Araştırmacı gazeteci, Kalpaksız Kuvvacı Uğur Mumcu, katledilişinin 31’inci yılında da unutulmadı, Türkiye’nin dört bir yanında büyük bir saygı ve minnetle anıldı.

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Buca Şubesi de Şirinyer’de düzenlediği anlamlı bir etkinlikle Uğur Mumcu’yu andı.

Etkinliğe; ADD Genel Başkan Başdanışmanı Ahmet Gürel, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Mehlika Gökmen ve İz Gazete Yazı İşleri Müdürü Yağız Barut konuşmacı olarak katıldı.

Etkinlikte Ahmet Gürel’in hazırladığı, Uğur Mumcu’nun hayatını anlatan bir belgesel de izlendi.

Ayrıca etkinlik sonunda ADD Buca Şubesi Türk Halk Müziği Koro Şefi Ezgi Dilan Balcı ve koro üyeleri, demokrasi şehitleri adına şarkılar söyledi.
Gecede; Atatürkçü değerlere bağlılık ve aydınlanma meşalesini taşıyan isimlerin unutulmaması yönünde mesajlar verildi.

Ahmet Gürel, Uğur Mumcu’nun yanı sıra Adalet ve Demokrasi Haftası kapsamında, faili meçhul cinayetlerde yitirilen ADD Kurucu Genel Başkanı Muammer Aksoy’u ve Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan’ı da andı.

Başımız dimdik olmalı

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan ADD Buca Şube Başkanı Erkan Çiçek, “Uğur Mumcu’nun anısı karşısında boynumuz eğik ama değerlerini korumak ve yaşatmak adına başımız dimdik olmalıdır. Uğur Mumcu gibi Muammer Aksoy gibi onlarca aydın ödünsüzce sürdürdüğü yaşamları boyunca, kalemlerini kimsenin önünde eğmediler daha çok özgürlük, daha çok demokrasi için, aldıkları tüm tehditlere rağmen yılmadan, ömürlerini verdikleri uğurda katledildiler. Ve bizler de söz veriyoruz; unutmadık, unutmayız, unutturmayız. Bizler var oldukça devrim şehitlerimiz de var olacak” diye konuştu.

Bugünleri haber verdi

İGC Genel Sekreteri Mehlika Gökmen, “Uğur Mumcu öldürüldüğünde büyük bir şok dalgası yaşandı. 1994 yılında ölümünün birinci yılında İzmir’de çok büyük bir miting düzenlendi. Nasıl bir kalabalıktı o. Ben sandım ki bu çığ gibi büyüyecek ve biz bu kalabalığı daha geniş kesimlerle paylaşmaya devam edeceğiz. Ancak böyle olmadı. ‘Unutmadık’ diyoruz ama ne yazık ki toplumun geniş kesimleri unuttu! Unutmasaydık bugünkü iktidar çeyrek asır varlığını devam ettirebilir miydi? Hepimiz sorumluyuz. Uğur Mumcu yıllar önce bizi bugünler için uyarmıştı. Ancak onun söylediklerini ne kadar içselleştirebildik? Özeleştiri vermeliyiz; biz neden bugün karanlık, despot, baskıcı rejimin altında yaşamaya devam ediyoruz? Bunu düşünmek zorundayız. Kimse ‘bizim haberimiz yoktu’ demesin, bugünler bize yıllar önce haber verildi. Şimdi de tarikatlarla cebelleşiyoruz ve ülkenin şeriata gitmesini isteyen bir zihniyeti izliyoruz. Bu kabul edilebilir değil. Uğur Mumcu’nun yazdıkları yerde kalmasın istiyorsak hamasetten çıkıp onun çizdiği yoldan gitmek üzere çalışmalıyız. Yoksa bu üzerimizdeki karabasanı yok edemeyeceğiz. Yeni bir yol, yeni bir rehber aramaya gerek yok. Atatürk’ün çizdiği yoldan, Uğur Mumcu gibi aydınların izini takip ederek ülkemizi düzlüğe çıkmak zorundayız” diye konuştu.

