İstanbul Valiliği, tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan'ın yargılandığı İBB Davası'ndaki savunmasına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

Şahan, tutukluluğunun temel sebeplerinden birinin Şişli'nin ortasına yapılmak istenen 72 katlı gökdelene itiraz etmesi olduğunu vurgulayarak "Ruhsata aykırılıklar tespit ettik. Bakanlığa yazı yazdık. Bakanlık da bu aykırılığı kabul etti. İnşaat durduruldu. Ama ne oldu? İnşaat devam etti. Mühürledik. Yine devam ettiler. Suç duyurusunda bulunduk. Yine devam ettiler." demişti.

Valilik, Şahan'ı yalanlayan bir açıklamada bulundu. Şahan'ın ifadelerinin "kamuyu yanıltmaya yönelik" olduğu iddia edilerek "konuyu sulandırdığı" öne sürüldü. Açıklamada, "Yargı süreci devam eden bir dosyada, gerçek dışı iddialarla kamuoyunu yanıltmaya yönelik bu tür söylemler kabul edilemez. İlgili şahsın, içinde bulunduğu hukuki durumla yüzleşmek yerine, mesnetsiz iddialar ve hayalî senaryolar üzerinden üçüncü kişi ve kurumları sürece dâhil ederek konuyu sulandırma çabası, gerçeği değiştirmeyecektir." denildi.

Valiliğin açıklaması şu şekilde:

"Eski Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın, yargılandığı mahkemede ileri sürdüğü iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. İddiaların tamamı çarpıtma niteliğindedir.

İddialara konu edilen meselenin seyri ve gerçekliği ise şu şekildedir: Şişli ilçesi Kaptanpaşa Mahallesi’nde bulunan bahse konu arsa, Bulgar Vakfı’na aittir. Taş Yapı ile Bulgar Vakfı arasında 2006 yılında kat karşılığı usulüyle inşaat sözleşmesi imzalanmıştır. Taş Yapı, arsaya 72 katlı bir inşaat için Şişli Belediyesi’nden gerekli izinleri almış ve belediye 2008 yılında avam projeyi onaylamıştır. Şişli Belediyesi, avam projesini onayladığı bu projenin inşaatının başlaması için gereken inşaat ruhsatını 'bilmediğimiz bir sebepten dolayı' 2015 yılına kadar onaylamamıştır. Şirket, konuyu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na iletmiş; Bakanlık 14.04.2015 tarihinde, 72 kat olan kat sayısını 38 kat şeklinde revize ederek onaylamıştır.

Bakanlık tarafından onay sürecini tamamlayan şirketin başlattığı inşaat çalışmaları ise Şişli Belediyesi tarafından çeşitli gerekçelerle engellenmiştir. Şirket, durumu İçişleri Bakanlığı’na, İstanbul Valiliği’ne, Şişli Kaymakamlığı’na ve Cumhuriyet başsavcılığına bildirerek Şişli Belediyesi’nin keyfî uygulamaları hakkında şikâyetçi olmuştur. İçişleri Bakanlığı, yapılan şikâyet üzerine konuyla ilgili mülkiye başmüfettişi görevlendirmiştir. Eski Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ile Valimiz Sayın Davut Gül arasında gerçekleşen görüşme de, soruşturmaya konu olan bu mesele ve Bulgar Vakfı’nın her platformda dile getirdiği, imar planlarından kaynaklanan haklarının Şişli Belediyesi tarafından engellenmeye çalışılması nedeniyle oluşan mağduriyetlerle ilgilidir. Konuya ilişkin tüm işlemler, Şişli Belediyesi’ne kayyum atanmasından önceki döneme aittir. Kayyum döneminde verilmiş herhangi bir izin söz konusu değildir.

"BU SÖYLEMLER KABUL EDİLEMEZ"

Resul Emrah Şahan’ın tutuklanmasının ardından kayyum atanması sonrasında, şirket lehine herhangi bir idari tasarrufta bulunulmamıştır. Zaten söz konusu planlama süreci Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütüldüğünden, bu yönde bir tasarrufta bulunulması da mümkün değildir. Öte yandan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın onayladığı bir 'Özel Proje Alanı' kapsamında, ruhsat ya da diğer işlemlerle ilgili bir ilçe belediyesinin idari tasarrufta bulunması söz konusu değildir. Dolayısıyla Resul Emrah Şahan, tüm onay süreçlerinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütüldüğü bir konuda direndiğini iddia ederek sözde 'çevreci direniş' sergilediği algısını oluşturmaya çalışmaktadır.

