CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Yürütme Kurulu toplantısına başkanlık etti. CHP Lideri Özel, üç saati aşkın süren toplantının ardından CAO binasında basın toplantısı düzenledi. Özel, şunları kaydetti:
"BU AĞIR TABLO SİYASİ TERCİHLERİN BİR SONUCU"
"Bugün gündemimizde yine devletin millete karşı yerine getirmediği sorumluluklar ve bunun yarattığı ağır mağduriyetler, buna yönelik bizlerin somut çözüm önerileri vardı. Bugün adalet politikaları, gümrük birliği anlaşmasına ilişkin son gelişmeler, yaşanan et krizi ve borçların yapılandırılması konusunda politika başkanlarımızın ekipleriyle birlikte yapmış olduğu çalışmaların sonucunda, ortaya koydukları çözüm önerilerini tartıştık. AK Parti iktidarı, kahraman polisimizin ve jandarmamızın tüm çabalarına rağmen sokaktaki suç çeteleriyle mücadelede yetersiz kalmaktadır. Yaşadığımız bu ağır tablo siyasi tercihlerin bir sonucu şüphesiz. Uyuşturucu çeteleri ülkemizin her köşesini sarmakta, özellikle çocuklar bu çeteler tarafından kullanılmaktadır. Bunun yanında ekonomik kriz her geçen gün daha da yakıcı hale gelmekte, AK Parti iktidarı buna da bir çözüm üretememektedir. Peki bunları yapmayan AK Parti ne yapıyor? Araçsallaştırılan yargı eliyle siyasi operasyonlar yapıp iktidar koltuğunda kalmaya çalışıyor. Bunu yaparken hukuk sistemimizi yerle bir ediyorlar.
"BAĞIMSIZ VE TARAFSIZ BİR YARGI KURACAĞIZ"
Biz bugünkü toplantımızda bu iktidardan sonra, bir daha asla kimsenin ele geçirilemeyeceği bir yargı sisteminin nasıl kurulabileceğini tartıştık. Altını çizmek isterim: Bizim hedefimizde ‘Gelelim ve yargı sistemini ele geçirelim’ diye bir hedef yok. Yargı sisteminin arındırılması, liyakatin, hızın, güvenilirliğin belli bir noktaya gelmesi ve bundan sonra bu ülkede hiçbir iktidarın gelip de yargıyı ele geçirmesinin mümkün olmadığı yeni bir düzen ve buna yönelik düzenlemeler istiyoruz. Bu ülkede hiçbir iktidar, demokrasiyi bundan sonra yargı eliyle rafa kaldırmaya cesaret edemeyecektir. Buna uygun bir yapıyı tesis edeceğiz. Siyasetin yargıya etkisini ortadan kaldırıp gerçekten bağımsız ve tarafsız bir yargıyı kuracağız. Yargı eliyle yolu adliyelere düşen herkesin, ‘Ben mahkemede adaleti bulurum’ diyebileceği bir sistemi inşa etmek durumundayız. Bugün yüzde 20’lere düşen yargıya güven oranını şerefli yargı mensuplarımızla birlikte yeniden yükselteceğiz. Hızlı, liyakatli, güvenilir bir yargı sistemini inşa edeceğiz. Bunun için Hakimler ve Savcılar Kurulu’nu (HSK) evrensel ve demokratik standartlarda yeniden yapılandıracağız. HSK’yı siyasetin etkisinden kurtaracağız. Adalet bakanı ve yürütme organının hiçbir temsilcisi, artık bu kurulda yer almayacak. Kurulların üyeleri yüksek yargı mensupları tarafından seçilecek.
“İKTİDARIMIZDA YARGI SADECE VATANDAŞIN HUKUKUNU KORUYACAK”
Yargı sistemi, Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarına uymayan, mal varlıkları açıklanamayan, yolsuzluğa bulaşmış kişilerden hızla ve tamamen arındırılacak. Yargı mensuplarının göreve alınımından atamalarına, terfilerine ve performans değerlendirmelerine dair tüm süreçler, şeffaf ve önceden belirlenen kriterler çerçevesinde yürütülecek. Mahkemelerde dosyaların hangi heyete ya da heyetlere düşeceğine ilişkin yetki mahkeme başkanlarından alınacak. Dosyalar, kanuni olarak konuşturulacak sıralama yöntemine göre otomatik olarak dağıtılacak. Coğrafi teminata ilave olarak yer ve kürsü güvencesi sağlanacak. İhtisas mahkemelerinin sayısını artıracağız. Bu mahkemeler, alanına hakim yargıçlar tarafından yürütülecek. Tıbbi davalara bakan mahkemeler, asker kişiler için mahkemeler gibi alanlarda da yeni ihtisas mahkemeleri kuracağız, var olanları güçlendireceğiz. Dosya görülme süresi uzamış yüksek mahkemelerin üye sayılarını artırarak vatandaşın adalet talebini karşılayacağız. Kırılgan grupların yargıya erişiminin önündeki engelleri kaldıracağız. Bunun için barolarla ve Barolar Birliği ile birlikte çalışacağız. Bizim iktidarımızda yargı siyasetin aparatı olmaktan çıkarılacak, sadece vatandaşın hukukunu koruyacak.
