Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ile CHP Genel Merkezi’nde bir araya geldi. Görüşmenin ardından açıklama yapan Özel, hem kendi değerlendirmelerini paylaştıklarını hem de Babacan ve heyetinin görüşlerinden faydalandıklarını belirterek toplantının “çok yararlı” geçtiğini ifade etti.
Özel, şunları söyledi:
“ARA SEÇİM NOKTASINDA HEMFİKİRİZ”
“Ara seçim konusunda benim düşüncelerimi ve yaklaşımımızı birkaç gündür zaten sizler de duyuyorsunuz. Sayın Genel Başkanımıza da bu konudaki durumu, Meclis içtüzüğü, anayasa, Meclis Başkanı’nın görev ve yetkileri noktasındaki düşüncelerimizi de ifade etme imkanı bulduk. Kendileri de bunun bir anayasal zorunluluk olduğu noktasındaki biraz önce de ifade ettiği yaklaşımını, anayasanın bu konuda şüphe yaratmayacak şekilde yazıldığını paylaştı. Geçen 30 aydan sonra da bu evrede ara seçimin yapılması gereken bir süreçte, anayasal zorunluluk sürecinde olduğumuz konusunda hemfikir olduk. Buradan sonra siyasi parti ziyaretlerimizi tamamladıktan sonra, Sayın Numan Kurtulmuş’a da bu konuda görüşme talebimizi ileteceğiz ve konuyu Meclis zemininde tartışmaya devam edeceğiz. Burada yersiz olan yasamanın üzerindeki bir anayasal yükümlülüğe yürütme eliyle müdahale ediliyor olmasıdır. ‘Türkiye’nin gündeminde böyle bir şey yok’ denmesidir. Bunu kesinlikle kabul etmediğimizi bir kez daha ifade etmek isterim. Sayın Genel Başkanımıza göstermiş olduğu ev sahipliği için bir kez daha teşekkür ediyorum.”
“KORUYACAK REZERVLERİ 19 MART DARBESİYLE YAKTI”
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ekonomiye ilişkin açıklamalarının sorulduğu Özel, şu değerlendirmede bulundu:
“Değerli arkadaşlar Türkiye’de bir enflasyon sorunu var. Ama en yakıcı olan herhalde Türkiye’deki mazeret enflasyonu. Sayın ekonomi yönetimi ve Sayın Mehmet Şimşek sürekli mazeret üretmekte ve tutmayan bütün hedefleri bir mazeretle ilişkilendirmektedir. Şimdi de işte bir ‘Savaşflasyon’ gibi bir icat çıkartmak üzere savaştan dolayı bir enflasyon oluştuğunu söylemektedir. Elbette savaş bütün dünyadaki ülkelerin ekonomilerini etkiler. Buna karşı da dünyada gelişmiş ülkelerin, ekonomisi iyi yönetenlerin ülkelerin nasıl tedbirler aldıklarını görüyoruz. Hele hele bu tedbirlerin alınabilir durumda olduğunu görüyoruz ülkeler açısından. Peki bizimkiler bunu niye yapamıyorlar? Yani petrole gelen her zam niye pompaya, pompaya gelen her zam niye bütün fiyatlara yansıyor? Çünkü bu savaşa en hazırlıksız yakalanan ekonomilerden bir tanesi biziz. Sayın Şimşek yurtdışında yaptığı bir sunumda, kamuoyunda da çok konuşuldu, bu dönemde satılan rezervleri geçen sene 19 Mart tarihini de içinde kapsayacak çoklu etkiler dönemi diye gösteren bir şeyle karşılaştırıyor. Bu savaştan bizi korumak için gerekli rezervleri geçen sene 19 Mart darbesi ve sonrasında yaşananlarla yaktı zaten Mehmet Şimşek. İşin kötüsü onun rezervlerin yerine çok maliyetli ve hepimizin sırtına çok yük bindiren ve enflasyon hedeflerinin de tutmamasına sebep olacak şekilde büyük bir maliyetle geri koyduk.”
“MİLLET ÇÖZÜMÜ SANDIKTA ÜRETECEK”
“Şu anda böyle bir şoka hazır değildik. Ama geçen sene 19 Mart sonrasında İstanbul’un seçilmiş Belediye Başkanını, Cumhurbaşkanı adayımızı siyasetten men etmek umuduyla her şeyi göze alıp, 60 milyar dolarlık bir hasar yaratmamış olsalardı şimdi bu imkanları örneğin emeklilere ara zam vererek, asgari ücrete ara zam yaparak, üretim yapan ihracatçılara desteklerde bulunarak, KOBİ’lere enerji maliyetlerini karşılamak için bir takım destekler vererek, küçük esnafa ya da sanayiciye kredi garanti fonlarıyla uygun faizli kredilerle onları destekleyerek; bu sürecin hem ekonomide tahribat yaratmaması, yoksulluk yaratmaması hem de enflasyon yaratmaması üzerinden adımlar atılabilirdi. Sayın Babacan’ın yukarıda biraz önce de ifade ettiği gibi petrolün fiyatının yedi kata çıktığı süreçte bunların yapılabilir bir dönemde yapılabileceğini anlattı. Bu dönemde Mehmet Şimşek bir enflasyon, mazeret enflasyonu ile bu işe de bir mazeret bulmuş, bolca zaten mazereti var. Ve aslında kötü yönetimin sonucunu şimdi savaşa bağlıyor. Bu konuda artık biz mazeret duymak değil, seçim tarihini duymak istiyoruz. Ara seçimle ilgili talebimiz nettir. Ama ‘Ara seçim talebinden vazgeçer misiniz?’ derseniz, onu ortadan kaldırabilecek tek şey erken seçimin tarihinin ilan edilmesidir. Bu açıdan da milletin önüne bir sandık koyarlarsa millet tüm sorunları çözecek bir çözümü sandıkta üretecektir.”




