CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 107’si tutuklu, 5’i müşteki sanık olmak üzere toplam 407 sanıklı İBB Davası'nın duruşması üçüncü haftada, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No'lu salonda devam ediyor. Duruşmada, görevden uzaklaştırılan tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın savunması alınıyor.
Murat Çalık, iddianamede “Eylem 2” olarak geçen "Kübist" isimli projeyle ilgili iddialara yanıt verdi. İddianamede, "Kübist projesinin iskan alamadığı, bu nedenle Metin Gül’ün rüşvet vermeye zorlandığı"nın iddia edildiğini belirten Çalık, projeyle ilgili resmi belgeleri mahkemeye sunduğunu, resmi kayıtlar incelendiğinde bu iddiaların hiçbirinin doğru olmadığının görüleceğini ifade etti.
Çalık, projelerin iskan ve ruhsat süreçlerinin tamamen teknik konular olduğunu aktararak, "İddia makamının iddianamede ısrarla belirttiği gibi imar konularına bakan teknik başkan yardımcısı değildim. Bu projeye ait yapı ruhsatı, 24 Ocak 2008 tarihinde Gürpınar Belediyesi’nden, dönemin Belediye Başkanı Velittin Küçük zamanında alınmıştır. Daha sonra yapı ruhsatı tadilat görmüş ve 23 Mart 2009 tarihinde, yine Velittin Küçük’ün belediye başkanı olduğu dönemde tadilat ruhsatı alınmıştır. Ardından iş bitirme belgesi, 13 Mart 2014 tarihinde bu kez Beylikdüzü Belediyesi tarafından, Yusuf Uzun’un belediye başkanı olduğu dönemde verilmiştir" diye konuştu.
Projeyle ilgili iskan süreçlerini anlatan Çalık, "Metin Gül’ün beyan ettiği gibi iskanın verilmemesi ya da gerçeğe aykırı gerekçelerle bekletilmesi söz konusu değildir" dedi.
"DEVİR İŞLEMİ RÜŞVET OLARAK NİTELENDİRİLEMEZ"
"Metin Gül'ün İskan belgesinin alınabilmesi için daire devri yaptığına" ilişkin iddiaları da reddeden Çalık, "İskan 23 Mart 2015 tarihinde alınmıştır. Aradan yaklaşık bir buçuk yıl geçtikten sonra, 9 Eylül 2016 tarihinde daire devirlerinin yapıldığı görülmektedir. İskan verilmiş, süreç tamamlanmış ve dosya kapanmıştır. Bu kadar süre sonra yapılan bir devrin rüşvet olarak nitelendirilmesi hayatın olağan akışına uygun değildir" ifadelerini kullandı.
Murat Çalık, Adem Soytekin’in ifadesinde yer alan "beton kalitesi ve statik problemlere" ilişkin iddialarını da "Bu iddiaların hiçbiri bizim görev yaptığımız dönemle ilgili değildir. Ruhsat ve tadilat ruhsatı Gürpınar Belediyesi döneminde verilmiş, iş bitirme belgesi ise Yusuf Uzun döneminde düzenlenmiştir" dedi.
"BAŞMÜFETTİŞLER İNCELEDİ, UYGUN OLDUĞU TESPİT EDİLDİ"
Kübist projesine ilişkin imar dosyası ve yapı kullanma sürecinin yalnızca belediye iç yazışmalarıyla değil, İBB müfettişleri, Mülkiye Başmüfettişleri ve teknik bilirkişiler tarafından da incelendiğini, yapının projeye uygun olduğunun tespit edildiğini bildirdi. Çalık, "İstanbul Valiliği’nin 23 Haziran 2015 tarihli makam oluru ile başlatılan inceleme kapsamında, 30 Temmuz 2015 tarihli ön inceleme raporunda da herhangi bir mevzuat aykırılığı veya kamu zararına yol açan bir işlem bulunmadığı açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle ilgili belediye görevlileri hakkında soruşturma izni verilmemiştir. Ayrıca dosyaya sunulan teknik raporlarda beton değerlerinin C40–C45 aralığında olduğu ve bu değerlerin deprem yönetmeliği ile TSE standartlarının üzerinde bulunduğu görülmektedir" bilgisini verdi.
