CHP İzmir Gençlik Kolları Üniversite Komisyonu, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin istihdam odaklı projelerinden biri olan Meslek Fabrikası'nın geleceğini ve gençler için önemini tartışmaya açıyor. "Gençlik Forumu: Meslek Fabrikası Gençler İçin Neden Önemli?" başlığıyla düzenlenen etkinlik, bugün saat 17.00’de Meslek Fabrikası önünde başladı.
Gençlerin, akademisyenlerin, hak savunucularının ve vatandaşların katılımıyla yapılan forumda; İzBB Başkanı Cemil Tugay, CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, CHP Gençlik ve Spor Politika Kurulu Başkanı Av. Sevgi Kılıç, CHP İzmir Milletvekilleri Tuncay Özkan ve Prof. Dr. Ümit Özlale konuşmacı olarak yer alıyor. Moderatörlüğünü Av. İsmail Ferhat Kaplan’ın üstleneceği etkinlikte, gençlerin istihdam sorunları ve çözüm yolları bir arada değerlendiriliyor.
Forum, Mustafa Kemal Atatürk’ün ve şehitlerin anısına bir dakikalık saygı duruşu ve sonrasında İstiklal Marşı okunarak başladı.

"GENÇLİK HAKSIZLIK KARŞISINDA HER ZAMAN SESİNİ YÜKSELTİR"
İlk olarak söz alan CHP İzmir İl Gençlik Kolları Başkanı Ruhsar Çelik, “Genç arkadaşlar hoş geldiniz. Bugün burada gençlik komisyonu öncülüğünde buluştuk. Mülkiyeti İzBB’ye ait olan Meslek Fabrikası’na Vakıflar Genel Başkanlığı tarafından el konuldu. İçeriye girilmesine izin verilmedi üstelik ortada yargı kararı yokken. Kısacası İzmir halkının malına el konuldu. Biz gençler şunu burası sadece bir bina değil kadınların gençlerin meslek edindiği bir alandı daha önemlisi Mustafa Kemal’in bizlere bıraktığı bir mirastı. Bu gençlik forumu da bunun içindir. Gençlik haksızlık karşısında her zaman sesini yükseltir. Yükseltiyor” dedi.
"SÖZ BİZDE SÖZ GENÇLİKTE"
CHP Üniversite Komisyon Başkanı Nisa Atik “Bizler biliyoruz ki gençlik konuşursa ülkenin yarını değişir. Burası yalnızca bir mekân değil emeğin ve umudun simgesidir. Bize susun dediler bekle dediler yapmadık. İşsizlik, geleceksizlik konuşacağız çözüm üreteceğiz. Söz bizde söz gençlikte.” ifadelerini kullandı.
CEMİL TUGAY ÜNİVERSİTE YILLARINDA YAŞADIKLARINI ANLATTI
Foruma katılan İzBB Başkanı Cemil Tugay da üniversite yıllarında yaşadıklarını anlatarak konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:
“Hoş geldiniz. Benzer buluşmalar elbette oluyor, geçmişte bizler de bu tür toplantılara katıldık. İnsan bazen dönüp kendisine soruyor: 'Bugün 18 yaşlarında bir genç olsaydım, böylesine zorlu bir siyasi atmosferde ne yapardım?' Benim gençliğim 12 Eylül darbesinden hemen sonrasına denk geliyordu. O dönemde büyüklerimiz bize sürekli olarak, 'Siyaset kötüdür, biz bu işlerden çok çektik, sakın bulaşmayın' diyerek uyarılarda bulunurlardı. İşte tam da o baskı sürecinde üniversiteye girdim. O dönem bizim okul yemekhanesinde dört çeşit yemek 20 liraya veriliyordu. Sonrasında aniden bir karar alındı; yemek çeşidi üç kaba düşürüldü ve fiyatı da iki katına, 40 liraya çıkarıldı. Kendi kendime, 'Bu böyle olmaz, bu haksızlığa itiraz etmeliyiz ve herkesi bu duruma tepki koymaya davet etmeliyiz' dedim. Sınıfları tek tek gezerek durumu anlattım ve 'Bir hafta boyunca yemekhanede yemek yemeyelim' diyerek boykot çağrısı yaptım. Ertesi gün yemekhaneye bir kişi bile gitmedi. Bu kararlı duruş bir hafta boyunca bozulmadan devam etti ve kimse oradan yemek yemedi. Bir haftanın sonunda ise taleplerimiz kabul edildi ve yeniden dört kaba dönüldü. Biz bunu herhangi bir siyasi partinin üyesi sıfatıyla değil, yalnızca hakkını arayan gençler olarak yaptık ve sonuçta kazandık.”

