Okul zili öncesi gündem yetersiz beslenme… Açlık geleceği etkiliyor
Okul zili öncesi gündem yetersiz beslenme… Açlık geleceği etkiliyor
İçeriği Görüntüle

Çocukların uzun yaz tatili sonrasında okula geri dönüşleri, ders çalışma rutin ve disiplinlerine yeniden uyum sağlaması yaşlarının getirdiği heyecanla birlikte velilere zorluk yaratabiliyor. Aile içi krizi analiz etmek ve velileri doğru yönlendirmek adın MBA Okulları Gaziemir Kampüsü ve Medicana International İzmir Hastanesi iş birliğiyle ile “Tatilden Okula: Rutine Dönüş” semineri gerçekleştirildi. Veliler, uzmanlarla bir araya geldi. Seminere; Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar ve Klinik Psikolog Burçin Deniz katıldı.

ÇOCUKLAR NEDEN ‘KARNIM AĞRIYOR OKULA GİTMESEM OLUR MU?’ YALANINI SÖYLÜYOR

Deniz, ilk olarak çocukların evde kriz yaratmasının psikolojik mekanizmalarını anlatarak, “Yaz tatili sonrası okula dönüş sürecinde çocuklarda sabah uyanmakta zorlanma, ödev masasına oturmada direnç ve ‘Karnım ağrıyor, bugün okula gitmesem olur mu?’ gibi sözel tepkiler sıkça görülebilir. Çocuğun yaşadığı direncin arkasında çoğunlukla olumsuz duygulanımdan (anksiyete ve bedensel şikayetler) kaçınma, sosyal/değerlendirilme durumlarından çekinme, ayrılık kaygısı ve ebeveyn dikkatini üzerinde tutma isteği ile evdeki somut ödülleri bırakamama gibi temel işlevler yatabilir. Okula dönüşün getirdiği belirsizlik ve akademik yük, çocukta kaygı oluşturarak karın ağrısı, mide bulantısı gibi şikayetlere yol açabilir” dedi.

I M G 1962

2 HAFTADAN UZUN SÜRÜYORSA PROFESYONEL DESTEK ALINMALIDIR

Deniz ayrıca klinik düzeydeki süreç konusunda gözlerin çocuğun üzerinde olması gerektiğini belirterek, “Geçici bir okula uyum zorluğu ile klinik düzeydeki okul reddi arasındaki fark iyi gözlemlenmelidir. Eğer çocuğun gösterdiği direnç 2 haftadan uzun sürüyorsa, uyku, iştah ve sosyal ilişkiler gibi günlük işlevselliği belirgin şekilde bozuluyorsa ya da yoğun kaygı ile fiziksel belirtiler sürekli eşlik ediyorsa bir uzmandan profesyonel destek alınmalıdır” diye konuştu.

DİJİTAL EKRANLARDAN EYLÜL DURAĞANLIĞINA

Yaşar ise çocuklardaki dopamin seviyelerindeki sürece dair bilgi vererek şunları söyledi:

Bütün bir yaz boyunca dijital ekranlar, sınırsız serbest zaman ve anlık ödüllerle yüksek dopamin seviyelerine alışan bir çocuk beyninin, eylül ayıyla birlikte durağan bir sınıf ortamına ve ‘gecikmiş ödül’ sistemi olan ders çalışmaya aniden uyum sağlamasını beklemek fizyolojik açıdan gerçekçi değildir. Ekran sürelerini kısmaya çalıştığınızda karşılaştığınız öfke nöbetleri, çocuğun karakterindeki bir bozulmadan ziyade, amigdala üzerinden tetiklenen bir dopamin yoksunluğu krizidir. Bu nedenle kriz anlarında uzun mantıklı açıklamalar yapmak yerine, sakin zamanlarda ‘önce sorumluluk, sonra ayrıcalık’ kuralını devreye sokarak ekran kullanımını net bir sınırla ödev sonrasına bırakmak en sağlıklı adımdır. Ders çalışma direncini 25 dakikalık kısa odaklanma bloklarıyla mikro hedeflere bölmek eyleme geçmeyi kolaylaştırabilir. Unutmamalıyız ki okul sadece akademik bilgilerin depolandığı bir yer değil, psikolojik dayanıklılık kazanma becerilerinin inşa edildiği çok temel bir yaşam antrenmanıdır

Kaynak: MEDICANA INTERNATIONAL İZMİR HASTANESİ BASIN BÜLTENİ