Çalık, "Dosyada hakkımda soyut iddialardan başka, her türlü şüpheden uzak, somut, inandırıcı, kesin ve yeterli bir delil bulunmamaktadır. Bu nedenle Eylem 2 bakımından da üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum" ifadesini kullandı.
"HASAN İMAMOĞLU'NA DEVİR İŞLEMİ YOK"
Hasan İmamoğlu'na daire verilmesini istediği" iddialarını da yanıtlayan Çalık, şunları söyledi:
"Konuyla ilgili çok sayıda kişinin beyanı bulunmakta ve bu beyanlar birbiriyle çelişmektedir. Hasan İmamoğlu’na daire devri yönünde tarafımdan herhangi bir talimat veya yönlendirme söz konusu değildir. Daire devri iddiasına ilişkin olarak dosyada birçok çelişki bulunmaktadır. Hasan İmamoğlu’nun söz konusu taşınmazları ticari ilişki çerçevesinde satın aldığı açık ve net bir şekilde ortadadır. Ayrıca birçok ifade, 'Adem Soytekin’e devrettiğimiz dairelerin Hasan İmamoğlu’na geçtiğini duyduk' şeklindedir. Oysa Adem Soytekin’e devredildiği iddia edilen taşınmazların tapu kayıtları incelendiğinde, Hasan İmamoğlu’na herhangi bir devir gerçekleşmediği açıkça görülecektir. Bu durum, söz konusu beyanların yanıltıcı olduğunu ortaya koymaktadır."
"KAMU ALANINDA MEYDANA GELEN ZARARIN GİDERİLMESİ İSTENDİ"
"İskan için 3.000.000 TL tutarında çek verildiği" yönünde iddiaların da yer aldığını aktaran Çalık, şöyle konuştu:
"Ancak bu iddialar, resmi belgeler ve muhasebe kayıtları birlikte değerlendirildiğinde gerçeği yansıtmamaktadır. Şöyle ki; ruhsat aşamasında mevzuat gereği terk edilmesi gereken alanlar kamuya devredilmeden ruhsat düzenlenmesi mümkün değildir. Nitekim bu projede de gerekli terk işlemleri yapılmış ve Beylikdüzü’nün önemli alanlarından biri olan, belediyenin karşısındaki çamlık alan belediyemize devredilmiştir. İnşaat sürecinin doğası gereği ağır iş makineleri ve beton mikserleri sahaya girmekte, bu durum yolların bozulmasına ve çevre alanların zarar görmesine yol açmaktadır. Söz konusu kamu alanlarında meydana gelen zararların giderilmesi amacıyla, belediyenin denetimi altında gerekli yol, altyapı ve çevre düzenleme çalışmaları zararın kaynağı olan müteahhit firmaya yaptırılmıştır. Zira zararı giderme yükümlülüğü, zarara sebebiyet veren tarafa aittir. Nitekim Adem Soytekin de beyanında söz konusu 3.000.000 TL’lik ödemenin yol yapımına karşılık verildiğini açıkça ifade etmiştir.
"FİRMALAR YALAN BEYANDA BULUNACAK BİZİ DE MEZE EDECEKLER"
Bu saatten sonra takdir mahkeme heyetinindir, sizin vicdanınızdayız. Adil davranacağınıza yürekten inanıyorum. Ben hayatım boyunca sadece onurum için yaşadım. 1 senedir tutukluyum. Niye? Bu arkadaşlar para kazanacaklar, biz de belediye olarak yardım edeceğiz... Daha fazlasını söylemek istemiyorum, beni uyardınız aleyhime dönmesin diye. Ama belli ki bu 'adi ortaklık' ismine yakışır şekilde kurulmuş. Bu ortaklığı kuran firmalar kendi aralarında birbirlerine yalan, yanıltıcı beyanlarda bulunacaklar; bizi de buraya meze edecekler."