“AB’YE TAM ÜYELİK MÜZAKERELERİNİ EN KISA ZAMANDA BAŞARIYA ULAŞTIRACAĞIZ”
Devletin milletin hukukunu koruması gereken bir diğer saha uluslararası alandır. Bu iktidar nasıl vatandaşın hukukunu yurt içinde korumuyorsa yurt dışında da koruyamamaktadır. Gümrük Birliği çerçevesinde yaşanan son gelişmeler, bu ülkenin üreticisinin uluslararası alanda sahipsiz bırakıldığını ortaya koymuştur. Avrupa Birliği’nin (AB) Kanada, Güney Kore, Hindistan başta olmak üzere yaptığı yeni serbest ticaret anlaşmaları tek taraflı olarak ülkemizi etkileyecektir. Bizim üreticimiz ürününü ihraç ederken Gümrük Vergisi'ne tabi olmaktadır. Ama yeni anlaşmaların ardından aynı ülkelerin Türkiye’ye vergisiz ürün satabilmesinin önü açılmaktadır. Yerli üreticiyi korumayan Gümrük Birliği Anlaşması mutlaka değişmeli, hızla revize edilmelidir. Biz iktidarımızda Gümrük Birliği Anlaşması’nın kapsamlı şekilde güncellenmesini hedefliyoruz. Anlaşmanın tek taraflı yapısını değiştireceğiz. Karar alma süreçlerine mutlaka Türkiye’yi dahil edeceğiz. Gümrük Birliği’nin Türkiye’de yarattığı sıkıntıların nihai çözümü Türkiye’nin AB’ye tam üye olmasından geçmektedir. Biz kararlı politikalarımızla ve partimizin uluslararası alanda gördüğü büyük destekle AB’ye tam üyelik müzakerelerini en kısa zamanda başarıya ulaştıracağız. Başkan Yardımcısı olduğum Sosyalist Enternasyonal’de 89 üye partinin CHP’nin, Türkiye’yi AB’ye tam üye yapma hedefini tamamen desteklediklerine yönelik sık sık tekrarladıkları, imza altına aldıkları niyet beyanları ve dayanışmasını son derece kıymetli görüyor, CHP iktidarında ne kadar hızlı AB’ye üye olabileceğimiz konusunda bir fikir vereceğini umuyoruz.
“VATANDAŞLARIMIZIN KAMUYA AİT BORÇLAR VE YÜKSEK FAİZLER NEDENİYLE MAĞDURİYET YAŞADIKLARINI ÜZÜNTÜYLE TAKİP EDİYORUZ”
Şahsi menfaatleri için ülkemizde adaleti iflas ettiren AK Parti yönetimi, işletmelerimizi de hızla iflasa sürüklüyor. Bu ikisinin birbirinden ayrı şeyler olduğu düşünülmesin. Bugün ekonomide serbest rekabet ortamını ortadan kaldırıp, her alanda imtiyazlı gruplar oluşturup geri kalanları ticari hayattan dışlayan bir yapı var. İşletmelerimizin genel borçluluk seviyesinin olağanüstü seviyelere ulaştığını endişeyle takip ediyoruz. 2025 yılı, son beş yılın en fazla konkordato başvurusu yapılan yılı olmuştur. Son bir yılda 6 bin 361 konkordato başvurusuyla bir yıllık artış yüzde 85’e ulaşmış, bu rakam son üç yılın toplamına eşittir. 2025 yılı sonu itibarıyla hem vatandaşların hem de işletmelerin toplam icra ve iflas dosya sayısı 23 milyon 994 bine ulaştı. Takipteki alacakların tutarı, 2025 yılı sonu itibarıyla 426 milyar 201 milyon liraya ulaşmıştır. Son bir yıldaki artış yüzde 100’e yakındır. Vatandaşın kamuya olan borçlarındaki artış, bir yılda yüzde 65’e ulaşmıştır. Bu rakamın da detaylarına baktığımızda en büyük borç takibinde olan grubun KOBİ’ler olduğu görülmektedir. Vatandaşlarımızın da işletmelerimizin de kamuya ait borçlar ve yüksek faizler nedeniyle içinden çıkılmaz bir mağduriyet yaşadıklarını üzüntüyle takip ediyoruz.
