Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, tutuklu bulunduğu Buca Kırıklar Cezaevi’nden yaptığı son paylaşımda, Arnavut akademisyen ve yazar Lea Ypi’nin Osmanlı sonrası Balkanlar’ı merkeze aldığı otobiyografik kitabı ‘Haysiyetsizlik’ ile ilgili düşüncelerini kaleme aldı.

“HAYSİYETİNİ KAYBEDEN İNSANDAN BİR ŞEY BEKLENMEZ”

Kitaptan hareketle ‘haysiyet’ kavramının tanımı ve önemi üzerine düşüncelerini aktaran Soyer, insanı hayvandan ayıran en önemli farkın bu duygu olduğunu belirterek, “Haysiyetiyle beraber erdemlerini de kaybeden insanın hayatı artık yalan ve yanlıştan ibarettir. O insanlardan başka bir şey beklenmez” dedi.

“ANLAM BULMAK İÇİN DE YAŞARIZ”

Soyer sosyal medya paylaşımında şu ifadelere yer verdi:

“Lea Ypi’nin “Haysiyetsizlik” romanını dün bitirdim. 1900’lerin başından bugüne dek Balkan coğrafyasında yaşananları arka planına alan hem tarihi hem edebi değeri çok etkileyici nefis bir roman. Özellikle kökenleri “suyun öte yakasında” olanlara hararetle tavsiye ediyorum.

‘İnsan her türlü hakaret, incitme ya da aşağılama girişimine direnir. Hayvanlarda yoktur bu. Çünkü o anki varoluşlarıyla bağlantısız bir şey düşünemezler. Buna haysiyet denir.’ diyor Lea Ypi. Yani insanı hayvandan ayıran belki de en önemli farktır haysiyet. Ahlaki bir amaçla doğar ve o amaç insanın hayatına yüklediği anlama dönüşür genellikle. Haysiyet, bir kişinin kendine duyduğu saygı, öz saygı ve toplum içinde sahip olduğu şeref, itibar veya saygınlık demektir.

İnsan tükettiği şeylerden değil, uğruna emek verdiklerinden anlam çıkarır ve insan yalnızca hayatta kalmak için değil anlam bulmak için yaşar. Anlamlı olanın peşinden giderek kendi hayatını kurar.

Ne yazık ki, bir iş zorlaştığında bırakmak, bir düşünceyi hayata geçirmek emek istediğinde vazgeçmek giderek olağanlaşıyor. (Bu yazıya Müjdat Çalış’ın “Vasatlığın Mukavelesi” yazısı çok ilham verdi.) Oysa insan yalnızca rahat ederek gelişmez; kas dirençle güçlenir, karakter mücadeleyle biçimlenir. Hiç fırtına görmeyen bir tekne güvenilirdir ama denizcilik orada öğrenilmez. Yani sakin sulardan iyi kaptan çıkmaz.

Artık birçok insan bir şeyin doğru olup olmadığından önce kendisine ne kadar zarar vereceğini hesaplıyor.

Elbette yaralanmaktan korkmak çok doğaldır ancak korku hayatı yönetmeye başlamışsa hayatın bütünü tahrip olur.

Korunmak için duvarlar ördükçe, içeriye ışığın girmesi de engellenir. O nedenle temkinlilik sonucu tercih edilen vazgeçişler özgürlüğün verdiği mutluluğu yaşatmayabilir. Bazen bir adım geri çekildiğini sananlar kendinden uzaklaşmaya başlamış olabilirler.

Belki de insanın trajedisi başarısız olması değil başarısız olma ihtimalinden korkarak hiç denememesidir.

Kısacası, insanı mutlu edecek olan şey; inandığı ahlaki amaç için çıktığı yolda yara almaması değil, hangi yara uğruna yaşamayı göze aldığını unutmamasıdır.

Bu nedenlerle dünyada kayıtsız şartsız en iyi şey sağlam bir iradedir. O sağlam irade yoksa, yani direnç kaybolmuşsa, ahlaki amaç, anlam ve haysiyet de kaybolur.

Haysiyetini kaybetmiş insan;

Görevinde liyakatsiz,

performansı başarısız,

dostlarına vefasız,

mazlumlara adaletsiz,

işçilerine acımasız,

ilkelerine sadakatsiz,

çevresine vicdansız,

kararlarında dengesiz olur.

Yani haysiyetiyle beraber erdemlerini de kaybeden insanın hayatı artık yalan ve yanlıştan ibarettir. O insanlardan başka bir şey beklenmez.

Selahattin Demirtaş’ın tahliyesi için o tarih işaret edildi
Selahattin Demirtaş’ın tahliyesi için o tarih işaret edildi
İçeriği Görüntüle

O nedenle Adorno der ki;

‘Yanlış hayat doğru yaşanmaz.’

İnsan haysiyeti, özgürlüğünden doğduğu için, tüm haysiyetsiz insanlar ise; “Sorumlu ben değilim, ben sadece emirlere uydum, itaat ettim” der. Ne hazin..!

Neyse ki memleketimin insanları haysiyetlerine çok düşkündür. Çanakkale Destanı’nın 15’liklerini, Kurtuluş Savaşı’nın Kara Fatmalarını hatırlayınca, haysiyetin toplumumuzun mayasında olduğunu söyleyebiliriz.

Çok şükür;

Ağzından çıkan sözün ağırlığını taşıyabilen, o söz için gerekirse bedel ödemekten çekinmeyen insanların çoğunluk olduğu bir toplumuz. Haysiyet, birçok insanın evlatlarına bırakacağı en kıymetli miras olduğu için sadece hayattayken değil, biz göçtükten sonra da peşimizi bırakmaz.

Tüm bu nedenlerle insan hapiste en çok haysiyetli insanları özlüyor.

Haysiyetli dostlarımı, haysiyetle kucaklıyor :) en iyi dileklerimle selamlıyorum.

Sağlıcakla kalın.”

Kaynak: HABER MERKEZİ