İzmir Karabağlar Belediyesi’nde 15 yıldır görev yapan ve son 9 yıldır fiilen sosyolog/sosyal çalışmacı olarak çalışan Murat Mengirkaon, 24 Ağustos’ta başlattığı oturma eylemini sonlandırdığını açıkladı.
Mengirkaon, görev yerinin Temizlik İşleri Birimi’ne değiştirilmesine tepki göstererek belediye önünde oturma eylemi başlatmıştı.
Mengirkaon, kararın toplu iş sözleşmesi sürecine yönelik itirazlarının ardından alındığını belirterek uygulamayı “sürgün” ve “hak gaspı” olarak nitelendirmişti. 7 Eylül’de açlık grevine başlayacağını ilan eden Mengirkaon, gönderildiğim Temizlik İşleri birimindeki görevine Pazartesi günü başlayacağını bildirdi.
“İŞE DEVAMSIZLIK KILIFINA KARŞI…”
Sosyal medya hesabından da konuyla ilgili açıklama yayımlayan Mengirkaon, şunları kaydetti:
“Bu süreçte emek ve demokrasi güçlerimizin, kurumlarımızın ve dostlarımızın yaptığı çağrılar çok kıymetliydi. Kurumlarımızın, taleplerimin destekçisi olacaklarını beyan etmeleri üzerine açlık grevi eylemini başlatmama kararı aldım.
Bununla birlikte, belediye idaresinin "işe devamsızlık" gibi kılıflarla işten atma tehditlerine hukuki ve maddi bir zemin yaratmamak amacıyla; oturma eylemini de bugün itibarıyla sonlandırıyorum. Pazartesi günü, sürgün olarak gönderildiğim Temizlik İşleri birimindeki görevime başlayacağım.”
“Bundan sonraki süreçte mobbing ve keyfi uygulamaları asla kabul etmeyeceğimi, hukuki haklarımı sonuna kadar kullanacağımı ve meşru zemindeki mücadelemi kurumlarımızla birlikte sürdüreceğimi bir kez daha vurguluyorum” diyen Murat Mengirkaon’un açıklaması şöyle:
“24 Ağustos’tan bu yana, tam iki haftadır Karabağlar Belediyesi Ana Hizmet Binası önündeydim. Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü’nden Temizlik İşleri Müdürlüğü’ne sürülen bir işçi olarak; emeğimi, mesleğimi ve onurumu korumak adına oturma eylemi yaptım, sesimi duyurmaya çalıştım. Ve eğer bu haksızlık sürerse, 7 Eylül Pazartesi günü itibarıyla açlık grevine başlayacağımı ilan etmiştim.
Geldiğimiz noktada sizlerle çok kritik kararları paylaşmak istiyorum.
Bu süreçte sesimize ses katan; KESK, TMMOB, İzmir Tabip Odası, İzmir Barosu, ÇHD ve İHD başta olmak üzere kentimizin tüm emek, hukuk ve demokrasi güçlerine, sanatçılara, aydınlara, akademisyenlere ve yanımda duran her bir dostuma yürekten teşekkür ediyorum. Onların yarattığı bu güçlü dayanışma ve irade, bize çok önemli bir şeyi gösterdi: sürgün ve mobbing uygulamalarını tüm kamuoyuna açıkça duyurduk ve teşhir ettik.
Bu süreçte emek ve demokrasi güçlerimizin, kurumlarımızın ve dostlarımızın yaptığı çağrılar çok kıymetliydi. Kurumlarımızın, taleplerimin destekçisi olacaklarını beyan etmeleri üzerine açlık grevi eylemini başlatmama kararı aldım.
Bununla birlikte, belediye idaresinin "işe devamsızlık" gibi kılıflarla işten atma tehditlerine hukuki ve maddi bir zemin yaratmamak amacıyla; oturma eylemini de bugün itibarıyla sonlandırıyorum. Pazartesi günü, sürgün olarak gönderildiğim Temizlik İşleri birimindeki görevime başlayacağım.
Şunun altını net bir şekilde çizmek istiyorum: 9 yıldır fiilen yürüttüğüm Sosyal Çalışmacı görevime dönme talebim ilk günkü gibi bakidir!
Bundan sonraki süreçte mobbing ve keyfi uygulamaları asla kabul etmeyeceğimi, hukuki haklarımı sonuna kadar kullanacağımı ve meşru zemindeki mücadelemi kurumlarımızla birlikte sürdüreceğimi bir kez daha vurguluyorum. Onurumuzu ve işimizi korumanın en güçlü yolu, örgütlü dayanışmadır.
Dün basın açıklamasında bahsetmiştim, tekrarlayayım;
Emekçilerin güçlü, örgütlü bir sınıf hareketine ihtiyacı var.
İşte o hareket büyüdüğünde, işçinin emeğini, onurunu güce ve paraya satanları, Ayhan Doğan’ları, O zaman bu asalakları göreceğiz.
Bu akşam ya da yarın, taleplerime destek veren birçok kıymetli sanatçı, aydın, akademisyen ve demokratik kurumun ortak imza metnini de kamuoyuyla ayrıca paylaşacağız.
Bugüne kadar yanımda olan, omuz veren herkese bir kez daha şükranlarımı sunuyorum. İşiyle, emeğiyle ve onuruyla tehdit edilen hiçbir emekçi yalnız kalmayacak. Mücadelemiz ve taleplerimiz sürüyor!
Sürgüne ve mobbinge son”



