Eğitim-Bir-Sen tarafından hazırlanan "Türkiye’de Eğitim Alanında Çalışan Kadın Kamu Görevlilerinin Analık Haklarına Yönelik Beklentileri Saha Araştırması’nın" sonuçları, Eğitim-Bir-Sen Genel Merkez Kadın Komisyonu Başkanı Sıdıka Aydın tarafından sendika genel merkezinde düzenlenen basın toplantısında açıkladı.
"Kadınlar doğumu neden erteliyor, anneliği neden tercih etmiyor" sorularına cevap bulmak için bu araştırmayı gerçekleştirdiklerini belirten Aydın, Türkiye’nin 81 ilinde, öğretmeninden akademisyenine, idari personelden yöneticilere kadar 15 bin 44 kadın eğitim çalışanının katılımıyla yaptıkları bu saha araştırmasının, kadınların yaşadığı sorunun bireysel değil, yapısal olduğunu ortaya koyduğunu söyledi.
Araştırmaya katılan kadınların yüzde 97’sinin, mevcut doğum izni süresini yetersiz bulduğunu aktaran Aydın, "Bu oran, neredeyse tam bir mutabakatla yaygın ve güçlü bir memnuniyetsizliği ve ortak bir sorunu ortaya koyuyor. Yani sahadaki kadınlar açıkça şunu söylüyor, 'Anne olmak istiyorum ama çalışma hayatı buna izin vermiyor. Bu şartlarda annelik sürdürülebilir değil'. Çıkan veri bize şunu göstermektedir, mevcut doğum izni politikası, sahadaki gerçeklikle örtüşmemektedir ve yeniden ele alınması gerekmektedir" diye konuştu.
BABALARIN İZİN SÜRELERİ YETERSİZ
Sıdıka Aydın, araştırmaya katılanların yüzde 93’ünün, doğum sonrası izin süresinin artırılmasını gerekli görürken, yüzde 90’ının doğum izninin doğumdan önce 8, doğum sonrası 52 olmak üzere toplam 60 haftaya çıkarılmasını talep ettiklerini de belirterek, "Bu sonuç bir ayrıcalık talebi değil, kadınların hem anne hem çalışan olarak var olabilme talebidir" değerlendirmesini yaptı.
Doğum izin sürelerinin, kadınların doğum sonrası fiziksel iyileşmesini, bebeğin gelişimini ve annenin psikolojik uyum sürecini karşılamakta yetersiz olduğunu vurgulayan Aydın, "Kadınlar doğumdan çok kısa bir süre sonra işine dönmek zorunda kalmakta; bebeğini, bakım sorumluluğunu ve vicdani yükü çoğu zaman yalnız başına taşımaktadır. Kadın kamu görevlilerinin doğum sonrası gelir-gider sorununu azaltacak, 'anne olmak mali kayıp üretiyor' kaygısını ortadan kaldıracak ve nüfus artışını destekleyen bakış açısıyla uyumlu olacak şekilde; doğum sonrası analık izin süresinin 16 haftadan 60 haftaya yükseltilmesi, sorumluluğun yarısını paylaşan babaların da babalık izin süresinin artırılması gerekmektedir" dedi.
"DOĞUM İZNİ STRATEJİK BİR POLİTİKA ALANIDIR"
Aydın, araştırmaya katılanların yüzde 70’inden fazlasının doğum izni sonrasında işe dönüş sürecinde yeterli destek görmediklerini ifade ettiğini belirterek, şöyle konuştu:
"Kadınlar doğumdan sonra aynı tempoyla, aynı beklentiyle, aynı iş yüküyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu durum, doğum izninin yalnızca bir süre meselesi değil, kadınların çalışma yaşamında kalıcılığını ve nitelikli istihdamını doğrudan etkileyen yapısal bir unsur olduğunu göstermektedir. Açık uçlu yanıtlar, bu memnuniyetsizliğin nedenlerini daha da görünür kılmaktadır. Kadınlar; doğum ve süt izninin anne sağlığı, bebeğin gelişimi ve aile bütünlüğü açısından yetersiz kaldığını, doğum sonrası dönemin fiziksel ve psikolojik yükünün çalışma hayatı ile dengelenemediğini açıkça ifade etmektedir.
Öte yandan araştırmamız çok önemli bir gerçeği de ortaya koymaktadır: Kadınların yüzde 81’i, doğum izninin iş ve aile hayatı dengesini kurmayı kolaylaştırdığını söylemektedir. Yani doğru planlanmış, yeterli ve güvenceli annelik hakları kadınların verimliliğini azaltmaz; aksine çalışma hayatını güçlendiren ve sürdürülebilirliği için temel bir araçtır. Bu çerçevede doğum izni politikaları, yalnızca yasal bir düzenleme alanı değil, kadın emeğinin korunması, annelik haklarının güvence altına alınması, iş-aile uyumunun güçlendirilmesi ve kamuda nitelikli insan kaynağının sürdürülebilirliği açısından stratejik bir politika alanıdır."




