BÜŞRA ÇETİNKAYA / İZ GAZETE - İzmir’de 10 gün içinde Ebru Serep, Pınar Güneş ve Özge Penbegül, erkekler tarafından öldürüldü.

Seferihisar'da Ebru Serep, eskiden birlikte olduğu itfaiye eri Abdullah Karabina'nın evini ateşe vermesi sonucu ağır yaralandı. Günlerce hastanede yaşam mücadelesi verdikten sonra hayatını kaybetti. Fail hakkında daha önce uzaklaştırma tedbiri uygulanmıştı. Ama bu karar Ebru'yu korumaya yetmedi.

CHP’li Yeşilbaş’tan ‘üye katılım töreni’ çağrısı: Baba ocağımızın kapısı herkese açıktır!
CHP’li Yeşilbaş’tan ‘üye katılım töreni’ çağrısı: Baba ocağımızın kapısı herkese açıktır!
İçeriği Görüntüle

Çeşme'de 28 yaşındaki Pınar Güneş, iki erkeğin karıştığı silahlı saldırıda vuruldu. Kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Cinayete ilişkin soruşturmada dört kişi tutuklandı.

22 Ekim'de ise Menemen'de avukat Özge Penbegül, nişanlı olduğu polis memuru tarafından silahla öldürüldü.

Art arda yaşanan kadın cinayetlerine tepki gösteren Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, üç kadının yaşamını yitirmesini protesto etmek ve kadın cinayetlerine karşı mücadele çağrısında bulunmak amacıyla İzmir Barosu önünde basın açıklaması düzenlendi.

Açıklama sırasında "İstanbul Sözleşmesi Yaşatır", "Asla yalnız yürümeyeceksin", "Kadın, yaşam, özgürlük", "Koruma, aklama, failleri yakala", "Özge'nin hesabı sorulacak" sloganları atıldı.

İzmir'de 10 Günde 3 Kadın Öldürüldü Kamu Kurumlarının Denetim Mekanizması Sorgulanmalı (2)

"HİÇBİR İHMALİ KABUL ETMİYORUZ"

Açıklamayı Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu adına Esra Akın okudu.

Kamu kurumlarının denetim mekanizmalarının sorgulanması gerektiğine dikkat çeken Akın, "Hiçbir ihmali kabul etmiyoruz" dedi.

"İhmali olan herkesin hesap vermesi için mücadele edeceğiz" vurgusu yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

"Biz artık kadınların öldürülmesinin ardından aynı açıklamaları yapmak istemiyoruz.

Kadınlar öldürülmeden önce önlem alınsın, kadınlar hayattayken korunsun istiyoruz!

Çünkü bunlar yalnızca bireysel nedenlerle açıklanabilecek cinayetler değil. Bir kadın hakkında uzaklaştırma kararı bulunan erkek tarafından öldürülüyor. Bir başka kadın, polis memuru olan nişanlısı tarafından öldürülüyor. Kadınların yaşamını tehdit eden erkekler silahlara erişmeye devam ediyor.

Peki kadınların yaşam hakkını korumakla sorumlu olanlar ne yapıyor?

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu olarak açıkladığımız Eylül 2026 raporuna göre yalnızca bir ayda 28 kadın öldürüldü, 19 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu.

Öldürülen 28 kadından 23'ünün hangi gerekçeyle öldürüldüğü tespit edilemedi. Kadınların yarısı evlerinde, 15'i ise ateşli silahlarla öldürüldü.

Bunlar yalnızca rakam değil. Her birinin bir adı, bir hayatı vardı. Her birinin geride kalan ailesi, yakınları ve sürdürülmesi gereken bir adalet mücadelesi var.

Kadınlar evlerinde, sokaklarda, işyerlerinde; evli oldukları, birlikte oldukları ya da eskiden birlikte oldukları erkekler tarafından öldürülüyor.

Ve biz her ay yeni isimler açıklıyoruz. Her ay yeni ailelerle tanışıyoruz. Her ay başka kadınların adalet mücadelesine omuz veriyoruz.

