İzmir’in Aliağa ilçesinde kapasitesi arttırılması planlanan Gemi Söküm Tesisi’ne dair ÇED süreci başladı. ÇED süreci kapsamında halkın katılım toplantısı gerçekleştirildi.
Katılım toplantısının ardından Türkiye Gemi Geri Dönüşüm İzleme Koordinasyonu ve DEM Parti Aliağa İlçe Örgütü açıklamalarda bulundu.
HER TESİS İÇİN AYRI BAŞVURU OLMASI GEREKİYOR
Türkiye Gemi Geri Dönüşüm İzleme Koordinasyonu, proje sahibinin Gemi Geri Dönüşüm Sanayicileri Derneği (GEMİSANDER) olmasına tepki gösterdi. Koordinasyon GEMİSANDER’in projeyi yürütmeyeceğini ve farklı şirketlerin projede yer aldığını belirtti. Her şirketin kapasitesi, gemi söküm türü olduğunu ve hepsinin farklı atık planları olduğunu dile getirdi. Bu sebeple her tesis için ayrı süreç yürütülmesi gerektiğini belirtti.
ÇED başvuru dosyasında projenin amacının ve konusunun belirsiz olduğu ifade edildi. Başvuru dosyasında atıklara dair veri bulunmadığı ifade edildi.

Koordinasyon tarafından yapılan açıklama şu şekilde:
Aliağa İlçesi’nde yer alan gemi söküm tesisleri, var olan biçimiyle çalışanlar, toplum ve çevre sağlığı açısından çok önemli bir tehlike kaynağıdır. Bu gemi geri dönüşüm tesislerinin üretim kapasiteleri, kullanım alanları sürekli arttığı halde şimdiye kadar ÇED Yönetmeliği’nden önce üretime başladığı kılıfı altında ÇED’den muaf tutulmuşlardı. ÇED muafiyeti dava konusu yapılmış, davanın süre yönünden reddedilmesi üzerine Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunulmuştu. Başvurunun yargılaması devam etmektedir. Diğer yandan tesislerin çevresel etki değerlendirmelerin yapılmamış olmasından dolayı, AB onayı verilmesine, Koordinasyonumuz tarafından Avrupa Komisyonu nezdinde itirazda bulunulmuş, verilmiş sertifikaların geri alınması istenmişti.
Şimdi çok önceden yapılması gereken ÇED süreci başlatılmış, bugün halkın katılımı toplantısı yapıldı. Bileşenlerimiz, sivil toplum kuruluşları ve meslek odaları tarafından sürece dair görüşlerini paylaştı. Ancak yapılan işin, hukuksuzluklara kılıf yaratma çabasından öteye geçemeyeceği endişesini taşıyoruz. Koordinasyonumuz adına görüş ve uyarılarımızı tekrarlıyoruz.
“Gemi Geri Dönüşüm Sanayicileri Derneği (GEMİSANDER” proje sahibi olamaz. ÇED Başvuru dosyasında proje sahibi olarak GEMİSANDER gösterilmiştir. ÇED Yönetmeliği’nin Tanımlar başlıklı 4.maddesinde “Proje sahibi: Projeyi gerçekleştirecek gerçek veya tüzel kişi” olarak tanımlanmıştır. Başvuru dosyasında projenin adı Gemi Söküm ve Gemi Geri Dönüşümü Faaliyeti Alan Artışı Projesi olarak gösterilmiştir. Projeyi yürütecek olan GEMİSANDER değildir, farklı farklı şirketlerdir. Her şirketin ayrı tüzel kişiliği bulunmakta, söktükleri gemi miktarı, gemi türleri koşulları, kapasitesi farklı, farklıdır, hepsinin ayrı atık planı vardır. Gemisander sadece gemi söküm şirketlerinin temsilcilerinden oluşan bir dernektir, gemi sökümü yapan bir firma değildir.
