Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, eski CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ve İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya'nın yargılandığı Kooperatif Davası'na ilişkin CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı'dan sert tepki geldi.
Yeni bilirkişi heyetine önerilen isimlerden birinin, AKP'den 2007'de aday adayı olduğunu vurgulanmış, 23 kişinin de bilirkişi olmayı reddettiğini açıklanmıştı. Salıcı, davada görevli bilirkişinin AKP'li kimliğinin davanın seyrini etkileyeceğini vurgulayarak, geçmişi hakkında da önemli detaylar verdi.
Salıcı, S.K.'nin aday adaylığının yanı sıra Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu üyeliği yaptığı sırada denetlediği Kalkınma Bankası'na lise mezunu oğlunun görevlendirildiğini açıkladı. Salıcı, "Bu bilirkişi tablosu ortadayken yargıya nasıl güvenelim?" diye sordu.
Salıcı, "İzmir’in seçilmiş başkanı yargılanıyor. Dosyayı kime teslim ediyorlar? İktidar partisinde siyaset yapmak istemiş bir isme. Sonra da dönüp diyorlar ki…'Yargıya güvenin.' Bu bilirkişi tablosu ortadayken mi? Tunç, Heval, Şenol beyler tutukluyken mi? Bu ve benzeri örnekler ortadayken… Nasıl güvenelim?" ifadelerini kullandı.

"NE TESADÜF, OĞLU O BANKADA İŞE BAŞLADI"
Salıcı'nın kaleme aldığı metnin tamamı şöyle:
"Bir bilirkişi var.
Sayın S.K.
Yıl 2007.
S.K. kolları sıvadı.
Milletvekilliğine başvurdu.
Şansı yaver gitmedi.
Partisinin genel merkezine takıldı.
Aday gösterilmedi.
Ama boşta da bırakılmadı S.K.
Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu’na (YDK) atandı.
Belki “uzayan kol bizden olsun” mantığıydı.
Belki hakkıydı.
YDK köklü bir kurumdu.
Cumhuriyet, YDK’yı 1938’de kurmuştu.
Emlakbank’taki altın skandalları…
Ziraat Bankası’nın New York şubesinde batırılan milyon dolarlık krediler…
Enerji ihalelerindeki usulsüzlükler…
Hepsi YDK’nın önündeydi.
YDK milletin parasını denetlemekle görevliydi.
S.K. o YDK’nın başındaydı.
Bir başdenetçi, Kalkınma Bankası’nda usulsüzlük tespit etti.
Basın, S.K.’nın devreye girdiğini yazdı.
Banka yönetimini rahatsız eden tespitler rapordan çıkarıldı.
Ne tesadüf, S.K.’nın lise mezunu oğlu bankada işe başladı."
"BİLİRKİŞİ BELİRLENENLERİN HEPSİ GÖREVDEN ÇEKİLDİ"
"Aradan yıllar geçti.
YDK, Sayıştay’a devredilmişti.
S.K. artık 80 yaşında emekli bir kamu görevlisiydi.
Mahkeme de Sayın Tunç Soyer’in, Sayın Şenol Aslanoğlu’nun ve Sayın Heval Savaş Kaya’nın da yargılandığı 65 sanıklı dosyaya bilirkişi arıyordu.
Tam 19 bilirkişiyle görüştü.
Hiçbirinden heyet oluşturamadı.
Ankara’dan dört üniversiteye yazı gönderdi.
Bir üniversiteden üç uzman belirlendi.
Hepsi görevden çekildi."
"TOPLAM 23 KİŞİ REDDETTİ"
"Gözler bir başka isme çevrildi.
Bir profesör, köşe yazarı.
İdeolojik duruşu, Tunç Soyer’in siyasi çizgisine uzak.
Hem de fersah fersah.
Profesör, köşesinde yargıyı eleştirmişti.
Tunç Soyer’in davası da siyasiydi.
O nedenle bilirkişi olmayı nazikçe reddetti.
“Fakat illa görev verecekseniz” deyip, şart koştu:
“Benden tam olarak neyi yanıtlamamı bekliyorsunuz?”
“Soruları netleştirin, somutlaştırın.”
Sorular netleşmedi.
Somutlaşmadı.
Toplam 23 bilirkişi…
“Ben bu işte yokum” dedi.
23 bilirkişinin elini sürmediği dosya, nihayet yeni sahibini buldu.
80 yaşındaki S.K. unutulmamıştı.
Bilirkişi olarak görevlendirildi.
Mahkeme, S.K.’yı yalnız bırakmadı.
Yanında iki bilirkişiyi daha görevlendirdi.
Fakat onlar da kendilerinden önceki 23 kişi gibi görevden çekildi.
S.K. yalnız kaldı.
“Ben bu işte yokum” diyen bilirkişi sayısı 25’e çıktı.
"TABLO BUYKEN YARGIYA NASIL GÜVENELİM?"
Yani…
İzmir’in seçilmiş başkanı yargılanıyor.
Dosyayı kime teslim ediyorlar?
İktidar partisinde siyaset yapmak istemiş bir isme.
Sonra da dönüp diyorlar ki…
“Yargıya güvenin.”
Ne zaman güvenelim?
Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde…
143 ülke arasında 118’inci sıradayken mi?
Cumhur İttifakı son genel seçimde yüzde 50’ye yakın oy almış.
Yargıya güven ise yüzde 30’u bile bulamıyor.
Kendi seçmeni dahi yargıya güvenmezken mi?
Bu bilirkişi tablosu ortadayken mi?
Tunç, Heval, Şenol beyler tutukluyken mi?
Bu ve benzeri örnekler ortadayken…
Nasıl güvenelim?
Bu memlekette namuslu hâkim de var, dürüst savcı da.
Mesele onlar değil zaten.
Bize “Yargıya güvenin” diyenler…
Yargıya güvenmek istemediğimizi mi zannediyorlar?
Müsaade etseler…
Bu ülke zaten yargıya güvenecek."




