Dün gece saat 23.15’te Trabzon açıklarında 3.7 büyüklüğünde bir deprem kaydedildi. Yerin 28 kilometre derinliğinde meydana gelen sarsıntı, kısa süreli tedirginliğe yol açtı. Trabzon Valiliği, olumsuz bir durumun yaşanmadığını açıklarken, vatandaşlara sakin olmaları ve olası artçı sarsıntılara dikkat etmeleri çağrısında bulundu.
Prof. Dr. Osman Bektaş, depremin ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Karadeniz’in artık “deprem olmaz” algısından uzak bir bölge olduğunu belirtti. Bektaş, sarsıntının sığ derinlikte gerçekleştiğini, bu nedenle kırılma gürültüsünün ve hissedilen sarsıntının oldukça etkili olduğunu söyledi. Karadeniz Fay Sistemi üzerindeki doğu-batı doğrultulu segmentlerin bu tür sarsıntılar için aktif bir risk oluşturduğunu vurguladı.
HEYELAN RİSKİ UYARISI
HALK TV'nin haberine göre, AFAD verilerine göre, Karadeniz sahil şeridinin 6.6 büyüklüğünde bir deprem için hazırlıklı olması gerektiğini belirten Bektaş, özellikle sahil kumsalları, dolgu alanlar ve heyelanlı bölgelerde bu değerin daha da artabileceğine dikkat çekti. Bektaş, “Karadeniz sahil kesiminde olası bir M6,6 depremi, zemin yapısı ve dolgu alanlar nedeniyle karadaki sarsıntıyı katlayabilir. Yomra, Kaşüstü, Beşirli, Akyazı ve Söğütlü gibi sahil ve heyelan bölgeleri özellikle riskli” ifadelerini kullandı.

TRABZON’DA DEPREM OLMAZ DEVRİ KAPANDI
Trabzon ve Rize için de net mesajlar veren Bektaş, bölgedeki riskleri şu şekilde özetledi:
- Karadeniz Fayı canlı ve aktif.
- “Güvenli şehir” algısı artık geçerli değil.
- Dolgu zeminler, heyelanlı alanlar ve eski yapı stoğu en büyük risklerimizi oluşturuyor.
Buna ek olarak, belediye ve yetkililere çağrıda bulunan Bektaş, deprem mikro-bölgeleme çalışmalarının hızlandırılması, kentsel dönüşüm projelerinin sadece kağıt üzerinde kalmaması ve yapıların yönetmeliklere uygun olarak deprem dayanıklılığı açısından güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. “Trabzon’da ‘deprem olmaz’ devri kapandı. Gerçeklerle yüzleşme zamanı geldi” diyerek uyarısını yineledi.
Bektaş, sözlerini, “Karadeniz Fayı’ndaki olası bir sarsıntı, zemin yapısı ve dolgu alanlarla birleştiğinde karadaki sarsıntıyı ciddi şekilde artırabilir. Bu nedenle bölge sakinlerinin ve yerel yönetimlerin hazırlıklı olması hayati öneme sahiptir” ifadeleriyle sonlandırdı.





