Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) “Mesem'de Dijital Prangaya Hayır! Gözetim Değil Eğitim!” başlıklı bir açıklama yaptı. Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) konusunda eleştirilerde bulunan sendika, Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından geliştirilen İMES (İşletmelerde Mesleki Eğitim ve Staj) uygulaması üzerinden öğretmenlere konum tabanlı takip sisteminin dayatıldığını ve bunun açık bir hak ihlali olduğunu kaydetti.

“AÇIK BİR HAK İHLALİDİR”

Eğitim-Sen tarafından yapılan açıklama şöyle:

BİRTEK-SEN Başkanı Mehmet Türkmen'e siyasi yasak istendi
BİRTEK-SEN Başkanı Mehmet Türkmen'e siyasi yasak istendi
İçeriği Görüntüle

"Türkiye’de eğitim sistemi uzun süredir pedagojik ihtiyaçlardan uzaklaşmış, emek sömürüsünün ve hak ihlallerinin tartışıldığı bir alana dönüşmüştür. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulaması da bu dönüşümün en somut örneklerinden biridir.

MESEM’ler bugün bir eğitim modeli olmaktan çıkmış; çocuk işçiliğini yaygınlaştıran, ucuz emek sömürüsünü derinleştiren ve eğitim emekçilerini yeni denetim mekanizmalarıyla baskı altına alan bir yapıya dönüşmüştür.

MEB tarafından geliştirilen İMES (İşletmelerde Mesleki Eğitim ve Staj) uygulaması üzerinden öğretmenlere dayatılan konum tabanlı takip sistemi, açık bir hak ihlalidir. Öğretmenlerin anlık konumlarının izlenmesi, Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliğini ihlal etmektedir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin “veri minimizasyonu” ilkesi yok sayılmaktadır. Daha az müdahaleci denetim yöntemleri mümkünken, doğrudan dijital izleme tercih edilmektedir. Öğretmenlerin kendi telefonlarını ve internetlerini kullanmaya zorlanması hukuka aykırıdır. Bu uygulama bir denetim aracı değil, açık bir gözetim mekanizmasıdır.

SORUMLULUK ÖĞRETMENE YÜKLENEMEZ

MESEM’lerde yaşanan denetim eksiklikleri ve iş cinayetlerinin sorumluluğu öğretmenlere yüklenemez. Son bir yıl içinde en az 8 çocuk, MESEM stajı kapsamında yaşamını yitirmiştir. Bu tablo, sistemin yapısal sorunlarını açıkça ortaya koymaktadır. Bakanlığın, dijital takip verilerini gerekçe göstererek sorumluluğu öğretmenlere yüklemeye çalışması kabul edilemez. İş güvenliği önlemlerini almayan işverenlerin ve denetim görevini yerine getirmeyen kamusal yapının sorumluluğu örtülemez.

MESEM’lerde dayatılan dijital gözetim uygulamaları, yalnızca teknik bir denetim yöntemi değil; eğitimin piyasalaştırılması sürecinde emekçilerin denetim altına alınmasının yeni bir aracıdır. Bu model, çocuk emeğini görünmez kılarken, sorumluluğu öğretmenlerin omuzlarına yıkan, kamusal denetimi ise fiilen ortadan kaldıran bir anlayışın ürünüdür. Eğitim emekçilerinin konum verileri üzerinden izlenmesi, yalnızca kişisel hakların ihlali değil; aynı zamanda öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılması ve pedagojik özerkliğin tasfiyesi anlamına gelmektedir.

Eğitim, gözetim ve disiplin mekanizmalarıyla değil; özgür, bilimsel ve kamusal bir anlayışla yürütülebilir. Çocukların ucuz iş gücü olarak görüldüğü, öğretmenlerin ise dijital araçlarla denetlendiği bir sistem ne eğitimdir ne de kamusal bir hizmettir. Bu nedenle, MESEM’ler üzerinden kurulan bu denetim rejimine karşı çıkmak, yalnızca eğitim emekçilerinin haklarını korumak değil, çocukların, ailelerin ve toplumun ortak geleceğini savunmak anlamına gelmektedir."

Kaynak: BÜLTEN