Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, tutuklu bulunduğu soruşturma kapsamında cezaevinden sosyal medya hesabı aracılığıyla bir açıklama yayımladı. Paylaşımında cezaevi sürecini Sisifos mitiyle ilişkilendiren Soyer, tutukluluk itirazlarının 25 Şubat’ta yeniden değerlendirileceğini belirtti.

İzmir’de kritik yol düzenlemesi: Trafik 10 günlüğüne karşı şeride verildi
İzmir’de kritik yol düzenlemesi: Trafik 10 günlüğüne karşı şeride verildi
İçeriği Görüntüle

TUTUKLULUK İTİRAZI 25 ŞUBAT’TA DEĞERLENDİRİLECEK

Soyer, ilgili mahkemenin 25 Şubat Çarşamba günü tutukluluğa yapılan itirazı değerlendireceğini belirterek "İlgili mahkeme 25 Şubat Çarşamba günü yine tutukluluk itirazımızı değerlendirecek. Cezaysa da, eğitimse de dilerim bu sefer kayayı zirveye yerleştirir tahliye kararı alırız. Biliyorum ki hukuk, vicdan olmadan adaleti getirmiyor. Vicdan yoksa, gücü elinde bulunduranlar, hukuku istedikleri gibi eğip büküp, adalet varmış gibi yapabiliyorlar. O nedenle vicdan varsa hukuk adalete doğru kılavuzluk ediyor." ifadeleriyle bu süreçte tahliye kararı alınmasını umut ettiğini ifade etti.

"HER SEFERİNDE TAHLİYE UMUDUNU SONRAKİ İTİRAZA BIRAKIP BAŞA DÖNÜYORUZ..."

Soyer'in sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımın tamamı şu şekilde:
"Özgürlük ve Arkadaşlık cezaevinde hafta içi hafta sonu pek fark etmiyor. Sabah akşam sayımları, avlu açılış kapanış saatleri aynı. Yine de hafta içi hafta sonu farkını unutmamaya çalışıyorum.
Hafta sonu, Sevgili Gaye Boralıoğlu’nun “Her şey Normalmiş Gibi” romanını bir solukta okudum. Şahane bir aşk hikayesi ama sadece bundan ibaret değil. Memleketin hal-i pür melali ve haleti ruhiyemiz üzerine de düşündürüyor. Gününüzü zenginleştireceği inancıyla tavsiye ediyorum.

Roman kahramanı Lora sevgilisine Sisifos mitini anlatıyor. Okurken, kendi durumuma çok benzediğini hatırladım. Zeus, Kral Sisifos’u cezalandırmaya karar veriyor. Cezası da kocaman bir kayayı bir tepenin zirvesine çıkarmak. Sisifos olanca gücüyle kayayı tepeye çıkartıyor, tam zirveye varacakken kaya aşağı düşüyor. Sisifos, yeniden aşağı iniyor, tekrar kayayı tepeye çıkartıyor, kaya yine düşüyor. Bu döngü böyle devam edip gidiyor.

Benim durumum da biraz Zeus’un verdiği cezaya benziyor. 8 aydır her duruşmada, her tutukluluk itirazında kayayı tepeye yaklaştırıyoruz ama her seferinde kaya aşağıya düşüyor. Her seferinde tahliye umudunu sonraki itiraza bırakıp başa dönüyoruz.


Zeus’un Sisifos’u umutsuz bir cezaya çarptırdığını düşünenler de vardır.
Bunun Sisifos’un sabrını ve bilgeliğini güçlendirdiğini düşünenler de…


İlgili mahkeme 25 Şubat Çarşamba günü yine tutukluluk itirazımızı değerlendirecek. Cezaysa da, eğitimse de dilerim bu sefer kayayı zirveye yerleştirir tahliye kararı alırız.
Biliyorum ki hukuk, vicdan olmadan adaleti getirmiyor. Vicdan yoksa, gücü elinde bulunduranlar, hukuku istedikleri gibi eğip büküp, adalet varmış gibi yapabiliyorlar. O nedenle vicdan varsa hukuk adalete doğru kılavuzluk ediyor.


Bu defa tepede vicdanla hukukun buluştuğunu görmeyi umut ediyorum.
Bu zorlu mücadeleyi tek başıma sürdürmüyorum elbette. Çok kıymetli avukat arkadaşlarım canla başla çalışıyorlar.
Bu vesileyle kitaptan yeni öğrendiğim bir bilgiyi paylaşmak isterim.

Hint-Avrupa dillerinde “özgürlük” ve “arkadaşlık” aynı kökten gelirmiş. “Freedom” (özgürlük) – “Friend” (arkadaş). Bu ses uyumunun, köklerinin aynı olduğu bilgisine bu ana kadar beni yaklaştırmamış olmasına çok şaşırdım. Türkçede bu sözcükler aynı kökten gelmeseler de hayat bu sözcükleri sımsıkı birbirine bağlamış.

Sevgili arkadaşlarım özgürlüğüm için gayret ediyor. Özgürlüğüme kavuşamasam da, onların arkadaşlığı içeride direnme gücümü artırıyor ve her gün çıkış kapısına biraz daha yaklaştırıyor.
Burada hiçbir şey öğrenmediysem en azından çok önemli bir ders çıkarttım. Arkadaş özgürlük kadar kıymetliymiş. Arkadaş ve özgürlük adeta birbirlerinden ayrılamayacak kadar birbirlerini tamamlıyormuş. Arkadaşlık özgürlüğü, özgürlük arkadaşlığı besleyip büyütüyormuş.
Bu vesileyle beni özgürlüğüme kavuşturmak için olağanüstü çabalayan çok kıymetli avukatlarım, sevgili arkadaşlarım; İsmet Köymen, Murat Aydın, Özkan Yücel ve Defnem’e sonsuz teşekkür ediyorum.
Tüm arkadaşlarımı en içten duygularımla, sevgiyle kucaklıyorum.
Özgürlükte buluşmak dileğiyle,
Sağlıcakla kalın. İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu, Koğuş B/63 Buca – Kırıklar 23.02.2026"

Muhabir: DOĞUKAN FİKRİ FİDAN