Eğitim Sen İzmir 1 No'lu Şube Başkanı Hamdi Çalık, 2025-2026 eğitim öğretim yılının sona ermesi nedeniyle düzenlediği basın toplantısında eğitim sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çalık, İzmir'de yaklaşık 720 bin öğrencinin karne aldığını belirterek, eğitim öğretim yılının öğrenciler, öğretmenler, veliler ve tüm eğitim emekçileri açısından birçok sorunla tamamlandığını söyledi.
"EĞİTİMDE YAPISAL BİR KRİZ YAŞANIYOR"
Eğitim sisteminin kamusal niteliğinin zayıflatıldığını ifade eden Çalık, "Yaşanan sorunlar geçici aksaklıklar olarak açıklanamayacak ölçüde derin, süreklileşmiş ve yapısal bir krize dönüşmüştür" dedi.
Çalık, derslik yetersizliği, yapımı tamamlanmayan okul binaları, beslenme ve barınma sorunları, temizlik personeli eksikliği ile fiziki altyapı yetersizliklerinin eğitim yılının temel sorunları arasında yer aldığını kaydetti.
"ÖĞRENCİLER EŞİTSİZ KOŞULLARDA EĞİTİM GÖRÜYOR"
Öğrenciler arasındaki fırsat eşitsizliğinin giderek arttığını belirten Çalık, "Üst gelir gruplarının çocukları her türlü imkâna sahip özel okullarda eğitim görürken, dar gelirli ailelerin çocukları yoksulluk ve yoksunluk içinde eğitim hakkına ulaşmaya çalışıyor" diye konuştu.
Çalık, öğrencilerin ücretsiz bir öğün yemek ve temiz içme suyuna erişimi konusunda bu eğitim öğretim yılında da herhangi bir adım atılmadığını belirterek, okul kantinlerinde satılan ürünlerin hem pahalı hem de sağlıklı beslenme koşullarını karşılamaktan uzak olduğunu ifade etti.
"OKULLARIN FİZİKİ KOŞULLARI YETERSİZ"
Okulların büyük bölümünde sınıflarda klima bulunmadığını söyleyen Çalık, öğrencilerin özellikle sıcak havalarda kalabalık sınıflarda ders işlemek zorunda kaldığını belirtti.
FATİH Projesi kapsamında okullara yerleştirilen akıllı tahtaların büyük bölümünün artık kullanılmadığını ifade eden Çalık, birçok okulda kırık sıra ve masalar, perde eksikliği ile hijyen sorunlarının devam ettiğini söyledi.
Çalık, deprem nedeniyle yıkılan ya da güçlendirme kapsamına alınan birçok okulun inşaatının tamamlanamadığını, bazı okullarda koridorların bile derslik olarak kullanılmaya devam edildiğini dile getirdi.
"MESEM ÇOCUK EMEĞİ SÖMÜRÜSÜDÜR"
Mesleki Eğitim Merkezleri uygulamasına da değinen Çalık, "MESEM uygulaması mesleki eğitim değildir. Çocuk emeği sömürüsüne son verilmelidir" ifadelerini kullandı.
Ekonomik sıkıntılar nedeniyle çok sayıda öğrencinin erken yaşta çalışma hayatına yönlendirildiğini belirten Çalık, bunun eğitim hakkını ortadan kaldırdığını söyledi.
"ÖĞRETMENLER SÜRGÜN VE MOBBİNGLE KARŞI KARŞIYA"
Öğretmenlerin de ağır çalışma koşulları altında görev yaptığını belirten Çalık, norm kadro uygulamaları kapsamında yapılan yer değişikliklerinin birçok öğretmen için fiili sürgüne dönüştüğünü söyledi.
Artan kira fiyatları ve hayat pahalılığı nedeniyle öğretmen maaşlarının temel ihtiyaçları karşılamaya yetmediğini dile getiren Çalık, eğitim kurumlarında liyakat yerine sadakatin esas alındığını, bunun da yönetim krizini ve mobbing uygulamalarını beraberinde getirdiğini ifade etti.
Ücretli öğretmenlerin ve özel okul öğretmenlerinin ise düşük ücretlerle ve güvencesiz koşullarda çalıştırıldığını belirten Çalık, İzmir'in birçok ilçesinde yüzlerce ücretli öğretmenin görev yaptığını hatırlattı.
"EĞİTİM KAMUSAL BİR HAKTIR"
Açıklamanın sonunda taleplerini sıralayan Çalık, okulların fiziki altyapısının güçlendirilmesini, öğrencilere ücretsiz bir öğün yemek ve temiz içme suyu sağlanmasını, eğitimde fırsat eşitliğinin hayata geçirilmesini, yönetici atamalarında liyakatin esas alınmasını ve ihtiyaç duyulan alanlara kadrolu öğretmen ataması yapılmasını istedi.
Çalık, "Eğitim kamusal bir haktır. Parasız, bilimsel, laik, anadilinde ve cinsiyet eşitlikçi eğitim hakkı için mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz" dedi.