"YAPMAYA ÇALIŞTIKLARI BU ÜLKENİN AYDINLIK KÖKLERİNİ KURUTMAKTIR"
Haksızlığa karşı bir arada durmanın önemine değinen Tugay, “Şunu açıkça ifade etmek isterim ki; eğer bir şeyin haksız olduğuna tüm kalbinizle eminseniz, o haksızlığa karşı hep beraber örgütlenip itiraz etmeniz gerekir. Bugün toplumda yaşadığımız işsizlik sorunu ve öğrencilerin kaldığı yurtların içler acısı durumu, aslında çok daha büyük sorunların birer sonucudur. Örneğin, bugün bu fabrikayı polis zoruyla ele geçiren zihniyet, aslında topluma şu mesajı veriyor: 'Ben güç kullanarak her yeri ele geçiririm.' Aslında dolaylı yoldan, ülkenin tamamında söz sahibi olduklarını iddia ediyorlar. Onların, öğrencilerin iyi bir eğitim alıp almadığı veya mezun olduklarında bir meslek bulup bulamadığı zerre kadar umurlarında değil. Yapmaya çalıştıkları tek şey, bu ülkenin aydınlık köklerini kurutmaktır” dedi.
“'BU BİZİM SORUNUMUZ DEĞİL' DERSEK O ZAMAN BURAYI KAYBEDERİZ”
Meslek Fabrikası sorununun ortak bir sorun olması gerektiğine değinen Tugay şöyle konuştu: “Böylesi bir anlayış karşısında çok net ve kararlı bir duruş sergilemek lazım. Ben kendi adıma şunu söyledim: Ben bu kentin belediye başkanıyım. Bu şehir bana emanettir ve ben bu şehirde yaşanan hukuksuzlukları asla görmezden gelemem. Tabii ki ben bunu söylerken, hemen arkamdan herkes toplansın, peşimden gelsin diye bir beklentiyle hareket etmedim. Ancak İl Başkanımız çok doğru bir noktaya parmak basarak, 'Bu mesele hepimizin ortak sorunudur' dedi. Bizler toplum olarak, ne zaman bir haksızlık karşısında 'Bu bizim sorunumuz değil' deyip sırtımızı dönersek, işte asıl o zaman bulunduğumuz yerleri ve haklarımızı kaybetmeye başlarız” dedi.
“BURAYI ALARAK DA DURMAYACAKLAR BU YÜZDEN DİRENMELİYİZ”
Böylesi bir noktada herkesin net bir karar vermesi gerektiğine vurgu yapan Tugay, “Birileri göz göre göre yalan yanlış işler yaptığında, hukuku çiğnediğinde buna karşı nasıl bir duruş sergileyeceğiz? Ses çıkarmadan, sadece bir sonraki seçimin gelmesini mi bekleyeceğiz? Yoksa sağlam direnç noktaları oluşturup, o yanlışlıkları bugünden değiştirmeye mi çalışacağız? Eğer biz bugün karşılaştığımız bu haksızlıklar karşısında geri adım atarsak ne olacak biliyor musunuz? Tüm bu hukuksuzluklar bir süre sonra toplum için 'normal' kabul edilmeye başlanacak. Bakıyorsunuz, adamın biri çıkıp hiçbir hukuki dayanağı olmayan bir metnin altına imza atıyor; ardından da pervasızca, 'Seni oradan atarım, seni de buradan kovarım' diyerek tehditler savuruyor” ifadelerini kullandı.
Bunları kesinlikle sizi kışkırtmak maksadıyla söylemiyorum. Ancak şunu unutmayın: Eğer biz o gün üniversite yemekhanesinde boyun eğip o yemekleri yemiş olsaydık, inanın o fiyatlar asla düşmeyecekti. O yüzden 'direnme' kelimesi, sadece eylemlerde yan yana durup bir fotoğraf karesi verme işinden ibaret değildir. Direnmek her şeyden önce akıldadır, inanç dolu bir yürektedir ve kararlılıkla konuşan dildedir. Benim sizlerden tek bir ricam var: Buyrun, hep beraber oraya gidelim. Eğer bize, 'Bu iş burada son bulacak' derlerse eyvallah gidelim; ancak biliyoruz ki bu işin sonu gelmeyecek. Bu yüzden bizim oraya gidip çok net bir şekilde, 'Oradan tek bir çöpü bile dışarı çıkarmanıza izin vermeyeceğiz' dememiz ve bu kararlılığı göstermemiz lazım” dedi.