Artık yeter! Kadınların yaşaması için daha kaç kadının öldürülmesi gerekiyor?

Biz biliyoruz ki kadın cinayetleri önlenebilir. Bunun için yasalar var, koruma mekanizmaları var. Ama mesele bu yasaların uygulanması, kadınların gerçekten korunması."

"ERKEKLER SİLAHLARA NASIL ERİŞİYOR?"

İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılmasına tepki gösterilirken 6284 Sayılı Kanun'un etkin uygulanması gerektiğinin altı çizildi.

İzmir'de 10 Günde 3 Kadın Öldürüldü Kamu Kurumlarının Denetim Mekanizması Sorgulanmalı (1)

"DENETİM MEKANİZMALARI SORGULANMALI"

Açıklamanın devamı şöyle:

"Kadınların yaşamını korumakla görevli bir polis memuru bir kadını öldürüyorsa, burada yalnızca failin değil, kamu kurumlarının denetim ve sorumluluk mekanizmalarının da sorgulanması gerekiyor.

Bir diğer mesele de silahlar. Eylül ayında öldürülen kadınların yarısından fazlası ateşli silahlarla öldürüldü. Pınar Güneş ve Özge Penbegül de silahla öldürüldü.

Kadınları tehdit eden erkekler silahlara nasıl erişiyor? Bu silahları kim denetliyor? Şiddet riski bulunan erkeklerin silahlara erişimini engellemek için neden yeterli önlem alınmıyor?

Kadınların yaşamı söz konusuyken hiçbir ihmal kabul edilemez.

6284 sayılı Kanun etkin uygulanmalı. Uzaklaştırma kararlarının ihlalleri karşılıksız bırakılmamalı. Şiddet tehdidi altındaki kadınların başvuruları ciddiye alınmalı. Görevini yerine getirmeyen kamu görevlileri de hesap vermeli.

Kadın cinayeti davalarında cezasızlığa yol açan uygulamalara son verilmeli. Kadınları öldüren erkeklerin haksız tahrik ve iyi hâl indirimleriyle daha az ceza almasını kabul etmiyoruz.

İstanbul Sözleşmesi'nden çıkıldı. Ama biz İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz."

AVUKAT ATABAY: ATAERKİDEN BESLENEN HİÇBİR ŞİDDET BASİT DEĞİLDİR

Avukat Hatice Atabay açıklamada söz alarak şunları kaydetti:

"Hepimiz çok öfkeliyiz. Eril şiddet kadınları kuşatmış durumda. Silah kullanma yetkisindeki bir polis memuru silahını arkadaşımıza yöneltti. Erkeklikten kaynaklanan gücünü kadına karşı kullanan zihniyeti yakından tanıyoruz. Şiddet basit bir tehdit değildir. Ataerkiden beslenen hiçbir şiddet basit değildir."

"ERKEĞİ KADININ SAHİBİ GİBİ GÖREN ANLAYIŞI REDDEDİN"

O zaman amasız fakatsız kadının yanında durun

Kadının ekonomik olanaklarını sofoelayan anlayışı reddedin. Erkeği kadının sahibi gibi gören anlayışı reddedin. Giyimlerini konuşmayı bırakın. Dün arkadaşımıza silah çeken bir güvenlik görevlisiydi, polisti.

En yüksek yargı kolu Yargıtay'ın kadını yok sayan kararlarına baksın. O kararları, yorumları ortadan kaldırsın. Yan yana durmaya, bu cinnettir, ama fakat demeden kadınların yanında yanında olmaya devam edeceğiz. Özge yaşasaydı, kadına yönelik şiddet davasını takip edecekti"

Atabay kamuoyunu, hayatını kaybeden Özge Penbegül'ün hayatını kaybetmeseydi takip edeceği, Karşıyaka Adliyesi 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 27 Ekim'de görülecek olan Aysel Aydemir'in davasını takip etmeye davet etti.

Muhabir: Büşra Çetinkaya