Ali Kaya, 2026-2027 eğitim öğretim yılının eğitim çalışanlarının ve eğitimin sorunlarının yalnızca okulun ilk günü konuşulup ardından unutulmadığı; kalıcı çözümlerin hayata geçirildiği, ülkeyi geleceğe güven ve refah içinde taşıyacak nitelikli ve verimli bir eğitim öğretim yılı olması gerektiğini söyledi.

Yeni eğitim öğretim yılının eğitim çalışanları, öğrenciler, veliler ve millet için hayırlı olmasını dileyen Kaya, sorunların kalıcı çözüme kavuşturulmasını, güçlü ve büyük Türkiye idealine ulaşmayı sağlayacak eğitim politikalarının geliştirilmesini ve uygulanmasını beklediklerini ifade etti.

“PISA 2025 BAŞARISINDA ÖĞRETMENLERİN PAYI BÜYÜK”

Yeni döneme umutla bakılmasını sağlayan gelişmelerin başında PISA 2025 sonuçlarının geldiğini belirten Ali Kaya, Türkiye'nin fen bilimleri, okuma becerileri ve matematik alanlarında ortaya koyduğu başarının son yıllarda eğitime yapılan yatırımlar kadar öğretmenlerin emeğinin, gayretinin ve fedakârlığının da bir sonucu olduğunu söyledi.

Kaya, PISA 2025’te elde edilen başarıda büyük pay sahibi olan öğretmenleri takdir ettiklerini belirterek, ortaya koydukları emek ve özveri için öğretmenlere teşekkür etti.

Ancak elde edilen memnuniyet verici tabloya rağmen PISA 2025 sonuçlarının bölgeler ve okul türleri arasındaki başarı farklarının arttığını da gösterdiğine dikkat çeken Kaya, eğitimde eşitsizliğin giderilmesi adına daha atılması gereken çok sayıda adım bulunduğunu ifade etti.

“PIKTES İSTİHDAMI, MÜLAKAT MAĞDURU ÖĞRETMENLERE ÇÖZÜM ADIMI OLDU"

Mülakat mağduru öğretmenlerin atama taleplerinin karşılanması ve mağduriyetlerinin PIKTES öğretmen alımı süreci üzerinden üretilen çözümle giderilmesinin Millî Eğitim Bakanlığı tarafından atılmış önemli bir adım olduğunu belirten Kaya, bu nedenle Bakanlığın takdiri hak ettiğini söyledi.

Kaya, iller arası mazerete bağlı yer değişikliğinde ikinci bir hak tanınmasının ve 2023 yılında atanan sözleşmeli öğretmenlere yer değişikliği imkânı verilmesinin de eğitim çalışanlarının beklentilerine karşılık veren, yerinde adımlar olduğunu ifade etti.

Bununla birlikte öğretmen açığı, öğretmen istihdamının bölgeler arasında dengesiz dağılımı, iş güvencesiz ücretli öğretmen istihdamı, çalışma barışını ve iş motivasyonunu bozan sözleşmeli öğretmenlik, yer değişikliği taleplerinin karşılanamaması, kariyer basamaklarına esas hizmet süresi tespitindeki eksiklikler ve ek ders ücretlerinin yetersizliği gibi sorunların hâlen çözüm beklediğini belirten Kaya, okul yöneticiliğinin kariyer mesleği yerine ikincil görev olarak yürütülmeye çalışılmasının da önemli bir sorun olduğunu söyledi.

Kaya ayrıca gittikçe büyüyen norm kadro fazlası personel sorununa, norm kadro fazlası personelin sürekli yer değişikliğine tabi tutulmasına, okulların güvenlik görevlisi, yardımcı personel ve bütçe sorunlarına ve eğitimde şiddete ilişkin beklentileri karşılayan adımların henüz atılmadığını ifade etti.

Eğitimde vakit kaybına tahammül olmadığını vurgulayan Kaya, yapılması gereken çok sayıda iş ve çözüme kavuşturmayı bekleyen onlarca sorun bulunduğunu belirtti.

Bu sorunların ertelenmeden çözülmesi gerektiğini söyleyen Kaya, öğretmenlerin ve eğitim çalışanlarının işlerinin başına motivasyonu yüksek ve çalışma şartları iyileştirilmiş şekilde gitmelerini sağlayacak adımların atılmasının ülkenin geleceği açısından olmazsa olmaz olduğunu kaydetti.

