Son yerel seçimlerde CHP’den Çiğli Belediye Başkanı olarak seçilen Onur Emrah Yıldız, dün itibariyle resmen AKP saflarına geçti. AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında toplanan il başkanları toplantısının ardından Erdoğan Yıldız’a parti rozeti taktı. Yıldız’ın siyasi manevrası sonrasında AKP ilk kez İzmir’de ilk kez bir metropol ilçeyi yönetmeye başladı. Yıldız’ın parti değişikliği ise kentte tartışmalara devam ediyor.
“SEÇMENİN EMANETİ PARTİ ROZETİNDEN BÜYÜKTÜR”
CHP İzmir Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi ve Çiğli Meclis Üyesi Niyazi Arslan, Yıldız’ın manevrasına dair sert sözler kurdu. Sosyal medya hesabı üzerinden paylaşım yapan Arslan, Yıldız’ın sandık iradesine karşı geldiğini belirterek, “Seçmenin emaneti, parti rozetinden büyüktür. Vatandaş sandıkta iradesini ortaya koyar. Alınan oy, kişisel bir kazanç değil; halktan alınmış bir emanettir. Ve o emanet kimsenin kişisel mülkü değildir” dedi.
“DURUŞU OLMAYANIN MAKAMI OLABİLİR AMA İTİBARI OLMAZ”
Arslan ayrıca Yıldız’ı siyasi ilkeler üzerinden eleştirerek, “Şartlar değişebilir. Ama ilke değişmez. Çünkü gerçek siyasi duruş; güçlüden yana değil, doğrudan yana durabilmektir. Çünkü siyaset, günü kurtarmak değil; yarın da arkasında durabileceğin bir iz bırakmaktır. Duruşu olmayanın makamı olabilir; ama itibarı olmaz” diye konuştu.
Arslan’ın ifadeleri şu şekilde:
Seçmenin emaneti, parti rozetinden büyüktür. Vatandaş sandıkta iradesini ortaya koyar. Alınan oy, kişisel bir kazanç değil; halktan alınmış bir emanettir. Ve o emanet kimsenin kişisel mülkü değildir. Şartlar ne olursa olsun, seçmene karşı sorumluluk değişmez. Siyaset makamla değil, ilkeyle yapılır. Çünkü verilen söz, şartlara göre yeniden yazılmaz. Makam mı önce gelir, emanet mi? Bu bir parti meselesi değil. Bu, bir ilke meselesidir. Doğru siyasetçi, şartlara göre yön değiştirmez. Seçmenin iradesini unutmaz, verdiği sözün arkasında durur. Dengeler değişebilir. Şartlar değişebilir. Ama ilke değişmez. Çünkü gerçek siyasi duruş; güçlüden yana değil, doğrudan yana durabilmektir. Çünkü siyaset, günü kurtarmak değil; yarın da arkasında durabileceğin bir iz bırakmaktır. Duruşu olmayanın makamı olabilir; ama itibarı olmaz.




