Zekâ; problem çözme, öğrenme, dikkat, analiz ve yaratıcılık gibi pek çok unsuru içinde barındıran karmaşık bir yapı. Bilimsel ölçümlerde testler kullanılsa da, sosyal yaşamda bireylerin davranışları çoğu zaman zihinsel kapasiteyi ele veriyor. İşte uzmanlara göre düşük zihinsel performansa işaret edebilecek dört alışkanlık:
MERAK EKSİKLİĞİ VE ENTELEKTÜEL DURGUNLUK
Psikologlara göre yüksek zekânın en belirgin göstergelerinden biri merak duygusu. Yeni bilgiler öğrenmeye açık olmak, soru sormak ve dünyayı anlamaya çalışmak zihinsel canlılığın temel unsurları arasında yer alıyor. Uzmanlar, çevresine karşı ilgisiz kalan, öğrenmeye kapalı ve sorgulamaktan kaçınan bireylerde zihinsel durağanlığın daha sık görüldüğünü belirtiyor. Merak duygusunun kaybolması, beynin aktif kullanımını da sınırlandırabiliyor.
SÜREKLİ ERTELEME VE ZAMANI YÖNETEMEME
Görevleri sürekli ertelemek çoğu zaman basit bir alışkanlık gibi görülse de, uzmanlara göre bu durum yürütücü işlevlerle yakından ilişkili. Plan yapamamak, öncelik belirleyememek ve sorumlulukları son ana bırakmak, bilişsel süreçlerin etkin kullanılmadığını gösterebiliyor. Zihinsel kapasitesi yüksek bireylerin ise işleri küçük parçalara bölerek hedefler koyduğu, zaman yönetiminde daha kontrollü davrandığı ifade ediliyor.
DİNLEMEKTE ZORLANMAK
Etkili iletişim yalnızca konuşmakla sınırlı değil; karşıdakini anlamak, aktarılan bilgiyi analiz etmek ve bağlamı doğru kavramak da bu sürecin bir parçası. Uzmanlar, sürekli söz kesen, karşısındakini gerçekten dinlemeyen ya da yalnızca kendi konuşma sırasını bekleyen kişilerin dikkat ve zihinsel esneklik konusunda zorlandığını belirtiyor. Dinleme becerisi, zekânın sosyal hayattaki önemli göstergeleri arasında kabul ediliyor.
KENDİNİ TANIYAMAMAK VE ELEŞTİRİYE KAPALI OLMAK
Uzmanlara göre bireyin kendi davranışlarını objektif biçimde değerlendirebilmesi, yüksek bilişsel farkındalığın temel göstergelerinden biri. Hatalarıyla yüzleşemeyen, güçlü ve zayıf yönlerini analiz edemeyen kişilerin entelektüel gelişiminin sınırlı kaldığı vurgulanıyor. Kendini tanıma ve içgörü yeteneği, analitik düşünmenin ve öğrenme kapasitesinin önemli bir parçası olarak öne çıkıyor.
Uzmanlar, bu alışkanlıkların fark edilip değiştirilmesinin zihinsel gelişimi destekleyebileceğini, merak duygusunu canlı tutmanın ve öğrenmeye açık olmanın ise her yaşta bilişsel kapasiteyi güçlendirdiğini belirtiyor.