Yetkililerin eğitim çalışanlarının beklentilerini karşılaması ve çalışma şartlarını iyileştirecek politikaları hayata geçirme gayreti içerisinde olması gerektiğini belirten Kaya, yeni eğitim öğretim döneminde eğitim çalışanlarının sorunlarının çözümünün aynı zamanda eğitimin sorunlarının çözümü olduğu gerçeğinden hareketle, sorunlara çözüm üreten kalıcı ve kararlı adımlar atılması çağrısında bulundu.

"ZORLAMA VE DAYATMALARDAN VAZGEÇİLMELİ”

Eğitim-Bir-Sen olarak yeni eğitim öğretim yılında eğitim çalışanlarının kamu hizmetinin saygınlığına ve devlet memuru vakarına uygun olmak kaydıyla kendi belirleyecekleri kılık kıyafetle görevlerini yerine getirmelerine yönelik eylem kararını yenilediklerini belirten Ali Kaya, eğitim çalışanlarının görev tanımları dışında kalan ve ücret ödenmeyen çalışmalara ilişkin eylem kararlarının da sürdüğünü söyledi.

Kaya, eğitim çalışanlarının proje görevi, ev, kurum ziyareti, öğrenci ve veli ziyareti, öğrenci koçluğu, adli kurumlarda icap görevi, sosyal çalışmacı görevlendirmeleri, servis kontrolü ve okul dışı nöbet görevi gibi ücreti ödenmeyen ve öğretmenlik mesleğinin görev tanımında bulunmayan çalışmalara ancak gönüllülük esasına göre, istemeleri hâlinde katılmalarına yönelik eylem kararlarının devam ettiğini ifade etti.

Nöbet görevinin haftada bir gün yerine getirilmesi ve ücreti ödenmeyen ikinci nöbet görevinin yerine getirilmemesine ilişkin eylem kararlarının da sürdüğünü belirten Kaya, hafta içi mesai saatleri sonrasında ve hafta sonlarında katılımın zorunlu tutulduğu kurs, seminer, çalıştay, toplantı, gezi, tören, program ve benzeri nitelikteki mesleki çalışmalara katılmama yönündeki eylem kararının da yeni eğitim öğretim döneminde devam ettiğini söyledi.

Kaya, ortaokul ve liselerde “Öğrenci Gelişim Raporları”nın da öğretmenlerin istemeleri hâlinde gönüllülük esasına göre gerçekleştirilmesine ilişkin eylem kararının sürdüğünü belirtti.

Millî Eğitim Bakanlığı’nın öğretmenlik mesleğinin bir parçası olmayan ve yasal dayanakları bulunmayan bu sorun alanlarına zorlama ve dayatmalarla değil; yapıcı, sürdürülebilir, kapsayıcı ve kabul edilebilir çözüm önerileriyle yaklaşması gerektiğini ifade etti.

“EĞİTİM SİSTEMİNDE SON DÖRT YILININ YENİDEN ELE ALINMASI”

Zorunlu eğitim sistemine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Kaya, Eğitim-Bir-Sen tarafından gerçekleştirilen Türkiye’de Zorunlu Eğitim Sistemi’ne Yönelik Saha Araştırması’nın, zorunlu eğitim sisteminin son dört yılının yeniden ele alınmasına ihtiyaç bulunduğunu gösterdiğini söyledi.

Zorunlu eğitim süresinin toplumun beklentileri ve hayatın gerçekleriyle uyumlu hâle getirilmesi gerektiğini belirten Kaya, esnek ve modüler yapıya sahip ortaöğretim modelleri üzerine çalışmalar yapılması gerektiğini ifade etti.

Bu alanda atılacak her adımın, geliştirilecek politikaların ve uygulanacak planların eğitimin paydaşlarıyla ve toplumun geniş kesimini içine alacak şekilde çok boyutlu, mağduriyet üretmeyecek, hak kayıplarına neden olmayacak, kuşatıcı ve kapsayıcı şekilde tasarlanması gerektiğini vurgulayan Kaya, “4+4+4” zorunlu eğitim sistemini ve değişiklik taleplerini ele alacak özel bir Millî Eğitim Şûrası toplanması gerektiğini söyledi.

“TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİ ÖĞRENCİLERİN GELİŞİMİNE ÖZEL ÖNEM VEREN BİR ANLAYIŞ YANSITIYOR"

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kaya, modelin öğrencilerin bütüncül gelişimine özel önem veren bir anlayışı yansıttığını belirtti.

Modelin kavramsal becerileri, eğilimleri, alan becerilerini ve sosyal-duygusal öğrenme becerilerini Erdem-Değer-Eylem modeli üzerinden ele aldığını ifade eden Kaya, bunun geçmiş müfredattan bir kopuş kadar milletin değerleri ve toplumun beklentileriyle barışık, geleceğe dönük bir müfredat anlayışını temsil ettiğini söyledi.

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin uygulama sürecinde karşılaşılabilecek zorlukların giderilmesi için müfredatın yapısal bileşenlerinde bazı sadeleştirmeler yapılması gerektiğini belirten Kaya, bu müdahalelerin öğretmenlerin ve öğrencilerin modeli daha etkin bir şekilde benimsemesini ve uygulamasını sağlayacağını ifade etti.

Modelin sürdürülebilirliği ve arzu edilen hedeflerin gerçekleştirilebilmesinin ise öğretmenlerin sürekli desteklenmesine, hizmet içi eğitimin yaygınlaşmasına ve kapsayıcılığının artırılmasına, öğretmene yardımcı araçların geliştirilmesine bağlı olduğunu kaydetti.

“EĞİTİM ÇALIŞANLARININ ÜCRETLERİNDEKİ KAYIPLAR İVEDİLİKLE TELAFİ EDİLMELİ”

Enflasyonist ortamın alım gücünü düşürdüğünü ve ekonomik toparlanma ile gelişmenin sabit gelirlilerin cebine yansımadığı bir süreç yaşandığını belirten Ali Kaya, bu durumun eğitim çalışanlarının ve kamu görevlilerinin hayat şartlarını ağırlaştırdığını söyledi.

Eğitim çalışanlarının ve kamu görevlilerinin alım gücündeki erimeyi telafi edecek gerçek bir iyileştirmenin ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Kaya, öğretmenin, eğitim çalışanlarının, memurun ve emeklinin enflasyon yükünün seyyanen zamla giderilmesi çağrısını yineledi.

Enflasyon beklentisinin artan enflasyona göre güncellenmesi hâlinde maaş ve ücretlerin de güncellenmesi ve kayıpların telafi edilmesi gerektiğini ifade etti.

Orta Vadeli Program’da planların şaştığı ve yeniden revize edildiği bir dönemde eğitim çalışanlarının ücretlerinin de revize edilmesi gerektiğini belirten Kaya, aile dostu vergi politikalarının hayata geçirilmesini ve gelir vergisinin memurlar için yüzde 15’e sabitlenmesini istedi.

Kaya, ilave olarak evliler için yüzde 2,5, her çocuk için yüzde 2,5 düşürülerek üç çocuk olduğunda gelir vergisinin toplam 10 puan aşağı çekilmesi gerektiğini ifade etti.

“ŞİDDETİN İŞ GÜVENLİĞİ SORUNUNA DÖNÜŞMEMESİ İÇİN KURUMLAR ARASI KOORDİNASYON SAĞLANMALI”

Okullarda giderek artan şiddetin münferit olaylar olmaktan çıktığını ve doğrudan bir iş güvenliği sorunu hâline geldiğini belirten Kaya, eğitim çalışanlarına yönelik her saldırının geleceği kararttığını, eğitim ortamını zehirlediğini ve toplumsal huzuru tehdit ettiğini söyledi.

Bu nedenle eğitimde şiddetin üzerine kararlılıkla gidilmesi, etkili, önleyici ve caydırıcı tedbirlere başvurulması gereken bir sorun olarak ele alınması gerektiğini belirten Kaya, ülkenin ve insanın selameti için meselenin bütün yönleriyle ele alınması ve mevcut önlemlerin gözden geçirilmesi gerektiğini ifade etti.

Eğitim hakkını korumak, eğitim ortamında güvenliği ve huzuru sağlamak için öğrenci disiplin yönetmeliğinin daha fazla zaman kaybedilmeden yenilenmesi gerektiğini söyledi.

