İktidara yakın olarak bilinen Memur-Sen'in Genel Başkanı Ali Yalçın'ın, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu hedef alarak "Anadolu, 100 yıllık narkozdan çıkıyor" ifadeleri tepki çekmişti.
Yalçın’a bir tepki de Birleşik Taşımacılık Sendikası (BTS) İzmir Şubesi’nden geldi.
BTS İzmir Şubesi’nin konuya ilişkin yayımladığı açıklamada “Bir yanda sefalet ücretlerini meşrulaştıran, diğer yanda “grevsiz, eylemsiz, kavgasız bir çalışma hayatı” özlemini dile getiren bu yaklaşım; yalnızca işçi haklarına değil, aynı zamanda cumhuriyetin ilerici birikimine de açık bir tehdittir” denildi.
“GREV HAKKINI TARTIŞMAYA AÇMAK, EMEKÇİNİN GELECEĞİNİ TARTIŞMAYA AÇMAKTIR”
“Sendikalar mücadele örgütleridir, biat kurumları değil” vurgusu yapılan söz konusu açıklamada, “Grev hakkını tartışmaya açmak, emekçinin ekmeğini, onurunu ve geleceğini tartışmaya açmaktır! Grev; işçi sınıfının en meşru, en temel ve vazgeçilmez hakkıdır. Grevin olmadığı bir düzende toplu sözleşme bir formaliteye, sendikalar ise etkisiz yapılara dönüşür. “Uyumlu”, “çatışmasız” adı altında sunulan bu anlayış; gerçekte emekçilerin susturulmasını ve sömürü düzenine boyun eğmesini hedeflemektedir” ifadelerine yer verildi.
“MÜCADELE YALNIZCA EKMEK MÜCADELESİ DEĞİL”
Açıklama metni şöyle:
“Emekçilerin alın teriyle yarattığı değerler her geçen gün daha fazla gasp edilirken, iktidarın ekonomik ve siyasal politikaları yalnızca yoksulluğu derinleştirmekle kalmamakta; aynı zamanda cumhuriyetin temel kazanımlarını ve laik toplumsal düzeni de hedef almaktadır.
Bugün ülkemizde yürütülen politikalar, emeğin haklarını budarken; diğer yandan laiklik ilkesini aşındıran, kamusal yaşamı dini referanslarla yeniden şekillendirmeye çalışan bir anlayışı dayatmaktadır. Oysa laiklik, yalnızca bir yönetim biçimi değil; emekçilerin eşitliği, özgürlüğü ve güvencesidir.
Açıkça ifade ediyoruz:
Cumhuriyetin en önemli kazanımlarından biri olan laiklik ilkesi, emekçilerin eşit yurttaşlar olarak var olmasının güvencesidir. Laikliğin aşındırıldığı bir düzende:
Hak arama özgürlüğü zayıflar
Toplumsal eşitlik ortadan kalkar
Emekçiler daha kolay denetlenir ve baskı altına alınır
Bu nedenle bugün verilen mücadele yalnızca ekmek mücadelesi değil; aynı zamanda laik, demokratik ve sosyal bir cumhuriyet mücadelesidir.
Ne yazık ki emekçilerin sesi olması gereken bazı sendikal yapıların, bu gerici ve piyasacı politikaların taşıyıcısı haline gelmesi kabul edilemez. İşçiye “itaat”, topluma “biat” dayatan bu anlayış; emeğin değil, sermayenin ve siyasal iktidarın yanında saf tutmaktadır.
Bizler biliyoruz ki:
Hak verilmez, mücadeleyle alınır
Grev haktır, engellenemez
Laiklik, özgürlüğün ve eşitliğin teminatıdır
Sendikalar mücadele örgütleridir, biat kurumları değil
Buradan açıkça ilan ediyoruz:
Emekçilerin haklarını gasp eden, grev hakkını hedef alan, laikliği ve cumhuriyetin kazanımlarını aşındıran her türlü anlayışın karşısında olmaya devam edeceğiz!
Tüm işçileri, emekçileri, kamu çalışanlarını, sendikaları ve demokrasi güçlerini; ekmeğimize, haklarımıza, laikliğe ve cumhuriyete sahip çıkmak için birleşik mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz.
Yaşasın örgütlü mücadelemiz!
Yaşasın laik, demokratik cumhuriyet!
Yaşasın işçi sınıfının birliği!”




