İzmir Aliağa’daki Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan Tuğçenur Özbay’ın 29 Ocak’ta başlattığı süresiz açlık grevi 140’ıncı gününe ulaştı. Özbay’ın vasisi Emir Karakum, İz Gazete’ye yaptığı açıklamada sağlık durumunun her geçen gün kötüleştiğini söyledi. Karakum, “Tuğçenur'un sağlık durumu her geçen gün kötüye gidiyor. Ellerinde kararmalar, sırtında kabuklanmalar ve dizlerinde morarmalar oluşuyor. En son 27 Mayıs'ta, Kurban Bayramı'nın birinci günü tartıldığında 43 kilo geldi. Sağlığında geri dönülmez sonuçlar oluşuyor” ifadelerini kullandı.

“140 GÜNDÜR MÜDÜRLE GÖRÜŞEMİYORUZ”
Cezaevi yönetiminin tutumunu eleştiren Karakum, cezaevi müdürüyle aylardır görüşemediklerini öne sürdü. Karakum, “Hapishaneye her hafta gidiyorum. Ancak 140 gündür birinci müdürle görüşemiyorum. Birinci Müdür Aysun Güner, Tuğçenur’un vasisi olarak benimle, avukatlarıyla ve milletvekilleriyle görüşmemekte ısrar ediyor. Bizimle görüşmediği gibi Tuğçenur’la da görüşmemeye devam ediyor. Müdür olmanın sorumluluklarını yerine getirmiyor” dedi.
“İSRAİL HAPİSHANELERİNİ HATIRLATIYOR”
Karakum, cezaevinde açlık grevi sürecindeki uygulamalara da tepki gösterdi. Gardiyanların havalandırma bölümüne ağızlarında yemekle geldiklerini ve yemek dağıtımı sırasında yüksek sesle davranıldığını öne süren Karakum, “Bu uygulamaların hepsi İsrail hapishanelerinde Filistinli tutsaklara yönelik uygulamaları hatırlatıyor. Aynısını bugün ülkemizde görüyoruz. Adalet Bakanlığı’na bildirdik ancak şimdiye kadar herhangi bir açıklama yapılmadı” diye konuştu.
“ADALET BAKANLIĞI BİR İNSANIN ERİMESİNİ İZLİYOR”
Kimlik kartı uygulamasına ilişkin girişimlerinin sonuçsuz kaldığını belirten Karakum, Bakanlığı da eleştirdi. Karakum, “Birçok girişimimiz oldu ancak Adalet Bakanlığı bir insanın hayatı söz konusu değilmiş gibi gayriciddi davranıyor. Bir tutsağın yaşamı Bakanlığın sorumluluğundadır. Buna rağmen bir insanın hücre hücre erimesini izlemeyi tercih ediyorlar. Tuğçenur tam 140 gündür süresiz açlık grevinde. Yedi aydır görüş hakkı engelleniyor. Kimlik kartı dayatmasının kaldırılmasını ve gasp edilen haklarının geri verilmesini istiyoruz” dedi.
TUĞÇENUR’DAN VASİSİNE MEKTUP
Özbay’ın vasisi Emir Karakum’a gönderdiği mektupta ise görüş hakkının engellenmesine ilişkin yaşadıklarını anlattığı görüldü. Mektubunda görüş saatinde yaşanan bir diyaloğu aktaran Özbay, gardiyanların kendisine “Kimlik alıyorsan çıkaracağız” dediğini, kendisinin ise görüş hakkının neden engellendiğini sormasına rağmen yanıt alamadığını ifade etti.
Özbay, mektubunda şu ifadelere yer verdi:
“Bu onlara sıradan gelen diyalog benim hayatımdan çalınıyor. Onlar için bir dakikada bitiyor ama benim bedenimde hücre hücre savaş sürüyor.”
“22 HAFTADIR TELEFONA ÇIKARILMIYORUZ”
Mektubunda görüş ve iletişim haklarının engellendiğini belirten Özbay, şunları kaydetti:
“22 hafta oldu telefona çıkarılmıyoruz. Sevdiklerimizin sesini duymamızı istemiyorlar. 139 güne ulaşan açlığın karşısında vurdumduymaz tavırlarıyla ‘kimlik almıyorsan çıkamazsın’ diyebiliyorlar. Verdiğim mücadelenin onur mücadelesi olduğu kadar ahlak mücadelesi de olduğunu düşünüyorum.”
“EN KÜÇÜK OLUMSUZLUKTAN SORUMLULAR”
Karakum, açıklamasının sonunda Özbay’ın yaşayabileceği herhangi bir olumsuzluktan Adalet Bakanlığı ve Şakran Kadın Kapalı Cezaevi yönetiminin sorumlu olacağını savundu. “Kanunsuz olduğunu düşündüğümüz kimlik kartı dayatmasının kaldırılmasını ve Tuğçenur Özbay’ın tüm haklarının iade edilmesini istiyoruz” diyen Karakum, sürecin takipçisi olacaklarını söyledi.