Hiyerarşik ve ötekileştirici yapılar üreten dijital ve sanal medya platformlarının çocuklar ve gençler üzerindeki etkilerinin kapsamlı biçimde araştırılması gerektiğini belirten Kaya, “oyun” adı altındaki bu sinsi platformlarla etkin mücadele yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

Çocukları ve gençleri şiddete özendiren ve ahlaki yozlaşmaya sebep olan sosyal medya içeriklerine karşı her türlü tedbirin alınması gerektiğini söyleyen Kaya, yetkililerin bu konuda teyakkuza geçmesi gerektiğini vurguladı.

Ailelerin çocuk gelişimi, dijital riskler ve davranış yönetimi konularında destekleneceği sürekli eğitim mekanizmalarının oluşturulmasını isteyen Kaya, eğitimde şiddetle mücadelede olay sonrası müdahale yerine önleyici ve erken müdahale yaklaşımının esas alınması gerektiğini belirtti.

Okul, sosyal hizmetler, sağlık ve güvenlik birimlerinin birlikte çalışacağı entegre erken uyarı sistemlerinin kurulması gerektiğini ifade eden Kaya, öğretmenlerin sınıf yönetimi, kriz yönetimi ve şiddetle baş etme becerilerini güçlendirecek uygulamalı eğitimlerin yaygınlaştırılmasını istedi.

Öğrencilerin aidiyet duygusunu güçlendiren sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlere önem ve ağırlık verilmesi gerektiğini belirten Kaya, dijital ortamlarda şiddeti teşvik eden içeriklere yönelik daha hızlı ve caydırıcı düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Görkem Duman 104 gün sonra sessizliğini bozdu: Bu bir itibar suikastıdır!
Görkem Duman 104 gün sonra sessizliğini bozdu: Bu bir itibar suikastıdır!
İçeriği Görüntüle

Eğitimde şiddetle mücadelenin okul merkezli ancak okulla sınırlı olmayan, tüm kurumların sorumluluk üstlendiği bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurguladı.

“REHBER ÖĞRETMEN AÇIĞI TAMAMLANMALI”

Rehberlik ve psikolojik danışmanlık uygulamalarının öğrencilerin akademik, psikolojik, sosyal ve fiziksel gelişimlerinin desteklenmesi bakımından önem taşıdığını belirten Kaya, bu hizmetler sayesinde okula devamsızlık ve okul terklerinin azaldığını söyledi.

Şiddet, akran zorbalığı, siber zorbalık ile madde ve teknoloji bağımlılığı gibi günümüz çocuklarının hayatlarında giderek artan sorunlara karşı profesyonel müdahalelerin etkili biçimde uygulanabildiğine dikkat çeken Kaya, her okulda öğrencilerin rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerine erişiminin sağlanması gerektiğini ifade etti.

Öğrenci sayılarına bakılmaksızın her eğitim kurumuna bir rehber öğretmen normu verilmesi gerektiğini belirten Kaya, okullardaki rehberlik hizmetlerinin artırılmasını istedi.

“EĞİTİMDE KADROLU İSTİHDAM ESAS OLMALI”

Mevcut eğitim sisteminin daha nitelikli hâle getirilmesinin ve okullar ile bölgeler arasındaki kalite farkının kapatılmasının yolunun öğretmen açığının kapatılmasından ve sınıflarda sadece kadrolu öğretmenlerin bulunmasından geçtiğini belirten Kaya, öğretmen açığına ilişkin mevcut durumun kabul edilemez olduğunu söyledi.

İhtiyaç olmasına rağmen yeterli atamanın yapılmamasının ve yeterli aday bulunduğu hâlde atama yapılarak ihtiyacın karşılanmamasının izahı bulunmadığını ifade eden Kaya, “Önce eğitim” iradesiyle çelişen bu duruma son verilmesi gerektiğini söyledi.

Öğretmen atamasının ihtiyacı karşılayacak şekilde yapılmasını isteyen Kaya, emek sömürüsü niteliğindeki ücretli öğretmenlik uygulamasının kaldırılması ve ücretli öğretmene ihtiyaç duyulan okul ve sınıflardaki öğretmen açığının kadrolu öğretmen atamasıyla giderilmesi gerektiğini belirtti.

Öğretmenlerin anayasal haklarını sınırlayan, aile bütünlüğünü bozan, öğretmenlik mesleğini ve öğretmenin itibarını zedeleyen sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının kaldırılması gerektiğini ifade eden Kaya, sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmesini istedi.