"BİR YILDIR 12 METREKARELİK BİR ODADA KALIYORUM"
İddianamede, “Şüpheliler Mehmet Murat Çalık ve Fatih Keleş suçlamaları kabul etmedi” denildiğini, oysa kedisine herhangi bir soru yöneltilmediğini aktaran Çalık, "Ne kollukta ne savcılıkta ne de daha sonra. Fatih Bey’e sorulup sorulmadığını ise bilmiyorum. Yaklaşık bir yıldır tutuklu yargılanıyorum. Bu tür ifadeler, inanın Sayın iddia makamı, bizi gerçekten üzmektedir. Bir yıldır 12 metrekarelik bir odada kalıyorum. Açıkçası anlatmak istemiyorum, üzülürsünüz diye… Ancak gerçek bu, 12 metrekarelik bir alanın içinde yaşamımı sürdürüyorum. Yatağım, televizyonum, dolabım hepsi aynı alanda. Bu şekilde bir hayat… Elbette, varsa bir kabahatimiz yargılanalım; zaten hiçbir zaman 'yargılanmayalım' demedim" şeklinde konuştu.
"EVRAKLAR İNCELENSEYDİ GERÇEK ANLAŞILACAKTI"
Mehmet Murat Çalık, "Randevu istedim, bir yıl vermediler ve ruhsatı geciktirdiler" iddiasının da gerçek dışı olduğunu, bu iddiaya konu Hamit Demir'in, ruhsat almaya haiz hale 2017'de geldiğini, 30 Haziran 2017 tarihinde proje ruhsat başvurusunun hazır edildiğini anlattı. Çalık, şunları kaydetti:
"Yani Ekrem İmamoğlu’yla görüştükten yaklaşık 2 yıl sonra, müteahhit kendi yükümlülüklerini yerine getirerek projesini tamamlamıştır. Yaklaşık 75.000 metrekare toplam inşaat alanına sahip proje, 28 Temmuz 2017 tarihinde, yani 1 aydan kısa bir sürede ruhsatını almıştır. Ruhsat sürecinde herhangi bir gecikme yoktur. Tamamı resmi kayıtlarla belgelenmiş bu durum, savcılıkça talep edilmesi halinde maddi gerçeğin ortaya konulmasını sağlayacak niteliktedir. Maalesef bu evraklar incelenmiş olsaydı, olayın gerçek mahiyeti iddia makamı tarafından da net bir şekilde anlaşılacak ve belki de takipsizlik kararı verilecekti."
"ORTADA BEYAN YOK SUÇ İŞLENDİĞİ İDDİA EDİLİYOR"
İbrahim Babacan’ın, Beylikdüzü'nde yapacağı inşaat için sosyal donatı alanı yapılmasının talep edilmesine ilişkin anlattıklarının, iddianamede aleyhine yorumlandığını söyleyen Çalık, şunları söyledi:
"İddia makamı, İbrahim Babacan’ın beyanı olmamasına rağmen, burada ciddi bir hata olduğunu düşünüyorum, iyi niyetle böyle kabul etmek istiyorum, imar işlem dosyasının askıda tutulması üzerinden rüşvet eyleminin devam ettiği ve yeni bir talep olarak kreş yapılmasının olasılığı üzerinden rüşvet suçunun işlendiğini iddia etmektedir. Bu anlatı gerçeği yansıtmamaktadır. İddia makamı, sanki İbrahim Babacan ile onun planları askıdayken ilave kreş yapmasını talep etmişim; kendisi bana 'Yer gösterin, ben yapayım' demiş, ben de 'Yok, sen bize parayı ver' demişim gibi bir diyalogdan bahsetmektedir. Asla böyle bir diyalog yaşanmamıştır. Bu sürecin gerçekleştiği tarihler 24 Mart 2025 – 22 Nisan 2025 arasıdır. Yani 19 Mart’ta gözaltına alınmış bir belediye başkanının, Adalet Bakanlığı’nın izni olmadan böyle bir görüşmeyi yapması, hatta rüşvet pazarlığı yürütecek durumda olması imkânsızdır. Askı ve askı indirme tutanakları heyetinizin dikkatine sunulmuştur. İddia makamının bu hususta yanıldığını ve yanıltıldığını düşünüyorum; hakikatin en önemli özelliği asla bükülememesidir.