Ayrıca; Valimiz Sayın Davut Gül’ün söz konusu görüşmesi, kendisine iletilen talepler ve iddialar çerçevesinde, görevinin gereği olarak gerçekleştirilmiş olup herhangi bir farklı anlam yüklenmesi mümkün değildir. Sonuç olarak: Yargı süreci devam eden bir dosyada, gerçek dışı iddialarla kamuoyunu yanıltmaya yönelik bu tür söylemler kabul edilemez. İlgili şahsın, içinde bulunduğu hukuki durumla yüzleşmek yerine, mesnetsiz iddialar ve hayalî senaryolar üzerinden üçüncü kişi ve kurumları sürece dâhil ederek konuyu sulandırma çabası, gerçeği değiştirmeyecektir. Kamuoyunun, doğruluğu teyit edilmemiş bu tür iddialara itibar etmemesi önem arz etmektedir."

RESUL EMRAH ŞAHAN NE DEMİŞTİ?

Şahan bugün yaptığı savunmada şunları söylemişti:

"Şişli’nin tam ortasında, 24 dönümlük bir araziye 72 katlı bir gökdelen yapılmak istendi. Biz buna karşı çıktık. Bir basın toplantısı yaptık ve açıkça söyledik, 'Şişli’nin buna ihtiyacı yok. Şişli’nin ihtiyacı gökdelen değil, yeşil alan, nefes alanı, deprem toplanma alanıdır' dedik. Şişli’de kişi başına düşen yeşil alan 1,2 metrekare. Mezarlıkları da dahil ederseniz 0,7 metrekare. Biz bunu savunduk. 'Olmaz, yapmayın' dedik. Bu plan, o dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı, bugünün Bakanı Sayın Murat Kurum’un imzasıyla çıktı. Ama biz yine de karşı çıktık. Çünkü Şişli’nin ihtiyacı belliydi. Sayın Başkan, yapılmak istenen proje neydi biliyor musunuz? Yaklaşık 1 milyon metrekarelik bir inşaat alanı. Etrafındaki tüm yapılar 4-5 katlı, depreme dayanıksız binalar… Ama tam ortasına devasa bir yapı."

DEM Parti İBB itirafçısı Murat Kapki'yi TBMM'ye taşıdı: Akın Gürlek'e 47 soru
DEM Parti İBB itirafçısı Murat Kapki'yi TBMM'ye taşıdı: Akın Gürlek'e 47 soru
İçeriği Görüntüle

"SUÇ DUYURUMUZA RAĞMEN DEVAM ETTİLER"

Bulunduğu mahalledeki tüm binaların toplamı yaklaşık 950 bin metrekare. Yani bir mahalleden daha büyük bir yapı inşa edilmek istendi. Biz buna da 'olmaz' dedik. Çünkü bu kentlerin artık kaldıracak hali kalmadı. Şişli’nin deprem toplanma alanına ihtiyacı var. Şişli’nin gerçek bir planlama anlayışına ihtiyacı var. Göreve geldikten sonra, 26 Nisan’da bu alanda denetim yaptık. Ruhsata aykırılıklar tespit ettik. Bakanlığa yazı yazdık. Bakanlık da bu aykırılığı kabul etti. İnşaat durduruldu. Ama ne oldu? İnşaat devam etti. Mühürledik. Yine devam ettiler. Suç duyurusunda bulunduk. Yine devam ettiler. Ve daha da acısı, mühürlü bir inşaatta çalışan beton mikseri, 70 yaşındaki bir kadına çarparak ölümüne sebep oldu. Hiçbir şey olmadı. Hiçbir işlem yapılmadı. Demek ki bu ülkede bir insanın canı, bir metrekare inşaattan daha değersiz görülüyor.

"GÖREVİMİZİ YAPTIK DİYE BASKI KURULDU"

Biz görevimizi yaptık diye üzerimize yoğun bir baskı kuruldu. Sayıştay denetimleri, müfettişler, bilirkişiler… Sürekli denetim, sürekli baskı. Ama biz geri adım atmadık. Çünkü kamu adına doğru olanı yaptık. Şimdi açıkça söylüyorum, benden beklenen, bu gökdelen anlayışıyla uzlaşmamdı. Görmezden gelmemdi. En kolayı buydu. O gökdeleni yapmak isteyenlerin anlayışına karşı olduğum için tutukluyum. Ben tutuklandım Taşyapı 16 kat çıktı o projede, ben girdiğimde böyle değildi. Eğer müteahhitlerin istediğini yapsaydım, kentin hakkını savunmasaydım, görmezden gelseydim bugün burada olmazdım. Bu dosya da olmazdı. Bu tutuklama da olmazdı. Ben müteahhitlerin istediğini yaptığım için değil, yapmadığım için buradayım. Ama bu bir 'müteahhit karşıtlığı' değildir."

Kaynak: ANKA