Sözleşmeli öğretmenlere, kadroya geçirilme sürecine ilişkin kalıcı bir düzenleme yapılması beklenmeksizin mazerete ve isteğe bağlı yer değişikliği hakkı başta olmak üzere kadrolu öğretmenlere tanınan hakların verilmesi gerektiğini söyledi.

“3600 EK GÖSTERGE SÖZÜ YERİNE GETİRİLMELİ”

Kamu personeli arasındaki çalışma barışının ve iş huzurunun sağlanması için kamu personel rejiminde kademe ve derece ilerlemesi ile ek göstergenin irtibatlandırıldığı bir sürecin hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Kaya, her bir kadro unvanının birinci dereceye yükselebilmesinin sağlanmasını istedi.

Birinci dereceye erişen kamu görevlilerinin ek göstergelerinin en az 3600 olması gerektiğini ifade eden Kaya, buna ilişkin toplu sözleşmede karar altına alınan yasal düzenleme çalışmasının ivedilikle hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

“ÖĞRETMENLERİN YER DEĞİŞİKLİĞİ SÜRECİNDEKİ AKSAKLIKLAR GİDERİLMELİ”

Öğretmen atama ve yer değiştirme iş ve işlemlerinde eğitim öğretim faaliyetlerini sekteye uğratacak düzeydeki tasarım eksikliklerinin öğretmenlerin yer değişikliği taleplerinin karşılanamamasına, mağduriyetlere, çalışma barışının bozulmasına ve motivasyon kaybına neden olduğunu belirten Kaya, bu alanda kalıcı çözümlere ihtiyaç bulunduğunu söyledi.

Dezavantajlı ve elverişsiz şartların hüküm sürdüğü yerleşim yerlerinde görev yapan eğitim çalışanlarına yönelik gönüllülüğü esas alacak tedbirlerin alınmasını isteyen Kaya, makul ve kalıcı bir atama ve yer değiştirme sistemi kurulması gerektiğini ifade etti.

Bakanlığın norm kadro esaslarını bölge ve okul bazlı esnek hâle getirmesi, kariyer basamaklarında pozitif ayrımcılık gibi uygulamaları bir arada yürütmek suretiyle esnek çözümler geliştirmesi gerektiğini söyledi.

“RESEN ATAMALAR TÜMÜYLE KALDIRILMALI”

Bakanlığın resen atamaların oluşturduğu sosyal maliyeti ve mağduriyeti görmesi gerektiğini belirten Kaya, ailelerinden ve evlerinden kilometrelerce ötedeki okullara ve ilçelere resen atanan öğretmenlerin bu mesafelerde seyahat etmelerinin hem zaman hem de maliyet bakımından ağır bir yük oluşturduğunu ifade etti.

Ulaşım süresinin uzunluğu nedeniyle aile hayatının sekteye uğrayacağını ve bu durumun aile birliğini fiilen zedeleyeceğini belirten Kaya, bu hususun göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.

Geçen yıllarda norm kadro fazlası öğretmenlerin resen atama işlemlerine karşı açılan davalarda verilen kararların ve kararlardaki gerekçelerin dikkate alınmasının çok sayıda mağduriyetin önüne geçeceğini belirten Kaya, Bakanlığın resen atama işlemlerinde acele etmemesi, mağduriyetleri ve hak kayıplarını önleyecek tedbirleri alması gerektiğini ifade etti.

“İSTİHDAMDA GÜÇLÜK ÇEKİLEN BÖLGELERDE CEZBEDİCİ YÖNTEMLER UYGULANMALI”

Bazı bölgelerde kalıcı öğretmen istihdamının sağlanamamış olmasının bölgeler arası başarı farkının ve eğitimde eşitsizliğin sebeplerinden biri olmaya devam ettiğini belirten Kaya, öğretmen açığını kapatmak amacıyla zorunlu hizmet yükümlülüğü ve üç yıl zorunlu çalışma süreli sözleşmeli öğretmen istihdamı getirilmiş olsa da bu uygulamaların soruna kalıcı bir çözüm getirmediğinin görüldüğünü söyledi.