“İKTİDARIMIZDA BU TEFECİ FAİZ ANLAYIŞINA SON VERECEĞİZ”
Kamu alacakları için politika faiz oranlarından ve hatta banka faiz oranlarından daha yüksek bir faiz uygulanmaktadır. Kasım 2025 tarihine kadar bu oran, aylık yüzde 4 buçuktu. Bugün itibarıyla aylık yüzde 3,7 seviyesindedir. Ayakta kalmak için zorlanan işletmeler ve borçlu vatandaşlar, bu yüksek faizle ayrıca mücadele etmek zorundadırlar. Biz iktidarımızda bu tefeci faiz anlayışına son vereceğiz. Artık borçların yapılandırılması hayati bir gereklilik haline gelmiştir. Bu vatandaşımızın, iş dünyasının beklentisidir. Vatandaşlarımız ve işletmelerimizin devlete yönelik borçlarına ilişkin kapsamlı bir yapılandırma çalışmasını hayata geçireceğiz. Bunun için arkadaşlarımız detaylı olarak çalışıyorlar. Elbette borcunu düzenli ödeyen mükellefler için ödüllendirici destekler sunacağız ve onları ayrı tutacağız. Böylece önce zor durumdaki işletmelerin nefes almasını sağlayacağız, ardından ise adil, rekabet koşullarını oluşturacağız. Bununla birlikte istihdamı da önce korumuş, sonra artırmış olacağız.
“UCUZ ET ALABİLMEK İÇİN YUNANİSTAN’A ALIŞVERİŞ TURLARI DÜZENLENMEKTEDİR”
Bugün toplantımızın gündeminde yer alan bir diğer konu da et krizidir. Hayvancılık alanında da diğer tüm alanlarda olduğu gibi, adeta kasta varan bir kötü yönetim söz konusudur. Yerli besiciye hakkı olan desteklemeyi vermeyen AK Parti iktidarı, yurt dışından et ithalatıyla hem yabancı çiftçileri hem de ithalatta aracı olan bir grubu ihya etmektedir. AK Parti iktidarında bugüne kadar 7,7 milyon canlı hayvan ithal edilmiş ve bunun maliyeti 11 milyar doları aşmıştır. Yine bugüne kadar 500 bin ton et ithalatına, 2 buçuk milyar dolar harcanmıştır. Süt için maliyetinin altında verilen fiyatlar, anaç hayvanların kesime gitmesine neden olmaktadır. Artan yem fiyatları da bu besiciliği iyice imkansız hale getirmektedir. Et fiyatlarının son beş yıldır enflasyonun çok üzerinde arttığını hatırlatırım. Beş yılda resmi enflasyon yüzde 617’yken et fiyatlarındaki enflasyon yüzde bin 400’tür. Bunun bir sonucu olarak Ocak 2021’de asgari ücret 46 kilo kuşbaşı et alırken bugün bu rakam 30 kiloya düşmüştür. Yani alınan her 3 kilo etten 1 kilosu kaybolmuş, et üzerindeki alım gücü beş yılda yüzde 33 gerileyip üçken ikiye düşmüştür. Yoksul aileler artık ne yazık ki kırmızı ete erişmekte zorlanmaktadır. Dünyada kırmızı etin beyaz ete göre tüketim oranı 1/3 iken Türkiye’de bu oran 1/10’a gerilemiştir. Hatta bugün ucuz et alabilmek için Yunanistan’a alışveriş turları düzenlenmektedir. Bu durum vatandaşımızın önündeki yaşadığı zorlukları, çaresizliği, sınır kentlerinde bu tip çözüm arayışlarını trajikomik bir şekilde önümüze sermektedir.