ÇED Başvurusunun öncelikle bu nedenle reddedilmesi ve her bir tesis için ayrı süreç yürütülmesi gerekmektedir. Projenin amacı ve konusu belirsizdir; ÇED Başvuru dosyasında, projenin amaç ve konusu belirsizdir. Hiçbir saha çalışması, atıklara ilişkin hiçbir veri bulunmamaktadır. Başvuru dosyasında, Projenin konusunun, kıyı bölgesinin söküm faaliyetleri sebebiyle rüsübat ile dolduğu, bu kapsamda kullanım alanları oluştuğu ifade edilmiştir.
Üye firmalar tarafından gemi söküm faaliyetleri mevcut durumda var olan ekipmanlar ile sürdürülmekte olduğu; kapasite ve ekipmanları değişmeyeceği; kıyı kenar çizgisinin deniz tarafındaki kullanım alanının genişletilerek alan artışı yapılması planlandığı ve bu alanda sabit bir yatırım bulunmadığı belirtilmiştir. Buna göre; hâlihazırda yürütülen faaliyetler için ÇED başvurusu yapıldığı anlaşılmaktadır.
ÇED başvuru dosyasında; seçilen gemi söküm yönteminin (baştankara) risklerine ilişkin bir değerlendirme ve kuru havuza geçiş için bir taahhüt yoktur. Alanın jeolojik ve hidrojeolik özellikleri ve doğal afet durumu hakkında değerlendirme yoktur. Flora ve Fauna özellikleri ve Hava Kalitesi hakkında kapsamlı bilginin ÇED raporunda sunulacağı belirtilmiştir. Toprak özellikleri ve su kullanımı hakkında genel bilgiler verilmiştir.
Bölgenin çevresel durumunun tespitine yönelik yapılan daha önceki çalışmalarda toprak, su ve hava kirliliğine ilişkin önemli bulgular tespit edilmiştir. Gemi söküm faaliyetlerinin Aliağa ilçesinde önemli bir kirletici kaynak olduğu açıktır. İlgili mevzuat kapsamında yönetmelik maddeleri ve genel iş akışı verilmiş ancak istenen hususların nasıl yerine getirildiğine/getirileceğine dair ayrıntılı bir açıklama bulunmamaktadır.
Atık yönetimi, atıksu altyapısı, çevre kirliliğine karşı alınması gereken önlemler yüzeysel olarak verilmiş, tesis bazında herhangi bir bilgi verilmemiştir. Verilen bilgiler gerçeği yansıtmamaktadır.
Tehlikeli Madde Envanter Raporlarının kim tarafından hazırlandığı, kimler tarafından ve nasıl kontrol edildiği açık değildir. İHM deki bilgileri doğrulayacak bir mekanizma yeterli değildir. Geminin fiziki incelemesi için ayrılan süre, inceleme ekibinin kaç kişiden oluştuğu, uzmanlıkları sorgulamaya açıktır.
Çevre ve Sosyal Yönetim Planında işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili verilen taahhütler gerçeği yansıtmamaktadır. Tesislerde alınan önlemlerin yetersizliği bildirilen iş kazalarından ve iş cinayetlerinden anlaşılmaktadır.
Aliağa’daki gemi söküm sektörünün; kuru havuz gibi tam koruma sağlayacak altyapı dönüşümlerine, gerçek anlamda yürütülen bir ÇED süreciyle desteklenen güçlü bir çevresel izin ve denetim sistemine, ayrıca işçi sağlığı alanında şeffaflık, etkin koruma ve meslek hastalıklarının tanınmasına ihtiyacı vardır. Bu koşullar sağlanmadan yürütülen bir ÇED sürecinin göz boyamadan ibaret olduğu açıktır.
Aliağa bölgesindeki gemi söküm çalışmaları başta olmak üzere, kentte insan ve çevre sağlığını tehdit eden tüm çalışmaların bilime, hukuka, kamu ve çevre sağlığına uygun hale getirilmesi nihai hedefi ile kararlılığımızı bir kez daha kamuoyu ile paylaşıyoruz.
Şimdiye kadar işlenen çevresel suçların üstünü örtmek için oynanan oyunları ifşa etmeye, gereken yasal başvurulara yapmaya devam edeceğiz.