Toplu sözleşme talepleri arasında yer alan, eğitimcilere zorunlu hizmet bölgelerinde görev yapmaları hâlinde illerin mahrumiyet durumlarına göre yüzde 10 ila yüzde 90 puan arasında ilave özel hizmet tazminatı ödenmesi talebinin önemine dikkat çeken Kaya, bunun hem istihdamda zorluk çekilen bölgelerin eğitim çalışanı açığının kapatılması hem de bölgenin zorluğuna göre eğitim çalışanlarının yaşadığı mağduriyetin giderilmesi bakımından elzem olduğunu ifade etti.

“EĞİTİM KURUMU YÖNETİCİLİĞİ PROFESYONEL BİR MESLEK OLARAK YAPILANDIRILMALI”

Eğitim yönetimindeki temel sorunun yönetici seçme ve atamada belirsiz ve kestirilemez politikaların izlenmesi, uzun vadeli bir perspektif oluşturulamaması ve bunun sonucunda kalıcı bir modelin inşa edilememesi olduğunu belirten Kaya, eğitim yönetiminde profesyonel bir yapıya ihtiyaç bulunduğunu söyledi.

Bir eğitim kurumuna öğretmen olarak atanabilme yeterliliğine sahip olmanın, o kuruma yönetici olarak atanabilmenin birinci şartı olması gerektiğini ifade eden Kaya, eğitim kurumu yöneticiliğinin ikinci görev kapsamından çıkarılmasını istedi.

Bu önemli vazifenin görevlendirme ile değil kadrolu olarak yürütülmesi gerektiğini belirten Kaya, eğitim kurumu yöneticiliğine atama ve görevlendirmenin yazılı sınav puanı ile nesnel kıstaslara dayalı mesleki çaba ve başarı ölçümü üzerinden gerçekleştirileceği bir sisteme ihtiyaç bulunduğunu kaydetti.

“EK DERS ESASLARINDAKİ ÜCRET DENGESİZLİĞİ GİDERİLMELİ”

Ek ders esaslarında ücret dengesizliğine ve mağduriyete neden olan hükümlerin uzun bir zaman geçmesine rağmen hâlâ değiştirilmediğini belirten Kaya, 2006 yılından bu yana ek ders ücretlerine esas gösterge rakamlarında hiçbir değişiklik yapılmadığına dikkat çekti.

Öğretmenlerin branşlarına göre ek ders ücretlerindeki adaletsizliğin, okul türlerine göre yöneticilere verilen ve izahı mümkün olmayan ek ders ücreti farklılıklarının giderilmesi gerektiğini belirten Kaya, ek ders birim ücretlerinin en az iki kat tutarında artırılmasını istedi.

“ÖĞRETİM YILINA HAZIRLIK ÖDENEĞİ TÜM EĞİTİM ÇALIŞANLARINA ÖDENMELİ”

657 sayılı Kanun’un ek 32. maddesine göre ödenmekte olan öğretim yılına hazırlık ödeneğinin yalnızca öğretmenlerle sınırlı tutulmaması gerektiğini belirten Kaya, eğitim öğretim hizmetlerinin yürütülmesinde emek sarf eden Millî Eğitim Bakanlığı’nın merkez ve taşra teşkilatı kadrolarında görevli tüm hizmet sınıflarındaki eğitim çalışanlarına da bu ödemenin yapılması gerektiğini ifade etti.

“GÖREVDE YÜKSELME VE UNVAN DEĞİŞİKLİĞİ SINAVLARI YAPILMALI”

Son görevde yükselme sınavının yapıldığı 2026 Mart ayından bu yana geçen zaman içerisinde, değişik sebeplerle görevde yükselme ve unvan değişikliği kapsamındaki kadrolar açısından çok sayıda münhal kadro meydana geldiğini belirten Kaya, 2021 yılından bu yana Bakanlıkça unvan değişikliği sınavlarının yapılmadığını söyledi.

Bu durumun görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının gerçekleştirilmesi ve buna dayalı atamaların yapılması konusunda Bakanlık çalışanları arasında haklı ve yerinde bir beklenti oluşturduğunu belirten Kaya, Eğitim-Bir-Sen olarak Kurum İdari Kurulu toplantılarında “Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği sınavları ivedilikle gerçekleştirilmeli ve en geç iki yıllık periyotlarla yinelenmelidir” yönündeki taleplerini dile getirdiklerini hatırlattı.

