bir aşamaya işaret ettiğini söyledi.

Aykaç, şöyle konuştu:

“2024 yerel seçimlerine katılım yüzde 78’di. Çok yüksektir bu rakam. Türkiye’de seçmen seçimlere katılır. Umutsuz olsa bile katılır. Bu ilginç bir şey. Türkiye siyasi parti kurulması açısından çok zengindir. Çok fazla siyasi partimiz var.”

Aykaç, seçim öncesinde kampanyalara aktarılan kaynaklardan medya görünürlüğüne, yerel düzeyde örgütlenme imkanlarından sosyal politika kaynaklarının kullanımına kadar çeşitli araçların iktidarın konumunu korumasına imkan sağladığını ileri sürdü.

“Bütün bunları düşündüğünüz zaman seçim öncesinde iktidar kendi konumunu muhafaza edecek araçlara sahipti. Daha sonra işler sıkışmaya başlayınca seçim sırasında bazı müdahaleler oldu. Trafoya kedi girdi mesela. Oy pusulaları karıştı. Mühürsüz zarflar ortaya çıktı.”

Aykaç, seçim öncesi ve seçim sırasındaki müdahalelerin yeterli olmadığı noktada seçim sonrasına dönük müdahalelerin gündeme geldiğini savundu.

İzmir’de sıcaklıklar düşüyor: 5 günlük hava durumu belli oldu!
İzmir’de sıcaklıklar düşüyor: 5 günlük hava durumu belli oldu!
İçeriği Görüntüle

“Bugüne kadar seçim öncesinde ve seçim sırasında yapılan müdahaleler yetmeyince seçim sonrasında da müdahale başladı. 19 Mart’ı önceki müdahalelerden farklı kılan şey budur. Şimdiye kadar iktidarı iktidarda tutacak bütün araçlar işlevini tamamladıktan sonra artık yeni bir safhaya geçmiş oldu.”

“SEÇİMSİZ BİR YERE DOĞRU MU GİDİYORUZ?”

Aykaç, 19 Mart sürecinin ardından Türkiye’nin demokratik geleceğine ilişkin daha zor soruların gündeme geldiğini belirtti.

Bir gazetenin kendisinden aldığı görüşte de bu sorunun sorulduğunu aktaran Aykaç, “seçimsiz bir yere doğru mu gidiyoruz?” sorusunun tartışılması gerektiğini söyledi.

“İki gün önce BirGün Gazetesi benden bir demeç istedi ve daha sonra başka uzmanlara da danıştılar ve şöyle bir soruyu ortaya attılar. Bence bunu düşünmemiz gerekiyor. Seçimsiz bir yere doğru mu gidiyoruz? Çok tehlikeli bir soru bence. Çok da korkutucu bir soru ama bir soru. Her soruya açık olmamız gerekiyor.”

Aykaç, yalnızca seçimlerin geleceği değil, bundan sonra kimin hedef alınabileceği sorusunun da gündemde olduğunu ifade etti.

“Başka sorular da var. Bir sonraki hedef kim olacak sorusu da var. Başkanlar huzursuz. Yani ister istemez tabii ki bu sorular aklına geliyor. O zaman nereye doğru gidiyoruz?”

“ÖRGÜTLENMEK GEREKİYOR”

Konuşmasının son bölümünde demokratikleşme için politika önerilerini paylaşan Aykaç, Türkiye’nin çok sayıda siyasi partiye sahip olmasına rağmen yeterince örgütlü bir toplum olmadığını savundu.

“Türk toplumu, siyasi kültürü, siyasi geleneği açısından örgütlü bir toplum değildir. Bizim çok fazla partimiz var ama çok fazla sivil toplum örgütümüz yok. Ya da olanlar da çok küçük çaplı, içinde çok fazla üyesi yok. O yüzden de iktidar üzerinde yaratacağı bir baskı, bir çıkar talebi ortaya çıkmıyor ya da keskinleşmiyor ya da sizin söylediğiniz gibi birleşmiyor. Farklı grupların bir araya gelmesi lazım. Bunu oluşturamıyoruz. Demek ki örgütlenmek gerekiyor. Galiba birinci politika önerisi bu olması gerekiyor.”

Aykaç, mitinglerin toplumsal muhalefet açısından önemli olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını da söyledi.

“Miting evet kolektiftir, sayısal olarak büyüktür ama sesin desibelinin yüksek olması anlaşıldığı anlamına gelmeyebilir. Dolayısıyla yerelde örgütlenmek, mahalli düzeyde örgütlenmek, burada olmayanların da sesi olmak, burada olmayanlara da ses vermek çok önemli bir şey.”

“DEMOKRASİ SADECE SİYASET ALANINDA İŞLEYEN BİR ŞEY DEĞİL”

Demokrasinin yalnızca sandık, siyasi partiler ve seçimlerle sınırlı görülmemesi gerektiğini vurgulayan Aykaç, ekonomik ve yerel alanlarda da demokratikleşmenin sağlanması gerektiğini söyledi.

“Demokrasi sadece siyaset alanında işleyen bir şey değildir. Ben o yüzden dayanışma ekonomilerini yazdım çünkü ekonomik alanda nasıl bir demokratikleşmeden bahsedebiliriz. Başka bir şey çalıştığım kent siyaseti üzerine de yazıyorum. Orada da peki kentte, yerelde nasıl demokratikleşebiliriz?”

İzmir üzerinden örnek veren Aykaç, demokratik örgütlenmenin yalnızca metropol ilçelerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirtti.

“İzmir için konuşuyorum, demokrasi sadece 11 tane metropol ilçeyi örgütlemek değildir. 30 ilçesi var bu kentin. Diğerlerini de örgütlemek gerekiyor.”

Aykaç, farklı toplumsal kesimlerle yüz yüze temas kurulmasının önemine dikkat çekerek, siyasetin yalnızca miting meydanlarında değil, yerelde ve gündelik yaşamın içinde kurulması gerektiğini ifade etti.

“Mitingde hepimiz kayboluruz, yüzlerimiz görünmez ama yüz yüze de birbirimizi tanırız, birbirimizi anlarız. Bence bunu bir kere daha hatırlamamız gerekiyor.”

Aykaç konuşmasını, demokratikleşmenin toplumun bütün alanlarına yayılması gerektiğini belirterek tamamladı:

“Sadece siyasi alanla, siyasi partiler üzerinden ve seçimlerle sınırlı bir demokrasi anlayışı yerine ekonomik alanda, ailede, okulda ama her yerde ve yerelde örgütlenmiş daha etkin bir demokrasiyi, pratiğini hayata geçirmek gerekiyor. Ben özellikle bunu vurgulamak istiyorum.”

Muhabir: DOĞUKAN FİKRİ FİDAN