“SORUNLARI İSTİHDAM VE EĞİTİMLE YANİ MESLEK FABRİKASI’YLA ÇÖZECEĞİZ”
Cemil Tugay’ın ardından söz alan CHP Gençlik ve Spor Politika Kurulu Başkanı Av. Sevgi Kılıç “Az önce gençler anlattı. Birçok sorun kronikleşti biz korkusuzca insanca yaşıyorsak konuşabilmeliyiz de. Ve örgütlü mücadele Direnişi örgütlemeliyiz. Bugün 4.7 milyon genç ne eğitime ne istihdama alınmamışlar işte onlar için bir şey yapmalıyız. İşte nasıl çözeceğiz Meslek Fabrikası gibi çözeceğiz. Meslek Fabrikası’ndaki gibi istihdam ve eğitimle beraber somut adımlarla çözeceğiz. Korkusuzca sözünü söyleyen herkese teşekkür ederim” dedi.
"AYLIK 5 MİLYONA BİR İŞ İNSANININ CEBİNE KOYACAKLARMIŞ YUH OLSUN"
CHP İzmir Milletvekilleri Tuncay Özkan ise, “Bu direniş çok önemli. Had bildirmek isteyenlere hukuku hatırlatmak, insan onurunu korumak için zalimin zulmüne karşı çıkmak gerek. Bu bina belediyeye ait olmasaydı Vakıflar Genel Başkanlığına ait olsaydı ve başkanımız orayı almak isteseydi bu yine gasp olurdu. Mevlâna derki zülüm laik olanı alıp olmayana koymaktır. Peki, bunlar nereye koyacak? Aylık 5 milyona bir iş insanının cebine koyacaklarmış. Yuh olsun” dedi.
Ardından kitle “yuh” diyerek olanları protesto etti.
Sözlerine devam eden Özkan, “Herkes bu binanın Belediyeye ait olduğunu biliyor. Ben iktidar olacağım ya da çıkaracağım yasayla her şeyi zimmetime geçireyim olur mu olmaz. Adalet ve devletin devamı olmazsa olmaz. Ben başkanımın yanındayım. Bu fabrika hakkınızdır. Belediyemizin yanında olacağım.”
"SADECE İZMİR'İ DEĞİL GENÇLERİ KADINLARI DA SEVMEDİKLERİNİ GÖREBİLİRSİNİZ"
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda olan Prof. Dr. Ümit Özlale yaşanan sürecin çok şaşırtıcı olmadığını ve iktidarın her leye göz koyduğunu belirterek şöyle devam etti: “Buradaki Fabrikası yüzlerce insana her hafta ders veriyor. Olağanüstü bir şey. Diyelim ki, haksızız. Ya diyelim ki haksızız. Öyle bile olsa burada mesleki eğitim görülüyor diye bile eğitime ara verilmez. Yaptıklarının ne kadar saf kötülük olduğunu buradan anlayabilirsiniz. Kimsenin vicdanı el vermez. Sadece İzmir'i sevmedikleri için değil gençleri kadınları alın teriyle para kazanmak isteyenleri sevmediklerini görebilirsiniz. Büyük direniş var. Devam edecek. Müsade edilmeyeceğini hep birlikte gösterdik, göstereceğiz.
"MERKEZİ HÜKÜMET HALKLA BAĞINI TAMAMEN KOPARDI"
CHP İzmir İl Başkanı Çağatay güç, “Biz sabah buraya geldiğimizde sürecin yorucu olacağını tahmin ediyorduk. Ne yapacağımızı planladık ve sadece bunun CHP'nin sorunu olmadığını düşündük ve çağırdıklarımızla alınan kararda 12 günlük direniş programı ayarladık.
Bu süreç bu mücadele devam edecek. Hukukçu arkadaşlarımızın da söylemleriyle elinde sonunda buranın belediyenin olacağını biliyoruz. Burası semboldür neyin sembolüdür? Eğitim sisteminin sembolüdür. Geldiğimiz noktada milli eğitim sistemindeki eksikliklerin sonucunda burası var oldu. Bu doğru bir yaklaşım değil. Merkezi hükümet halkla bağını tamamen kopardı. Bu da gider ayak yürüttükleri bir süreç olarak görüyoruz. Buradaki katılanlara ve genç arkadaşlara teşekkür ediyorum. Sürecin elinde sonunda bize geçene kadar direnişimizi devam ettireceğiz” dedi.