Son Kurum İdari Kurulu Çalışma Raporu’nda taleplerinin kabul edilerek gerekli çalışmaların Personel Genel Müdürlüğü tarafından başlatılması kararı alındığını belirten Kaya, bu nedenle Millî Eğitim Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında norm kadro açığı ile hizmet gereklerine göre belirlenen münhal kadrolar için görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarının açılması ve sınav takviminin ivedilikle ilan edilmesi gerektiğini söyledi.

“HİZMETLİ VE MEMURLARIN MALİ HAKLARI İYİLEŞTİRİLMELİ”

Eğitim öğretim hizmetinin aksamadan yürütülmesi için emek sarf eden genel idare hizmetleri, teknik hizmetler, yardımcı hizmetler ve diğer hizmet sınıflarında çalışanların mali ve özlük haklarının iyileştirilmesi gerektiğini belirten Kaya, eğitim öğretim sınıfı çalışanlarına tanınan hakların kendilerine de tanınmasını istedi.

Yardımcı hizmetler sınıfı çalışanlarının görev tanımlarındaki belirsizliğin ortadan kaldırılması gerektiğini ifade eden Kaya, aşçıların THS’ye, bütün YHS çalışanlarının ise GİH sınıfına geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Hizmetli ve memur gibi personelin görev tanımlarının bulunmadığını belirten Kaya, hizmetli kadrosunda görev yapan eğitim çalışanlarının en önemli sorunlarından birinin çalışma saatlerinin belirsizliği ve yapmakla yükümlü oldukları işlerin net olarak tanımlanmaması olduğunu ifade etti.

Memur ve hizmetlilerin görev tanımlarının yapılmasını isteyen Kaya, “Yöneticilerin verdiği diğer görevleri yapar” şeklindeki ifadelerin yer aldığı mevzuat hükümlerinin değiştirilmesi gerektiğini söyledi.

İkili eğitim yapan kurumlar başta olmak üzere eğitim kurumlarında hizmetli kadrolarında görev yapanların haftada 40 saatin üzerinde çalışmasına rağmen kendilerine fazla çalışma ücreti ödenmediğini belirten Kaya, eğitim kurumunda çoğu durumda tek hizmetli bulunması nedeniyle personel yetersizliğinin gerekçe gösterilerek fazla çalışma karşılığı izin hakkından da faydalanılamadığını ifade etti.

Personele haftalık 40 saati aşan çalışmalarının karşılığı olarak fazla çalışma ücreti ödenmesi veya personel yetersizliği gerekçesine sığınılmadan fazla çalışma karşılığı izin hakkından faydalanmalarının sağlanması yönünde düzenleme yapılmasını istedi.

“ŞUBE MÜDÜRLERİNİN VE ŞEFLERİN SORUNLARI ÇÖZÜLMELİ”

Şube müdürü ve şefler başta olmak üzere yönetim hizmetleri kadro grubuna, görev, yetki ve sorumluluklarının genişliğiyle uyumlu olmayan, yetersiz özlük hakları verildiğini belirten Kaya, şube müdürleri ve şeflerin özlük haklarının sorumlulukları ekseninde iyileştirilmesi gerektiğini söyledi.

Rotasyondan kaynaklanan sorunların da çözülmesi gerektiğini ifade eden Kaya, eğitim-öğretim hizmeti sınıfı kökenli şube müdürlerine ilave özel hizmet tazminatı getiren düzenlemenin yerinde olduğunu ancak bu eğitim çalışanlarının kariyer basamaklarından faydalanamaması nedeniyle uğradıkları kayıp ve mağduriyetin giderilmediğini belirtti.

Öğretmen unvanını ihraz etmiş bütün eğitim çalışanlarının kariyer basamakları kapsamında unvan ve mali haklarını elde edebilmesi gerektiğini söyleyen Kaya, ilave özel hizmet tazminatı düzenlemesinde GİHS kökenli şube müdürlerinin uğradığı mağduriyeti yargıya taşıdıklarını da hatırlattı.

Aynı işi yapan aynı unvanlı personel arasında mali haklarda ayrımcılık ve eşitsizliğin kabul edilemeyeceğini vurguladı.

“OKULLARDA YARDIMCI PERSONEL SORUNU ÇÖZÜLMELİ”

Eğitim öğretimin sağlıklı ve uygun bir ortamda yürütülmesinin ihtiyaçların yeterli ölçüde ve zamanında karşılanmasıyla mümkün olduğunu belirten Kaya, okullarda temizlik ve güvenlik gibi hizmetleri yürüten yeterli sayıda yardımcı personelin varlığının olmazsa olmaz olduğunu söyledi.

