CHP İzmir Milletvekili Av. Sevda Erdan Kılıç, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Mağdur Aileler Platformu üyeleriyle birlikte basın açıklaması düzenledi. Evlatlarını kaybeden ve adalet arayışını sürdüren ailelerle Meclis’te yan yana duran Kılıç, açıklamasında adalet sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
TBMM’DE ADALET ÇAĞRISI: CHP’Lİ KILIÇ MAĞDUR AİLELERİN SESİ OLDU
CHP’li Sevda Erdan Kılıç, basın açıklamasında adalet arayan ailelerle birlikte Meclis’te bulunmaktan dolayı sorumluluk hissettiğini ifade etti. Açıklamasında yalnızca bir milletvekili olarak değil, aynı zamanda bir anne, bir hukukçu ve yurttaş olarak konuştuğunu belirten Kılıç, ailelerin yaşadıklarının münferit olaylar olmadığını söyledi. Kılıç, ailelerin amaçlarının ses yükseltmek değil, adalet talebini kamuoyuna duyurmak olduğunu dile getirdi.
"GERÇEĞİ HAYKIRMAK İÇİN BURADAYIZ"
CHP’li Kılıç açıklamasında şunları söyledi: “Bugün burada evladını kaybetmiş, adalet arayan aileler ve kurdukları platform üyeleri ile karşınızdayız. Sadece konuşma yapmak için değil, bir gerçeği haykırmak için bulunuyoruz. Ve ben de burada sadece bir milletvekili olarak değil; önce bir anne, sonra bir hukukçu ve bu ülkenin vicdanına karşı sorumluluk taşıyan bir yurttaş olarak konuşuyorum. Karşınızda adalet ararken hayatı yarım bırakılmış ailelerle birlikte duruyoruz. Evlatlarını toprağa vermiş, umutlarını mahkeme koridorlarında tüketmiş, yas tutmaya bile fırsat bulamadan adliye önlerine sürüklenmiş anne ve babalarla birlikteyiz.
Ve en baştan söyleyelim:
Bu insanlar bağırmayı seçmedi.
Bu insanlar susturulmayı reddetti.
Bu insanlar acılarını teşhir etmek için değil, adaletin yokluğunu ifşa etmek için; çocuklarının katilleri cezalandırılsın, güçlüler gerçeklerin üstünü kapatmasın diye bu mücadeleyi veriyorlar.
TÜRKİYE BİR HUKUK, ADALET VE VİCDAN KRİZİ YAŞIYOR
Türkiye bugün sadece ekonomik bir kriz yaşamıyor. Türkiye bugün bir hukuk krizinin, bir adalet krizinin, bir vicdan krizinin içindedir. Çocuklar sokakta, kadınlar evde, gençler trafikte, yurttaşlar iş yerinde ölüyor. Ve devlet bu ölümleri önlemek yerine, sadece seyrediyor. Karşımızda münferit olaylar yok. Karşımızda sistematik bir çöküş var. Şiddet normalleşiyor. Suç sıradanlaşıyor. Cezasızlık devlet politikası haline geliyor. Türkiye bugün açık bir sosyal kriz, hatta bir sosyal çöküş yaşamaktadır.
Annelerin, babaların gözünden sakındığı; el bebek gül bebek büyüttüğü evlatları okulda, sokakta, parkta, kafede, toplu taşımada, trafikte, iş yerinde vahşice hayatını kaybediyor. Yeni nesil sokak çeteleri, uyuşturucu ağları, kontrolsüz şiddet, trafik terörü, uzun yargılamalar ve tabii cezasızlık… Bu tabloya baktığımızda karşımızda münferit olaylar değil; önlenmeyen, görmezden gelinen ve normalleştirilen bir şiddet düzeni görüyoruz.
ADALET SİSTEMİ DE TRAVMA YARATIYOR
Ve soruyoruz: Neden bu aileler evlerinde değil de adliye önlerinde? Neden yurttaşlar adaleti sosyal medya paylaşımlarında arıyor? Neden? Çünkü bu ülkede insanlar iktidarın yargısına inanmıyor.
Bugün milyonlarca insan şunu düşünüyor: Benim başıma bir şey gelirse, adalet yerini bulmaz.
Bu bir algı değil. Bu, iktidarın yarattığı gerçekliktir. Bugün burada gördüğünüz her bir aile; yargıya duyulan güvensizliğin, cezasızlık düzeninin, devletin önleyici sorumluluğunu terk etmesinin canlı kanıtıdır. Ve artık şunu açıkça söylemek zorundayız: Bu ülkede sadece suçlar travma yaratmıyor. Adalet sistemi de travma yaratıyor. Evladını kaybeden bir anne, yas tutmak yerine dilekçe yazmayı öğreniyor. Bir baba, mezarlık yerine adliye koridorlarını mesken tutuyor. Bu tablo bir kader değil. Bu tablo bir tercihtir. Ve bu tercih, iktidarın tercihidir.
ADALET MEZAR TAŞINDAN SONRA DEĞİL, HAYATIN İÇİNDE KURULMALIDIR
Bugüne kadar Meclis’te ne yaptık? Önleyici mekanizmalar için öneriler sunduk. Araştırma komisyonu istedik. Yasa teklifleri verdik. Ama ne oldu? Hepsi bekletildi. Hepsi görmezden gelindi. Hepsi siyasi hesaplara kurban edildi. Meclis bugün susuyorsa, bu suskunluğun bedelini çocuklarımız, gençler, kadınlar canıyla ödüyor. Bir anne olarak söylüyorum: Çocuğunuzu korumak için her şeyi yaparsınız. Ama devlet görevini yapmazsa, hiçbir anne ve baba tek başına yeterince güçlü olamaz. Biz Mağdur Aileler Platformu’nun yanındayız ve şuna inanıyoruz: Adalet sadece mahkeme kararlarından ibaret değildir. Adalet önlem almaktır. Adalet korumaktır. Adalet, mezar taşından sonra değil, hayatın içinde kurulmalıdır.
Buradan açıkça söylüyorum: Bu düzen değişecek. Bu cezasızlık sona erecek. Bu adaletsizlik normalleşmeyecek. Bu dosyalar kapanmayacak. Bu acılar unutulmayacak. Bu ülke, yurttaşını yalnız bırakan bir devletle yaşamaya mahkûm değildir. Çünkü adalet; dosyalar kapandığında değil, bir annenin içi rahatladığında, bir çocuk güvenle sokağa çıktığında, bir baba başını yastığa huzurla koyduğunda, bir yurttaş devlete yeniden güvendiğinde var olur. Ve biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak ailelerle birlikte, suçlular cezasını bulana ve bu adalet kurulana kadar susmayacağız.”