Unutkan bir ulusuz

İz Gazete Yazı İşleri Müdürü Yağız Barut, “Ben gazetecilik mesleğinin genç kuşak temsilcilerinden biriyim. 29 yaşındayım. Uğur Mumcu öldürüldüğünde daha ana rahmine bile düşmemiştim. Bu anlamda haddimi bilerek konuşmak isterim. Ancak şunu belirtmeliyim; Uğur Mumcu’yu unutmamak için, sadece kendisini değil bugünümüzü, bu zırcahil dönemini anlamak için de onun yazılarını çokça okuyorum. Bugün bir mafya düzenini, tarikatların devlet kadrolarını ele geçirdiği bir dönemi, tek adam rejimini yaşıyoruz. Ve zannediyoruz ki bu mafyalar, çeteler, tarikatlar, katiller, pervasız siyasetçiler gücünü ele geçirdikleri bürokrasiden, yargıdan alıyor! Bu elbette önemli bir kısmını oluşturuyor ama güçlerini asıl toplumun unutkanlığından, toplumun uyuşukluğundan, örgütsüzlüğünden alıyorlar! Uğur Mumcu’nun da böyle bir vurgusu var; ‘Biz unutkan bir ulusuz. Unutuyoruz olup bitenleri. Unutuyoruz; oğulları kızları ölen ana babaları, kanlı gözyaşlarıyla baş başa bırakıp gidiyoruz’ diyor. Bu anlamda ‘unutturmayacağız’ vurgusunun önemli olduğunu, bunun da devrimci bir eylem olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Tarafsızlık putlarını yıktı

Uğur Mumcu’nun gazeteciliği konusunda da açıklamalarda bulunan Yağız Barut, “Yaptığım tüm okumalarda, araştırmalarda; Uğur Mumcu’nun kendi döneminin en direngen ismi olduğunu, araştırmacı gazetecilik pratiği açısından hâlâ aşılamamış bir doruk noktası olduğunu görüyorum. Uğur Mumcu kendini Sol Kemalist, Sosyalist olarak nitelendiriyor ve gazeteciliği de siyasi mücadelenin bir kürsüsü olarak görüyor. Bu noktada gazeteciliğin ‘tarafsızlık’ putlarını yerle bir ediyor. Ancak tarafsızlığı yerle bir ederken gerçeklerden ve hakikatte ısrardan asla vazgeçmiyor, ödün vermiyor. Kendi düşünce dünyasına yakın isimlere, partilere de çok sert eleştiriler getiriyor. Tüm güç odaklarından sıyrılıyor ve mesleğinde de tam bağımsızlık ilkesini benimsiyor. Kaleminin gücü de bu keskinlikten geliyor. Onun siyasi mücadelesini de tam bağımsız Türkiye hayali, laik ve demokratik cumhuriyet olarak algılamak gerekiyor. Ayrıca işçi sınıfının demokratik yollarla iktidarı ele geçirmesini istediğini de çok açık şekilde ifade ediyor” şeklinde konuştu.

Çıkış yolumuz var

Uğur Mumcu’nun yazılarından yola çıkarak bugünün karanlığından nasıl çıkılacağını da anlatan Yağız Barut şu ifadeleri kullandı: “Uğur Mumcu, örgütlülüğe çok önem veriyor. Faşizme karşı halkın örgütlü gücüne vurgu yapıyor‚. O yüzden ilk maddemiz örgütlülük ama tek başına yeterli değil. Bilinçli de olmak zorundayız. Mumcu bir yazısında; Hikmet Kıvılcımlı’nın, ‘İşçi sınıfını bilinçlendirmek, biberi pirinçlendirmeye benzemez’ sözlerine atıf yapıyor. Evet çok zordur halkı bilinçlendirmek ama hepimize büyük görev düşüyor. Çünkü sürüklenmek istendiğimiz Ortadoğu bataklığında kimse bize demokrasiyi, laikliği, adaleti, refahı, insan onurunu altın tepside sunmayacak. Onu biz kazanmak zorundayız, bedel ödemeyi göze alarak. Ve umutsuzluğa da gerek yok çünkü 1919’daki koşullardan daha kötü durumda değiliz. Mumcu’ya göre çıkış yolunun diğer maddeleri ise kararlılık ve cesaret. Kararlı olmalıyız; ödünsüz olmalıyız, Atatürk’ten, laiklikten ödün vererek mücadele edilemez. Ayrıca Atatürk gibi yürekli ve sahici olmalıyız. Uğur Mumcu’ya göre her şeyin sahtesi var; paranın, gümüşün, altının… İdeolojilerin ve dinin de sahtesi var. O yüzden sahte dindarlara ve sahte Atatürkçülere de çok dikkatli ve uyanık olmak zorundayız. Görevimiz, sorumluluğumuz ağır ama başarmak zorundayız. Tüm bunlar için siyasi önderlik de şart bunu da unutmamalı ve bugünün muhalefetinden bunu talep etmeli, onları buna mecbur bırakmalıyız.”