Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta art arda gerçekleştirilen okullara silahlı saldırılara ilişkin 3 günlük iş bırakma eylemi gerçekleştiren Eğitim-Sen (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası) 23 maddelik "Şiddetsiz Okul Deklerasyonu" yayınladı.

Sendika, yaptığı yazılı açıklamasında ise eğitimdeki şiddetin esas sorumlusunun Milli Eğitim Bakanı olduğunu söyleyerek Bakan Yusuf Tekin'i istifaya çağırdı.

"İSTİFA HİZMETTİR, HALKA BORCUNUZDUR"

Eğitim-Sen, "Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e sesleniyoruz: Göreve geldiğiniz günden bu yana eğitimin asıl sorunlarına sırtınızı döndünüz. Öğretmenlerin onurunu zedeleyen açıklamalar yaptınız, okulları ideolojik birer laboratuvara çevirdiniz. Bugün bir öğretmen okulunda can veriyorsa, bir öğrenci sınıfında vuruluyorsa bunun siyasi ve ahlaki sorumlusu sizsiniz! Bakanını korumayı, toplumun geleceğini korumaya tercih eden bu iktidar anlayışı iflas etmiştir. Yusuf Tekin, derhal tüm toplumdan özür dilemeli ve o koltuğu terk etmelidir. İstifa bir hizmettir ve sizin halka borcunuzdur!" açıklamasında bulundu.

EĞİTİM-SEN'DEN ŞİDDETSİZ OKUL DEKLERASYONU

Eğitim-Sen'in 23 maddelik deklerasyon metni ise şöyle:

"Eğitim temel bir haktır; piyasacı politikalar derhal terk edilmeli, kamusal, eşit ve ücretsiz eğitim tüm öğrenciler için güvence altına alınmalıdır.

Gülistan Doku'nun yakınlarından adliye önünde Sonel'e tepki
Gülistan Doku'nun yakınlarından adliye önünde Sonel'e tepki
İçeriği Görüntüle

Eğitim sistemi bilimsel temelde yeniden inşa edilmelidir. Müfredat, eleştirel düşünmeyi geliştiren, özgür bireyler yetiştiren bir içerikle düzenlenmelidir.

TYMM derhal iptal edilmeli; bilimsel, laik, demokratik, cinsiyet eşitlikçi ve anadilinde eğitimi esas alan, eleştirel düşünmeyi ve özgür bireyler yetiştiren bir içerikle düzenlenmelidir.

Eğitim politikaları kapalı kapılar ardında değil, demokratik ve katılımcı süreçlerle belirlenmelidir.

Merkeziyetçi, hiyerarşik ve otoriter eğitim yönetimi terk edilmeli; eğitim emekçilerinin, öğrencilerin ve velilerin karar süreçlerine etkin katılımı sağlanmalıdır.

Sınav merkezli ve rekabet odaklı eğitim sistemi, öğrencileri yarıştıran, eğitim hakkını ölçme ve eleme aracına dönüştüren; çok yönlü gelişimi engelleyen, eşitsizlikleri derinleştiren ve psikolojik baskıyı artıran bir yapıya sahiptir. Bu anlayış terk edilmeli; öğrencilerin ilgi, yetenek ve ihtiyaçlarını esas alan, eşitlik ve dayanışmayı güçlendiren bütünlüklü bir eğitim modeli hayata geçirilmelidir.

İktidarın ideolojik aygıtı haline getirilen vakıf, dernek ve cemaatlerle yapılan başta ÇEDES olmak üzere tüm protokoller sonlandırılmalıdır.
Çocuk emeği sömürüsü anlamına gelen MESEM uygulaması derhal sonlandırılmalıdır.

Her okula merkezi bütçeden yeterli ve eşit pay ayrılmalı; eğitim kurumlarının temel ihtiyaçlarının karşılanması velilere ve bağışlara bırakılmadan kamusal sorumluluk olarak güvence altına alınmalıdır.

Öğretmen ihtiyacı güvencesiz ve esnek istihdam biçimleriyle değil, kadrolu ve güvenceli istihdam politikalarıyla karşılanmalı; ücretli ve sözleşmeli öğretmenlik uygulamalarına son verilmelidir.

Tüm öğrencilere en az bir öğün ücretsiz yemek, temiz ve erişilebilir su sağlanmalı; eğitim sürecine ilişkin tüm temel ihtiyaçlar kamusal olarak karşılanmalıdır.

Okullar, baskı ve korku üreten mekanizmalarla değil, özgürlük ve güven temelinde yeniden düzenlenmelidir. Kalabalık sınıflar, ikili öğretim ve fiziki yetersizlikler giderilmelidir.

Okul mimarisi ve fiziksel mekânlar, çocukların gelişimsel, pedagojik, sosyal ve kültürel ihtiyaçları esas alınarak planlanmalı; okullar, öğrencilerin özgürce gelişebileceği, kendini ifade edebileceği demokratik yaşam alanları olarak yeniden tasarlanmalıdır.

İstisnasız her okula yeterli sayıda psikolojik danışman atanmalıdır.
Okul güvenliği pedagojik ilkeler doğrultusunda sağlanmalı; öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin kendilerini güvende hissedecekleri ortamlar oluşturulmalıdır.

Öğretmenleri hedef haline getiren, mesleki saygınlığı zedeleyen uygulamalara son verilmelidir. Denetim adı altında baskı aracına dönüşen CİMER uygulaması kaldırılmalıdır.

Öğretmenleri asli görevlerinden uzaklaştıran tüm angarya uygulamalar derhal sonlandırılmalıdır.

Mesleki dayanışmayı zedeleyen kariyer basamakları sistemi kaldırılmalı; öğretmenlik mesleğini itibarsızlaştıran düzenlemeler iptal edilmelidir.

Öğretmenlik mesleğini değersizleştiren, eğitim fakültelerini işlevsizleştiren ve öğretmenleri güvencesizleştiren Milli Eğitim Akademisi modeli derhal kaldırılmalıdır.

Okullara giriş ve çıkışlarda gerekli güvenlik önlemleri alınmalı; ancak bu önlemler pedagojik ilkelere uygun olmalıdır.

Bireysel silahlanmanın önüne geçecek yasal ve idari düzenlemeler derhal hayata geçirilmelidir.

Türkiye, Birleşmiş Milletler tarafından yayımlanan Güvenli Okullar Bildirgesi’ni imzalamalı ve uygulamalıdır.

Eğitim alanında yaşanan sorunların baş sorumlusu olan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin derhal istifa etmelidir."

Kaynak: BASIN BÜLTENİ