“İKTİDARIMIZDA ÜRETİCİLERİN HAKKI OLAN DESTEKLEMEYİ VERECEĞİZ”
Ancak AK Parti iktidarının bu sorunu çözebilecek ne niyeti vardır ne kabiliyeti vardır. Ortaya koydukları tek çözüm daha fazla ithalattır. Biz iktidarımızda üreticilerin hakkı olan desteklemeyi vereceğiz. Her fırsatta ifade ediyorum: Kanunla sabittir ki milli gelirin yüzde 1’i çiftçilere, üreticilere destekleme olarak verilir. Bu sene gelmiş olan 2026 bütçesinde oran yine binde 2’dir, yani kanundaki belirtilen rakamın beşte biridir. Bütçe Kanunu bu konudaki özel kanuna aykırılık teşkil etmektedir. Bu konudaki eleştirilerimizi ifade ettiğimiz gibi, bu konuyu da bir kez daha AYM’ye taşıdığımızı ifade etmek isterim. Uygun şartlardaki krediye yarışma imkanları ortadan kalkmıştır. Bu sağlanmalıdır. Kredi için tarla, traktör ve evler teminat olarak istenmektedir. Akıl alacak iş değildir. Çiftçilik aile hekimliği modeli mutlaka başlatılmalıdır, buna çalışıyoruz. Her işletmenin sürekli ve ücretsiz ulaşabileceği bir veteriner hekimi ve ziraat mühendislerini görevlendireceğiz. Bu veteriner hekimler ve ziraat mühendisleri için -özellikle yeni mezunlar için- ortada olan büyük istihdam krizine de çözüm üretecektir. Türkiye’nin en üretiminde ithalatçı olmasının sebebi, ıslah programı uygulamamasıdır. Tarımda ister kırmızı et üretin ister beyaz et üretin ister tohum üretin eğer bilimsel bir ıslah programınız yoksa dünyada ithalatçı ülke pozisyondasınız, ıslah programı uygulayanlar da ihracatçı ülkelerdir. Hızla bilimsel bir ıslah programını hayata geçireceğiz. Kooperatifler ve borsalar aktif çalışacak. Böylece garantili üretim için bir finansman kalkanı oluşturulacaktır. Yani besicimiz üretecek, yurt dışından hayvan ithalatı son bulacak, hem üretici kazanacak hem de tüketici ucuz ete kavuşacaktır.
“İMAMOĞLU’NU ESİR ALARAK BU YÜRÜYÜŞÜ DURDURACAKLARINI SANANLARI YİNE BÜYÜK BİR HÜSRAN BEKLİYOR”
Bugün önerdiğimiz politikaları hayata geçirmek zor değil çünkü bu ülkenin devasa kaynakları var. Örneğin bu sene, bu iktidarın yanlış ekonomi politikaları nedeniyle 2,7 trilyon liramız faiz ödemelerine gidecek. Sadece bu kaynak bile tüm bu saydıklarımızı karşılamaya misliyle yetiyor. Kur Korumalı Mevduat ile (KKM) heba edilen kaynaklarımızı, zenginleri silinen vergilerini, kamu özel işbirliği anlaşmalarına yapılan garanti ödemelerini saymıyorum bile. Ve en önemlisi adalet olmazsa refah olmaz. Sadece 19 Mart darbesi için 160 milyar dolarımız heba edildi. Ekonomik krizin üzerine bir de yargı ve siyasi kriz eklendi. Biz bu çatı altında Türkiye’nin yakıcı sorunlarına yapıcı çözümler üretmek için ve bunları milletimizle paylaşmak için çalışmaya devam ediyoruz, devam edeceğiz. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu, 12 metrekarelik hücresinde olsa da bu millet için azimle çalışıyor. Onu esir alarak bu yürüyüşü durduracaklarını sananları, yerel seçimlerde olduğu gibi yine büyük bir hüsran bekliyor. Yerelde nasıl kazandıysak genel seçimde de açık bir farkla kazanacağız.
“MİLLETE TEPEDEN BAKANLAR GİDECEK, MİLLETİN HİZMETKÂRI OLANLAR GÖREVE GELECEK”
AK Parti bu ülkenin işçisine, emeklisine, çiftçisine, esnafına ve memuruna iyi gelmedi. Ama milletimiz emin olsun ki değişim herkese iyi gelecek. Millete tepeden bakanlar gidecek, milletin hizmetkârı olanlar göreve gelecek. Herkes derin bir nefes alacak. Söz veriyoruz, CHP olarak ‘Artık sorunları görüyoruz, bunları anlatıyoruz’ noktasından bu sorunları çözecek reçeteler elimizde, uygulamak için seçimleri bekliyoruz. Milletimizin vereceği yetkiyle ve büyük bir sorumluluk anlayışıyla arı gibi çalışarak umudunu kaybetmiş olan insanlarımızın umutlarını yeşerteceğiz. Bundan önce Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde olduğu gibi hiç kimseyi ayırmadan, kimseyi dışarıda bırakmadan omuz omuza, kol kola bu ülkeyi bir kez daha ayağa kaldıracağız. Bu ülke kalkınacak, zenginleşecek ve adaletli olarak paylaşacak. Kimse Cumhuriyet’in kalkınmasının ve adaletinin dışında kalmayacak. Bu ülke, bu ülkeyi kuran dedelerimizin hayallerinde olduğu gibi torunlarının barış, refah ve huzur içinde yaşadığı bir ülke olacak.”