Okulların yardımcı personel ihtiyacının kadrolu memur statüsünde personelle karşılanamadığını belirten Kaya, vazgeçilemez nitelikteki hizmetlerin okul-aile birlikleri tarafından yapılan veya İŞKUR yönetimindeki geçici istihdam programlarıyla yürütülmeye çalışıldığını ifade etti.

İşgücü Uyum Programı’nın iş güvencesinden yoksun, adil ve yeterli bir gelir getirmeyen, sosyal güvencesiz bir çalışma biçimi olduğunu belirten Kaya, bu hâliyle programın okulların personel ihtiyacına kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm sunmadığını söyledi.

Okullar açıldığı hâlde çok sayıdaki okulun yardımcı personel ihtiyacı konusundaki belirsizliğin giderilemediğine dikkat çeken Kaya, sınıf ve öğrenci sayısı, personel sayısı ve büyüklük gibi kıstaslar esas alınarak ivedilikle her okula münhasır bir ödenek tahsis edilmesini istedi.

Kaya, okulların yardımcı personel ihtiyacının ya doğrudan giderilmesi ya da bu konuda kaynak aktarılması gerektiğini ifade etti.

“EĞİTİM YÖNETİCİLERİNİN KARİYER BASAMAKLARI BEKLENTİLERİ KARŞILANMALI”

Millî eğitim uzmanı, bakanlık müfettişi, il millî eğitim müdürü ve yardımcısı, ilçe millî eğitim müdürü, araştırmacı, şube müdürü, eğitim müfettişi, eğitim müfettiş yardımcısı, şef ve eğitim uzmanı kadrolarında görev yapanlardan aranan hizmet süresini tamamlayanlara da uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik unvanına dayalı hakların tanınması gerektiğini belirten Kaya, bu konuda yaşanan beklentinin karşılanmasını istedi.

Öğretmen unvanını ihraz etmiş olmalarına rağmen fiilen öğretmenlik yerine başka görevlerde görevlendirilen öğretmenlerin de uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik unvanına dayalı haklarını almalarının sağlanması gerektiğini ifade etti.

“SÜREÇLER MAĞDURİYET ÜRETMEMELİ”

Özel program ve proje uygulayan eğitim kurumlarına öğretmen ataması ve yönetici görevlendirme sürecinin Millî Eğitim Bakanlığı’nın takdirine dayalı olarak yapıldığını belirten Kaya, ancak bu okullarda görev yapmakta olan çok sayıda öğretmen ve yönetici adayının tercihte bulunmasına rağmen söz konusu eğitim kurumlarına atamalarının ve görevlendirilmelerinin yapılmadığının görüldüğünü söyledi.

Öğretmen ve yöneticilerin bahse konu okullarda görevlerini başarıyla yürütmelerine rağmen başarısızlık, yetersizlik ya da disiplin cezası gibi somut bir gerekçe ortaya konulmadan atama ve görevlendirme taleplerinin yerine getirilmemesinin bir hak ihlali olduğunu belirten Kaya, bu nedenle görevleri sona eren öğretmen ve yöneticilerin atanacakları eğitim kurumlarının tercihler doğrultusunda belirlenmesi gerektiğini ifade etti.

Kaya, proje okullarında takdir yetkisine dayanan tasarruflarla öğretmenlerin mağdur edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, eğitim sisteminin niteliğinin yükseltilmesi için öğretmenlerin ve tüm eğitim çalışanlarının sorunlarının kalıcı, adil ve çözüm odaklı politikalarla ele alınması gerektiğini söyledi.

Ali Kaya, yeni eğitim öğretim yılının eğitim çalışanları, öğrenciler ve veliler açısından daha huzurlu, verimli ve nitelikli bir dönem olması için çözüm bekleyen sorunların ertelenmeden gündeme alınması gerektiğini belirterek, eğitim çalışanlarının beklentilerini karşılayan, çalışma şartlarını iyileştiren ve eğitimin niteliğini yükselten adımların kararlılıkla hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

Kaynak: EĞİTİM-BİR-SEN İZMİR 1 NOLU ŞUBE BASIN BÜLTENİ