İddia makamının dayandığı diğer husus, Adem Soytekin’in ifadesidir. 'Babacan Grup tarafından toplam 4.000.000 TL tutarında 12 adet çek verildi.' Ancak Soytekin, bu çeklerin hangi iş karşılığında verildiğini bilmediğini açıkça belirtmektedir. Buna rağmen iddia makamı, bu çeklerin ruhsat alabilmek amacıyla verilmiş olabileceği varsayımı üzerinden, maddi menfaatin belediye yerine ASOY İnşaat aracılığıyla temin edildiğini ve bunun rüşvet suçunun unsurlarını gizleme amacı taşıdığını ileri sürmüştür. Oysa bu iddiayı destekleyen hiçbir somut delil dosyada yer almamaktadır. Adem Soytekin’in beyanları incelendiğinde, söz konusu çeklerin hangi iş ve işlem karşılığında verildiğine dair tarih, yer, görüşme içeriği veya tarafların hangi kapsamda bir araya geldiğine ilişkin belirgin bir bilgi sunulmadığı görülecektir.
"ADEM SOYTEKİN'İN TARAFIMA HİÇBİR SUÇ İSNADI YOK"
Dolayısıyla, bu çeklerin rüşvet konusu olduğunu kesin bir dille ifade etmek mümkün değildir. Zira iki özel ticari şirket arasında gerçekleşmiş olan işlemleri bilmem de mümkün değildir. Dosyada maddi menfaat temin ettiğime dair tek bir belge, tek bir delil veya tek bir beyan bulunmamaktadır. Buna rağmen maddi menfaatin irtibatlı kişiler üzerinden temin edildiği şeklindeki değerlendirme soyut kalmıştır. Adem Soytekin’in beyanlarında da tarafıma yönelik doğrudan bir suç isnadı yoktur. Hangi müteahhitten, hangi eylem kapsamında, hangi tarihte ve ne miktarda para alındığı belirtilmemiştir; aynı para hareketi bir yerde rüşvet, bir yerde ücret olarak nitelendirilmiştir. Çeklerin hangi iş karşılığı verildiğini bilmediğini bizzat kendisi ifade etmiştir. Bu rüşvet suçunun maddi ve manevi unsuru dosyada somut biçimde ortaya konulamamıştır. Halil Babacan’ın beyanı ise soyut niteliktedir; verdiği çeklerin nereye harcandığını bilmediğini açıkça ifade etmektedir. Dosyada şahsımla para arasında doğrudan, kesin ve inandırıcı bir bağlantı kuran hiçbir delil yoktur. Bu nedenle, her türlü şüpheden uzak, yeterli ve kesin delil bulunmadığından 11. eylem yönünden üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum."

ANNE GÜLSEREN ÇALIK "BUGÜNÜ BEKLİYORDUM" DEDİ
Duruşmayı takip eden Mehmet Murat Çalık'ın annesi Gülseren Çalık, BirGün'e verdiği demeçte oğlu için adalet istediğini ve eve beklediğini söyleyerek "Allah'ın izniyle güzel olacak. Heyecanlıyım, tespihim cebimde dua ediyorum, bekliyorum. Vallahi bugünü bekliyordum, ne diyeyim Allah büyüktür ve rahat etmek istiyorum. Allah'a emanet ediyorum onu" dedi.





