ZEYNEP MUTLUSOY / İZ GAZETE – Türkiye’de 45 yıldır uygulanan sistemin 15 Ocak 2025 tarihinde 7538 sayılı kanunla birlikte ‘Engelli Emeklilik Sisteminde’ değişiklikler meydana geldi. Bununla beraber, hastaneden yüzdelik raporlar alan yurttaşlarınverilen rapora göre ‘Engelli emekli’ olması gerekirken sürekli ret cevabı aldıkları belirtildi.
Bunun örneklerinden biride; İzmir’de yaşayan 40 yaşındaki Muhammet Oğuz oldu. Oğuz, yüzde 96 engellilik raporuna sahip olmasına rağmen emeklilik sisteminden yararlanamadığından ve ‘çalışamaz raporu’ olmasına rağmen SGK tarafından ret yediğinden bahsetti.
YÜZDE 96 ENGELLİ RAPORUNA RET YANITI VERİLDİ
Muhammet Oğuz, 2021 yılında kanser olduğunu öğrendikten sonra hayatının bir anda değiştiğini şu şekilde ifade etti:
“2021 yılında agresif opping kanserine yakalandığımı öğrendim, 4. evreydi ve vücudumun her yerine yayılmış olduğu için dalağımı aldılar, midemin yarısı alındı daha sonra da ilik nakli oldum.
07.09. 2022 yılında rapor aldım, bu ilk raporumdu ve yüzde 51 engellilik oranım vardı. O zaman 2027 3-4. Ayında emekli olursun dediler. 2025 yılında bu kanun geldi. 12.12.2024 tarihinden hastalığım devam ediyordu ve yüzde 48 rapor verildi ama 2025 yılında yeni kanun geldi. Emeklilik sisteminin yüzde 40 üzerinde olunca da verildiği söylendi ama yine ret yedim. Kanser hastası olduğum için çalışamıyor ve yoruluyorum. Zaten bir sürü şey okudum, herkese ret verildiğini duydum ve vazgeçtim. Fakat bir süre sonra kalp yetmezliği, nefes darlığı yaşadığım için doktora gittim. İzmir Şehir Hastanesinden 19.09.2025 tarihinde yüzde 96 çalışamaz raporu verildi Kanser hastalığım tedavi süreci, kemoterapiden dolayı bütün organlarım zarar gördü.”


İTİRAZ DİLEKÇELERİNE YANIT GELMEDİ
19.09.2025 tarihinde verilen raporu gönderdikten 10 ay sonra SSK’ya gittiğini ve ret kararı verildiğini o şekilde öğrendiğini belirten Oğuz, “SSK’ya gidiyorum, ses seda yok. CİMER’e itiraz dilekçesi yazıyorum ses seda yok. İki gün önce şekerim yüzde 450’ye çıkmış o şekilde hastaneye yattım. İnme indiğini söylediler, sol tarafımı tamamen hissedemedim. Zaten sol kulağımın yüzde 50’si duymuyor. Kemoterapi gördüğümden dolayı organlarımın hepsi bitik durumda…” dedi.

KAPI ÇALACAK BİR KİŞİ YOK, NE YAPACAĞIMI ŞAŞIRDIM
Şu an hiçbir yerden geliri olmadığını, ablası ve eniştesinin yanında yaşadığını aktaran Oğuz, “Çalışabilecek bir durumum olsa böyle bir şeyi hayatta kovalamam. CİMER’e çok kez yazdım. Sosyal yardımlaşmaya gittim. Sıkıntılarımı anlatıyorum ama bana yine de ret geliyor. Ablamın yanında kalıyorum sığıntı gibi, neden ret geliyor onu da anlamıyorum. Kaymakamlığa gideyim dedim, yardıma ihtiyacım var diyorum, konuyu dinlemeden gelmene gerek yok sosyal yardımlaşmaya git diyorlar. Sosyal yardımlaşmaya gidiyorum, oradan da ses yok. Belediye başkanına bile yazdım ama oradan da ses yok. En son Cumhurbaşkanlığına dilekçe yazdım, raporu içine koyup gönderdim. Oradan da ses yok” ifadelerini kullandı.
Yaşadığı süreçte hiç kimsenin dönüş yapmadığını ve bütün kapıların kendisi için kapalı olduğunu ifade eden Oğuz, “Kapı çalacak bir kişi yok, ne yapacağımı şaşırdım” dedi.
Oğuz, 6 yaşından beri çalıştığını ve bir anda hayatına giren kanser hastalığının hayatındaki etkilerinden bahsettiği gibi bu sürecin diğer yüzü ile karşılaştığı sorunları dile getirdi.
YAŞADIĞIM DURUMUN HEPSİ DELİLLİ İSPATLIDIR
Psikolojik olarak sürecin kendisini olumsuz yönde etkilediğini aktaran Oğuz, “Ben de yaşadığım durumun hepsi delilli ispatlıdır; e-nabız, CİMER söylediklerimin hepsi ispatlıdır. Hayatım boyunca görmediğim saçmalıkları gördüm, allah bu engelli arkadaşlarıma da yardım etsin. Çok şükür başımı sokacağım bir evde var. Yemin ediyorum, gelip benim durumumu görsünler utançlarından yerin dibine girerler” ifadelerini kullandı.




